kapat

30.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr )


Ormanlar durmadan yanıyor!
Köylüsü durmadan fakirleşiyor!
Partili durmadan zenginleşiyor!
Bakanlık durmadan şişiyor!

Gazete köşe yazılarının başlığı kaç kelime olmalı? Yazarın ferasetine, duygusal zekâsına kalmış. Oturaklı anlatımı bulabilirse en ideali tek kelime... Kısa başlık okuyucuya saygıdır. Okuru yazıya katıp, ateşleyebilmenin en etkili yoludur.

Bugün koyduk 12 kelime...

Dört cümle...Roman oldu...

Beni bağışlayın...

Okurların anlayışı, algılaması, idrak ve dikkati zayıftır demek istemiyorum. Orman Bakanlığı'nın anlayışı kıt, idrakleri savruk, algılamaları taşlaşmış, dikkatleri pörsümüş demeye getiriyorum...

Anlasınlar istiyorum...

Ortada bir proje, köklü çare...

Bir radikal çözüm, bilimsel adım

Bir vatansever yaklaşım yok...

***

İşte belgelerle saptanmış yalın gerçek: Ormanlarımız 1937'den beri yani 63 yıldır durmadan yanıyor. Fakat Orman Bakanlığı kadroları 63 yıldır durmadan artıyor, şişiyor, çoğalıyor. Orman köylüleri 63 yıldan beri durmadan fakirleşiyor. Fakat orman kasaba ve şehirlerindeki parti yandaşı kodomanlar ise ormanın sırtından zenginleştikçe zenginleşiyor.

Bu ne korkunç sömürüdür?

Bu ne koyu sefilliktir?

Nasıl oluyor da; 63 yıldan beri Türkiye'nin ormanları her yıl yakılıyor. Yangınların yüzde 98.5'i bizzat orman içinde yaşayanlarca çıkartılıyor. 1937 yılında ülke topraklarının yüzde 36'sı ormanken bugün yüzde 11'e düşüyor. Bakanlığın kadrosu, makam arabası, lojmanı, tatil köyü, binek otosu, jipi, uçağı durmadan artıyor.

1937'de bakanlık kadrosu...

5 bin kişi, bugün 23 bin 500 kişi.

Hem orman azalıyor.

Hem kadro şişiyor.

Ormanı yağmalamak, orman köylüsünü yoksullaştırmak, orman kasabalarındaki parti teşkilatı kodamanlarını zenginleştirmek için şişiyor kadrolar. Şu sefilliğe bakın: Ankara'da Orman Bakanlığı, bölgelerde Orman Bölge Müdürlükleri, onlara bağlı İşletme Müdürlükleri ve işletme müdürlüklerine bağlı Orman İşletme Şeflikleri... Bu da yetmiyor, 5 yıl önce ayrıca bir de 100-150 kişilik yeni kadrolarla Orman Bakanlığı Bölge Müdürlükleri de kuruluyor. Mühendisler ve teknik elamanlardan oluşan işletme şeflikleri hariç diğer birimlere çoğunlukla partililer dolduruluyor.

Yakılıyor ormanlar.

Kadrolar ise şişiyor.

Ülkedeki toplam 932 ilçenin yaklaşık 600'üne yayılmış Orman Bakanlığı Teşkilatı şişip, büyüdükçe orman köylerinde yaşayan 10.5 milyon insan tersine yoksullaşıyor. Fakat bu 600 ilçenin parti teşkilatlarını elinde tutan yöneticiler ise ormanın sırtından zenginleşiyor. Parti teşkilatındakiler, o ilçenin kereste tüccarları, ağaç parke atölyesi sahipleri, keresteyi taşıyan taşımacılık şirketlerinin kurucularından oluşuyor. Orman Teşkilatı'nın yöneticileri de çoğunlukla Ankara'daki parti tarafından atanıyor. Ormandan resmi kesim yoluyla elde edilen tomruklar anlaşmalı ihalelerle piyasa değerinin 10 kat altında kapatılıyor.

Tomruk piyasada 10 lira...

Orman ihalesinde 1 lira..

Aradaki 9 lira parti teşkilatı önde gelenleri, orman teşkilatı önde gelenleri ve tomruğu alıp keresteye çevirerek şehre satan yerel işadamları arasında paylaşılıyor. Bugün orman içlerinde kaçak elektrik kullanarak parke taslağı işleyen yüzlerce atölyenin varlığından söz ediliyor. Orman köylüleri eğer ormandan bir ağaç kesip satmaya kalkarlarsa onlar kaçakçı damgası yiyor, hapise atılıyor. Bügün Karadeniz Bölgesi'nin en yoksul insanlarını Karadeniz orman köylüleri, Akdeniz Bölgesi'nin en yoksul insanlarını Akdeniz orman köylüleri, Ege ile Trakya'nın en yoksul insanlarını da Ege ve Trakya orman köylüleri... Orman kendisinin olmayınca, üstelik onun yüzünden şuçlu durumuna düşünce köylü de ormana düşman oluyor.

Ve bu pis düzen sürüyor.

Ortada bir proje yok...

BAKAN TÜRK:
"Elimden gelen budur"

Adalet Bakanı Prof. Dr. Hikmet Sami Türk, bu köşede yayınlanan "Polis polis olsa...Adalet bakanı bakan olsa..." yazıları üzerine dün aradı ve "Elimizden geleni yapıyoruz. Mafyayla mücadele bir bütün. Yılların birikimi var. Cezaevleri kapasitesini artırıyoruz. Personeli eğitmeye çalışıyoruz, cep telefonları çalışmasın diye cezaevlerinin etrafını manyetik alanla kaplamaya, cezaevi personelinin maaşını artırmaya ve cezaevleri yönetimini çift başlı olmaktan kurtarmaya çalışıyoruz" dedi. Okurlarıma duyururum.

Polis Polis olsa!

Adalet adalet olsa! Ne Çakıcı kalır, ne Nuriş!

Polis örgütü 170 bin kişi. Polislerin çoğu dürüst, namuslu, adaletten yana insanlar. Başlarında Sadettin Tantan gibi cesur, tarafsız olduğu söylenen bir İçişleri Bakanı var. Emniyet müdürleri onların yardımcıları, komiserler, iyi öğrenim görmüş, kurstan, seminerden geçirilmiş polis kadrosu; karakolları, zırhlı arabaları, otomobilleri, ellerinde tomsonları, bellerinde silahlar, arkalarında kanunlar, savcılar, hakimler, 65 milyon vatandaş...

Vatandaş polise saygılı..

Fakat Nuriş hiç çekinmiyor.

Çakıcı hiç tınmıyor.

Polis, polis olsa...

Adalet Bakanı, bakan olabilse...

İçişleri Bakanı, bakan olabilse...

MİT, MİT olabilse...

Jandarma, jandarma...

Hakimler hakim...

Avukatlar avukat..

Çakıcı da bu cüret, Nuriş de bu cesaret olabilir mi?

Cevap bekliyorum.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır