


Baz istasyonu cinayeti
Beş yaşındaki çocuğun eline dolu bir silah vermenin yanlışlığını kimse tartışmaz.
Üç yaşındakilere keskin bıçaklar dağıtmanın da öyle.
Cinayetle eşdeğer eylemlerdir bunlar.
Çünkü çocuklar, bu aletlerin gerektirdiği sorumluluğu taşıyacak kadar olgunlaşmamışlardır.
Bıçağı sadece soğan doğramak için kullanma bilincinden yoksundurlar.
Bu yüzden, ellerine tutuşturulan aletlerle, kendilerine ve başkalarına zarar verirler.
***
Toplumların da olgunluk dereceleri var. Gelişmiş ülkelerin icad ettiği bir teknoloji, buna hazır olmayan toplumların elinde öldürücü silahlara dönüşebiliyor.
Çünkü gelişmiş toplum, o teknolojik düzeye varırken, bileşik kaplar gibi hukuk ve ahlaki değerler sistemini, kamu sağlığı kavramını da geliştirmiş ve birey haklarını güvence altına almıştır.
Bunları görmezden gelir ve parayı bastırarak sadece teknolojik icadı alırsanız, kepazelikler çıkar ortaya.
Örnek mi?
İşte cep telefonlarının baz istasyonları meselesi.
***
Baz istasyonlarının insan sağlığına verdiği zarar biliniyor.
Kansere kadar varan tahrip edici etkileri var.
Bu yüzden Batı ükelerinde şehir dışına kuruluyor bunlar.
Bizde ise şehir içindeki evlerin duvarlarına, çatılarına konuyor.
Basın işin üstüne gitmese, kimsenin de ruhu duymayacak.
Kanser olan çocukların acısına "Kader!" deyip geçeceğiz.
***
Cep telefonu teknolojisini icad eden toplumlar, başka alanlarda da gelişmiş.
Bu teknolojinin daha geri toplumlara transferi; çocukların eline silah vermeye benziyor.
Bu yüzden teknoloji transferi, çağımızın en büyük belalarından biri.
Üstelik yalnız cep telefonu ve insan sağlığı konusunda geçerli değil bu.
Bedenleriniz ve ruhlarımız tehlike altında.