|
|
RUHAT MENGİ(rmengi@sabah.com.tr
)
|
  
Türk genlerinin sırrını çözmek...
Mesut Yılmaz gen şifrelerinin çözülmesi konusunda "Asırlardan beri millet olarak bizi birbirimize düşman eden toplumsal genlerimizin sırrını kim çözecek onu bilmiyoruz" demiş, ne kadar haklı. Sadece bizi birbirimize düşman eden değil, sonucunu bile bile hata yapmaya devam eden, ölüme gideceğini bilerek sürat yapan, kendisine milyonlarca dolar turizm geliri sağlayacak tarihini, kültürünü sular altına gömen, depremde yıkılan evleri yapan firmalara yenilerinin yapımını teslim eden, bütün ormanlarının tek tek yanmasına seyirci kalan, yanmayanları plansız projesiz keserek yerine hilkat garibesi yapılar inşa eden, tarihi kalelerinin içini gecekondu yığını haline getiren, turistleri kaçırmak için en turistik beldelerinde gece 12'den sonra eğlence yasağı koyan, dedikoduyla beslenen ve gençlerine TV'lerinde 24 saat gece hayatı ile başı boş yaşamı en cazip yaşam tarzı olarak sunan Türk kafa yapısını oluşturan genleri hiç şüphe yok ki tüm profesörler biraraya gelseler çözmekte çok zorlanacaklar.
Şu "Bodrum'da 24'den sonra müzik yasağı" konusundan daha saçma birşey duydunuz mu hiç? İki yıldır "Turizmimiz ölüyor, PKK, deprem derken turistleri kaçırdık, yandık bittik" diye ağlaştık, tam turizm canlandı, turistin en sevdiği yerde eğlence yasağı koyduk. Aslında aynen, bizden sonraki kuşakların da serveti olan kültür değerlerimizin üzerine baraj yapma kararı gibi, Türkiye'nin kalkınma hızını arttıracak en önemli gelirlerden birinin önünü tıkama kararları da bu kadar kolay verilememeli. Bir ya da birkaç kişiye ait olmamalı.
Bodrum kadar turistik bir yerde böyle bir kararın nasıl olup da sadece İçişleri Bakanlığı'nın yetkisinde olabildiği sorusunu Turizm Bakanı Erkan Mumcu şöyle cevaplıyor: "Çevre Kanunu gece 12'den sonra 90 desibeli aşacak sesi yasaklıyor. Çevre Bakanlığı il örgütlerinin bulunmadığı yerlerde uygulamayı İçişleri Bakanlığı, dolayısıyla polislerin yapması bu yanlışları doğuruyor. Gidip hoparlörlerin dibinde ölçüm yapıyorlar. Ben de sizinle aynı fikirdeyim, Bodrum dinlence yeri olmaktan önce eğlence ve turizm merkezidir. Bu tür yasaklar bize zarar veriyor."
Şu anda karar yetkisi onda olduğuna göre İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın, sırf geri adım atmış olmamak için ısrarı sürdürmemesi ve bu anlamsız yasağı derhal kaldırması gerekiyor. Yunanistan (her ne kadar şimdi daha dost isek de) tüm adalarıyla, bizim turistimizi kucaklamaya hazır bekliyor, unutmasın!
Oral'dan "ekonomi' garantisi
Basında ekonominin düzeldiğini, enflasyonun düştüğünü, iş dünyasının gidişten memnun olduğunu okuyoruz. Oysa bu arada bazı sanayiciler, işadamları da konuşmalarında "Ekonomi bıçak sırtında", "Tehlikeli bir dönemeçteyiz", "Basın öyle diyor ama inceleyin bakın durum çok iyi değil" gibi sözler sarfetmekten geri kalmıyorlar.
Acaba ekonomi gerçekten iyiye gidiyor mu?.. Bu soruyu Maliye Bakanı Sümer Oral'a sordum. Ekonominin durumu hakkında şüphe yaratanların haksızlık ettiğini söyleyen Bakan moralimi net bir açıklamayla düzeltti. Siz de benim gibi gerçeği merak ediyorsanız okuyun bakın:
"Bu programı uygulamaktan başka çaremiz yok. Türkiye'nin bütçesi, kamu maliyesi tamamen tıkanmış. IMF'yle stand by anlaşmasına dayanan bir program uygulanıyor. Programdan sonra enflasyonda seri bir düşüş olmuş. Faiz dışı bütçe fazlası programın en duyarlı unsuru; hedefin yüzde 45 önünde gelişmiş. Gelen IMF heyeti yaptığı toplantıda programın hedeflenenden iyi gittiğini belirtmiş.
Türkiye 2000 yılına girerken karşı karşıya olduğu dengeler ortada. Bunlar bir defada düzelemez ama düzelen çok şey var. Devletin iç borçlanma maliyeti geçen yıl yüzde 120-130 iken, bu yıl yüzde 30-40.. Dışardan borçlanamaz iken Japonya'dan, EURO piyasasından, dolar piyasasından borçlanılıyor. Enflasyon son on yılda hiç böyle istikrarlı bir düşüş trendi göstermedi."
Oral sözlerini "Bu programı zedelersek sıkıntıyla karşılaşırız" diyerek bitirdi.
Sümer Oral'ı dinledikten sonra içimde hiç bir kuşkunun kalmadığını hissettim. Keşke bütün bakanlar verilen kararların doğruluğundan onun kadar emin olsalar. Nasıl rahat eder, huzura kavuşurduk düşünsenize!
Bravo Ankara!
Salı günü "Boray Uras Ankara'ya yaklaştı. Yol boyunca ona gereken desteği veremedik. O hepimiz adına yürüyor, Ankaralılar karşılamalı" demiştim. Karşılama tam olması gerektiği gibi yapıldı. Özel izinle Ata'nın huzuruna çıkması, çelenk koyması, Anıtkabir defterine duygularını yazması, devletin de yardımcı olarak her türlü kolaylığı göstermesi hepimizi mutlu eden gelişmelerdi.
Burada anlaşılmayan tek nokta Meclis Başkanı Akbulut'un kendisini ziyaret eden Boray Uras'a "Başkan Vekili Sökmenoğlu'nun önergesinin kabul edildiği"ni tekrarlamasına rağmen TBMM'nin Trafik Yasası'nı görüşmeden tatile girmesi. Murat Sökmenoğlu Meclis'in bu yasayı çıkardıktan sonra tatile girmesini önermişti. Bu nasıl kabul?
Ve ayrıca.. Her yaz sorduğumuz soruyu tekrarlayalım; Türkiye gibi, her gün halletmesi gereken yüzlerce sorunu olan ve zaten yıl içinde her fırsatta 5-10 günlük bayram, seyran tatilleri yapan bir ülkede üç ay Meclis tatili biraz uzun (ve hatta komik) değil mi?
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|