Şimdi yazacaklarım tamamen bir tüketici şikayetidir.
Digitürk'ün yayına geçtiğini öğrenince başvurup evime bağlanmasını istedim.
Gelip taktılar, tarifeyi de söylediler. 8 milyon lira aylık aidat, 5 milyon lira da sabit ücret. Ayrıca 6 paralı kanal var, film başına 2 milyon. Kaç film seyrederseniz o kadar ödecek.
İlk birkaç gün iyi gitti. 10'u görüntüsüz müzik kanalı toplam 78 kanal vardı. Derken kanallar azaldı. Açıp sordum, telefonda bazı ayarlamalar yapıldı. Ama sistem bir türlü oturmadı. Bir gün açıyorum 28 kanal var, bir gün 35 oluyor, sonra 48'e çıkıyor.
Bir de üstüne paralı kanalda "Limiti aştınız" uyarısı çıkmaya başladı, film izleyemez olduk. Sanki parasıyla değil ya da ödeyemeceğim sanılıyor. Soruyorum "Olmaması gerek" diyorlar. "Biz birini göndereceğiz" sözünü veriyorlar.
Sonunda "Bizim bu işleri becermemiz için daha çok zaman geçmesi gerek" diyerek "Gelin sökün" dedim. Onu da yapmadılar. Şimdi kendim sökeceğim, ama ay sonunda telefon faturası içinde hesap gelecek, farkında olmadan bir de para ödeyeceğim.
Bu süre içinde Digitürk'ün hiçbir üst düzey yetkilisini aramadım, tam bir müşteri gibi belirledikleri telefonlarda oturan görevlilerle konuştum. Görmek istediğim müşteri hizmeti gerçekten söyledikleri gibi miydi? Değilmiş anlaşılan.
Şimdi sinirimi bozmamak için kablolu yayında ne varsa onu izliyorum.
Balaban
ANAP'tan belediye başkanı seçilmesine rağmen Erdal İnönü döneminde SHP yöneticisi olduğunu söyleyen ve sosyal demokrat kimliğini koruduğunu belirten Balaban "Benim arkamda olduğunu söylediğiniz Ömer Faruk Akıncı MİSK eski Başkanı, onunla birlikte olmam mümkün mü?" diye sordu.
Balaban Akıncı'nın seçim sırasında kendisine karşı propaganda yaptığını da ileri sürerek "Onun bu arazi üzerinde gözü olabilir, bu beni ilgilendirmez, ben onunla birlikte hareket etmiyorum" dedi.
Belediyelerin arazi kiralama yetkilerinin 10 yılla sınırlı olduğunu ısrarla tekrarlayan Balaban "Bu nedenle eski başkan hakkında soruşturma açıldı." diye konuştu.
Balaban'a "Üniversitenin çevresini kazdınız mı?" diye sordum "Bunlar doğru değil. O bölgeye tatil günleri insanlar denize girmek için geliyor, çevre düzenlemesi yaptırdık, üniversite bundan korktu ve 'arazimiz işgal ediliyor' diye bağırmaya başladı" cevabını verdi. Balaban, artık üniversite fikrini karşı olmakla birlikte Kadir Has'la 10 yıllık kira sözleşmesi için görüşebileceğini sözlerine ekledi.
Kadir Has : "Üniversite nazi kampına çevrildi"
Kadir Has çok kızgın. "Üniversite açılmasına karşı çıktıkları yetmiyormuş gibi, bir de içinde öğrencilerin eğitim gördüğü üniversiteyi Nazi kampına çevirdiler" dedi.
Selimpaşa'da belediyenin tahsis ettiği arazide üniversite inşaatını sürdüren Kadir Has dün telefonda şöyle konuştu: "Bir kuruş bile kazanmadan, Atatürk ilkelerinin ışığında ülkeme bir üniversite kazandırmak istiyorum, Selimpaşa'yı da kalkındıracak bir yatırıma milyonlarca dolar harcıyorum, onlarsa bunu engellemek için herşeyi yapıyorlar."
Has'a "Üniversite nasıl Nazi kampına döndürüldü?" diye sordum. "Bahçeye dozerler soktular, yolları kazdılar, içeri giriş çıkışı sanki gümrük kapısıymış gibi kontrol altına aldılar, orada okuyan öğrenciler perişan" karşılığını verdi.
"Devleti de uyarmak istiyorum" diyen Kadir Has, "Niçin birşey yapmıyorlar bir belediye başkanı eğitim hamlesini engelliyor, devlet sessizce izliyor" diye konuştu.
