


Ölü toprağı
Trafik terörüne kurban verdiğimiz Selin'in babası Boray Uras, üç gün önce yürüyerek Ankara'ya girerken...
Heyecandan bir ara gözleri yaşardı.
Anladık ki onun kafasında hâlâ "eski Ankara" var.
Ankara Ankara, güzel Ankara
Seni görmek ister her bahtı kara
Senden yardım umar her düşen dara
Yetersin onlara güzel Ankara.
Hayal kırıklığına uğramasın diye... Uyarmak istedik:
- Hani kırlarda ilerleyen bisikletin lastiğine bir diken batar da, lastik "fıs" diye iner ya... Şimdi endişe ederiz ki... Ankara size "iyisiniz, hoşsunuz... yerden göğe haklısınız" der... Siz dönünce ise... Yine her şey eski hamam, eski tas oluverir. İşte bu nedenledir ki, inancınızın... Heyecanınızın... Fıs diye inivermesinden korkarız.
***
Ankara'ya sanki "ölü toprağı" serpilmiş.
Ankara, "toplumu heyecanlandırmıyor."
Sadece bir örnek...
AB Adalet Divanı, bir Türk'ün (Abdülnasır Savaş) açtığı dava üzerine 11 Mayıs'ta bir karar verdi.
Kararın özü:
- 1973'ten bu yana, AB ülkelerinin, Türkiye ile ilgili olarak koyduğu kısıtlamalar (işverenlere ve serbest meslek mensuplarına vize) geçersizdir... Ve bu karar bağlayıcıdır.
Biz bunu tam "37 gün sonra" yazdık. (17 Haziran)
Herkes "heyecanlandı."
"Dışişleri" aynı gün şu tepkiyi verdi:
- Bu karar hukuki bir tespit olup, bağlayıcı değildir. (18 Haziran-Gazeteler)
Dışişleri "ertesi gün" aynı tepkiyi tekrarladı. (19 Haziran-Gazeteler)
Ve "heyecan" bir anda, fıs diye sönüverdi.
***
Üçüncü gün "farklı bir şey" oldu.
Dr. Harun Gümrükçü Hamburg'dan, Prof. Dr. Faruk Şen Essen'den, Dışişleri Bakanı İsmail Cem Ankara'dan seslerini yükselttiler:
- Bu karar çok önemlidir... Ve bağlayıcıdır.
Aynı gün biz de "mahkeme kararının fotokopisini" yayınladık.
Karardaki "bağlayıcıdır" ifadesini duyurduk.
Yine herkes "heyecanlandı."
TOBB Başkanı Fuat Miras "Bu hakkımız için mücadele verelim" dedi.
Sanayi Odası Bakanı Zafer Çağlayan "Eylem Planı" hazırladı.
Ama Ankara dedi ki "eyleme... Batı'yı ürkütmeye gerek yok... Bu işi yazışmalarla çözeceğiz."
Yani "heyecana" bir diken... Ve fıs diye inen lastik.
***
Bütün bunlar olup biterken "bir şeyi" dehşetle fark ettik...
Devlette olsun, AB konusuyla uğraşan sivil toplum örgütlerinde olsun, özel sektör kuruluşlarında olsun "yöneticilerin çoğu" şunu bilmiyorlardı:
AB Adalet Divanı kararlarının "bağlayıcı" olduğunu.
"Ulusal hukukun üstünde" olduğunu.
***
Abdülnasır Savaş kararı, AB Adalet Divanı'nın "Türkler'le ilgili" 18. kararı.
Daha önce verilmiş 17 karar daha var.
Salih Zeki Sevince kararı... Kazım Kuş kararı... Selma Kadıman kararı... Ahmet Bozkurt kararı gibi.
Merak eder dururduk:
"Bu kararların getirdiği haklar ile ilgili kavga neden yeterince verilmiyor" diye...
"Nedenini" şimdi anladık.
Kavga "bilgiyle" verilir.
Bilgisi olmayan ise ne "mücadeleye girebilir" ve ne de "halkı heyecanlandırabilir."
***
Sorunun tek çözümü var "eğitim."
Bir yandan üniversitelerimizde "Avrupa Kürsüleri" açarken... Bir yandan da Avrupa'da bir "Türk Üniversitesi" kuralım.
***
Selin'in babası Boray Uras "kulağımıza" eğilip dedi ki:
- Biliyorum... Haklısınız...
Keşke haklı olmasak.