Ancak Camp David, iki gündür 22 yıldır oynamadığı bir rolü oynuyor. İki Ortadoğu liderini buluşturuyor. Bütün kozlarını öne sürecek olan İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Filistin lideri Yaser Arafat arasındaki görüşmelerin sonucu Ortadoğu'nun kaderini belirleyecek: Barış ya da savaş... Yedi yıldır bir kesilen bir başlayan Camp David'deki İsrail-Filistin görüşmeleri Ortadoğu haritasını yeniden şekillendirebilir.
Camp David'in başarılı olması anlaşmazlıkların çözümlenmesi anlamına gelecek. İsrail'in antik dönemlerden beri talep ettiği toprakları Filistin'e bırakacak ve Filistin egemen bir devlet olacak. Ancak askerden ve silahtan arındırılmış Filistin devleti, sonsuza kadar kendini savunma hakkından vazgeçecek.
Zirve bir anlaşmaya varılamadan sona ererse bu bölge için bir felaket olacak. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, her iki taraf da sonbahardan itibaren başlaması tahmin edilen kanlı çatışmalara hazırlık yapıyor. Böyle bir gerilla savaşı ilişkileri birden 60'lı 70'li yıllardaki savaş ve huzursuzluk günlerine çevirebilir. İsrailli üst düzey bir komutan, "Müzakereler başarısızlıkla sonuçlanırsa bunun anlamı savaş demektir" diyor.
Taraflar tüm konularda anlaşmaya varamayabilir. Ancak masadaki bazı sorunların çözümünü öngören kısmi bir çerçeve anlaşma imzalayabilirler. Bu yol kanlı çatışmaları erteleyebilir ancak geçici bir süre...
Zirvenin kararlaştırılmış resmi bir son tarihi yok. Öte yandan resmi olmayan tarih 19 Temmuz. Çünkü Clinton, G-7 Zirvesi için Japonya'ya hareket edecek. Ancak taraflar Clinton'ın yokluğunda da görüşmelere devam edebilir. Bu yüzden de son tarih 13 Eylül. Filistin hiçbir anlaşmaya varılamazsa bu tarihte devletini tek taraflı olarak ilan edeceğini duyurmuştu.
Öte yandan basına kapalı yapılan Camp David görüşmelerinden alınan her türlü önleme rağmen haberler sızdı. Bir istihbarata göre Clinton, Arafat'ı tatmin etmek için yüklü miktarda para önerdi. Miktarın ne olduğu bilinmiyor. Ancak Filistin tarafı Clinton'dan daha önce 40 milyar dolar istemişti.