İş dünyasının renkli simalarından Koç Holding İdare Meclisi Üyesi Sevgi Gönül, ülkenin gelişimi açısından politikacılara, sivil toplum örgütlerine ve vatandaşa büyük görevler düşmesine rağmen bu sorumluluğun bilincinde olmamalarını eleştirdi. Gönül, devletin bu kadar banka ve sanayi kuruluşunu barındırmasının politikacılara yaradığına dikkat çekti. Buraları, babalarının çiftliği gibi kullandıklarından şikayet eden Gönül, vatandaşın da yeterli bilince sahip olmadığını belirtti. Beşiktaş Belediyesi'nde Meclis Üyesi ve ANAP üyesi olan Sevgi Gönül sorularımızı cevaplandırdı:
* Türk siyasi hayatının temel sorunları nelerdir?
Parti başkanları, akıllı ve politik davrandıkları müddetçe partilerinin başında kalabiliyorlar. Partilerde 3-5 tür insan var. Hakikaten hizmet vermek isteyenler var, hem hizmet verip hem de başkanı çok pohpohlayan yağcı tipler var. Hakikaten iş yapacak ama pohpohlamaya karakteri müsait olmayan tipler de var. Bunlar hep geri planda kalmak zorundadırlar. Dolayısıyla bu tip insanlar, her partinin içinde var.
* Bu durum nasıl çözülür?
Devlet sorunları azaldığı müddetçe partilerde 2. veya 3. sıraya düşecektir. Devletin elinde bu kadar bankanın, sanayi kuruluşunun olması politikacılara da buraları babalarının çiftliği gibi kullanma hakkını vermiş. Bireysel politikadan toplumsal politikaya geçilmesi gerekir.
* Sizce devletin en önemli sorunları nelerdir?
Devlet yapısıdır. Devletin yeniden ve düzgün yapılanması siyaseti kolaylaştıracak ve düzgünleştirecektir. Bu bence en önemli sorundur. Çok pahalı bir iş olması da sorundur. Oyları bile parayla satın alıyorsunuz. Seçimler için harcanan para ile kaç okul yapılır, kaç fakir doyurulur, hasta bakılır.
* Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun bir devlet yapılanması nasıl olmalı?
Öncelikle küçülmeli. Vergi toplamasını bilmeli ve bunları doğru yerlerde kullanabilmeli. Eğitim, sağlık ve adaleti yoluna soktuğu zaman iyi bir denetleme mekanizması olabildikten sonra başka birşey yapmasına gerek yok. Bunu niye yapamıyorlar bilemiyorum. Özelleştirmelerden sonra daha da küçülmüş olacak. Biraz da bürokrasiyi particilikten kurtarabilirlerse, çok daha iyi fikirler bakanlıklardan gelebilecektir.
* Gözlemlerinize göre Türkiye'de politika nasıl yapılıyor?
Başka işiniz olmayacak. Bütün bölgenizdeki halkla temasınız olacak. Sünnet düğünlerinden dernek toplantılarına kadar her yere gideceksiniz. Okul ve hasteneler doğru düzgün çalışmadığı için sizi seçen halk bir işini yaptırabilmek için size gelmek mecburiyetinde. Türkiye'de politika böyle yapılıyor.
* Peki, nasıl yapılmalı?
Bireysel ilişkilerden dolayı seçilmeniz doğru değil. Partinizin yaptığı müspet ve menfi işlerden dolayı seçilmeniz gerekir. Bireylerin sorunlarını halletmek yerine hastane veya okul sisteminin sorunları halledilmeli. İşi geniş çapta yapmak gerekir.
* Toplumsal politikada vatandaşın üzerine düşen görevler nelerdir?
Bizim vatandaşımız da kendini hiç bilmez, bilinçsizdir. Sokağını bile çöp sepeti gibi kullanır. Terbiye, nezaket diye birşey yok. Bence vatandaş en büyük günahkar. Bazıları hakları olduğu halde haklarını arayamazlar, bazıları haksız oldukları halde her türlü hakkı almak isterler. Depremde, vatandaşın sinekten yağ çıkarmaya çalışır halini gördük. Herkes ağlamaya alışmış. Devlet ve vatandaş da karşılıklı olarak birbirlerini suiistimal ediyorlar. Şirkette, personelimizi sağlık sigortası yaptırdık. Başı ağrıyan MR makinasına girdi. Bunu zapt-ı rapta aldık. Bu kadar suiistimal edilmez ki.
Artık yaşım başka asilikler yapmaya müsait değil. Ama politikaya girmem bize çok zarar verdi. Tansu Hanım bize çok karşı çıktı. Hiçbir sebep yokken, 'kartel işadamları' gibi BRT'de aleyhimize bir sürü yayın yaptırdı. Her fırsatta karalamaya çalıştılar. Sürekli suçlanmak bizi çok rahatsız etti. Çünkü biz öyle kötü kişi olmak istemiyoruz. Bu durumda, asiliğimin cezasını bir yerde çekmiş oldum.
* ANAP'ta idari bir göreve geçmeyi düşünmüyor musunuz?
Hayır. Teklif de gelmedi. Milletvekilliği sıralaması yapılırken Başkan çok suçlanıyor. Herkes birinci sıraya yazılmak istiyor. Parti Başkanı iyi veya kötü birini seçmek zorunda. Bu durumda tabanı olan milletvekillerini tercih ediyor.
* Koç'un son dönem atılımlarını nasıl buluyorsunuz?
Türkiye'nin ve dünyanın gittiği bazı yönler var. İletişim ve enerji gibi sahalara girmeye çalışıyoruz. Bazı işlerini kapatarak, bazı stratejilerini değiştirmek zorunda.
Medya, politikacılarla halkın arasını kopardı. Halkın da politikacılara çok güveni olmadığı için tukaka durumuna düşürdü. Halbuki benim nezdimde politikacılar Türkiye'de sivil örgüt yapılanması içinde en iyi örgütlenmiş kesim.
* Diğer sivil toplum örgütlenmelerinde yapılanma hatası mı var?
Tabipler Birliği, Mimarlar, Mühendisler Odası ve Barolar Birliği doğru dürüst çalışmıyor. Bence politikacılardan daha çok çıkar peşindeler. İşe yaramayan insanlar buralara girmişler, dernekleri kullanmışlar. Hem kendileri birşey yapmıyorlar hem de politikacıları küçümsüyorlar.
* Sizce bu duruma en uygun çözüm nedir?
Daha bilinçli insanların buralarda görev yapması gerekiyor. Bu iş profesyonelce yapılmalı. Bu memleket devletçilik yapısı üzerine kurulmuş. Demokraside devletçilik olmaz. Yapılan bazı yanlışlar ve hatalara karşı çıkabilmek için sivil toplum örgütlerinin sesini çıkarması lazım. Bugüne kadar herkes bireysel olarak çıkarmış. Örgütlerde dürüst olmamışlar.
* Hâlâ Kültür Bakanı olmak istiyor musunuz?
Bu yaştan sonra hiçbirşey olamam. Politika meşakkatli bir iş. Girdiğiniz zaman aile hayatınız ve saat mefhumunuz kalmıyor.