Öte yandan Kadir Has Vakfı Hukuk Bürosu da bir açıklama yaparak Selimpaşa Belediye Başkanı'nın yasaları çiğnediğini ileri sürdü.
Açıklamada üniversitenin yasa gereği kurulduğu, bu nedenle tüzel kişilik kazandığı belirtilerek, belediyelerin 10 yıllık kiralama yetkilerinin şahıslara yönelik olduğu, üniversitenin bir tüzel kişilik olarak bu kapsama alınamayacağı bildiriliyor.
Koalisyonlarda anlaşmaya gerek yok, uyum önemli
Güneş Taner'le yaptığımız sohbetin ekonomi ağırlıklı bölümünü dün sizlere aktarmıştım. Bugün Taner'in siyeset ve hükümetle ilgili görüşlerini sunuyorum
* Ülkenin geleceği nasıl?
- Türkiye'nin önü açık. İletişimde dünyanın en modern teknolojisini yakaladık. Uluslararası piyasalarla beraber gelişiyoruz. Aynı gelişme hizmetler sektöründe de geçerli.
* Nedir bunlar?
- Bankacılık, turizm ve ticaret. Sadece uluslararası piyasalarla rekabet etmek için enerji ve finansman maliyetlerimizi onların düzeyine çekmemiz yeterli.
*Şimdi gelelim siyasete?
- Hani ekonomi konuşacaktık?
* Konuştuk ama bütün bunlar hükümete de bağlı değil mi?
- Orası öyle.
* Hükümet değişir mi?
- Hergün yeni bir gündür. Hükümet ihtiyaca ve kendi performansına göre hareket eder.
* Yani değişebilir?
- Şüphesiz aynen futbolda olduğu gibi zaman zaman yeni oyuncuların sahaya sürülmesi gerekir.
* Bu şu anda gerekli mi?
- Bu ne eskilerin eksik yaptığını ne de yenilerin daha iyi yapacağının garantisidir.
* Yani?
- Hükümetin en iyiyi bulabilmek için gayretinin işaretidir.
* Tam anlayamadım?
- Özü şu; Uzun yıllardır sürekli çalışan bir meclis ve hükümet ortaya çıkmıştır. Bunun devamından sadece Türkiye menfaat sağlar.
* Yani değişmemeli mi?
- Önemli olan ortakların arasındaki diyaloğun devamıdır.
* Peki her konuda anlaşabiliyorlar mı?
- Anlaşmaları gerekmez. Herbiri ayrı partidir, ayrı görüşü ve icraat usulü vardır.
* E nasıl yürüyecek işler?
- Çözümü süratle asgari müşterekte bulmaları önemlidir. Geçmiş bir yıl içinde de bu konuda çok iyi performans sergilediler.
* Size göre nasıldı bu performans?
- Bırakalım yaptıklarını vatandaş takdir etsin.
* Güneş Taner olarak gidişattan memnun musunuz?
- Evet.
* Yani yaptıkları çok mu iyi?
- Çok iyi yaptıkları işler var.
* Sadece iyiler mi?
- Sürüncemede kalmış meseleler de var.
* Başka?
- Ufak yanlışlar da var. Ama yiğidi öldür hakkını ver. Toplamda uyumlu olumlu ve hırslı çalışıyorlar.
* Olumlu görüşünüz ağır basıyor galiba?
- Arada sırada iyi iş yapanların arkasını sıvazlamak da lazım.
* Ciddi eleştiriniz yok mu?
- İlla tenkit etmiş olmak için kara tablo çizerek vatandaşın moralini bozmanın kimseye faydası yoktur.
*İhtiyaç olursa bu hükümette görev alır mısınız?
- İşin rengini değiştirmeyin, ne güzel konuşuyorduk.
Benim görüşüm: Üniversiteye karşı çıkmak doğru değil
Bir ülkenin yeni ve dünyaya açık bir üniversite kazanması çok önemli. Buna karşı çıkmak hangi gerekçeye dayanırsa dayansın doğru değil. Elbette yasaların çiğnenmesine kimse izin veremez ama herhalde küçük bir beldeye üniversite kazandırılmasının yasal dayanaklarını bulmak da çok zor değildir. Belediye başkanı "Benim vatanım, burada doğdum, burada büyüdüm" dediği Selimpaşa'nın çıkarını korumak için elinden geleni yapacaktır, ama bunu yaparken bir üniversite kazanacaklarını düşünerek engelleyici tutum içinde olmamalıdır.