kapat

30.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.

İçimizdeki canavara karşı

İSTANBUL'da ya da Türkiye'de yaşamak kimi şeyleri kader gibi bellemeği gerektiriyor. Bunlardan biri trafik ve onun yarattığı terör...

Salih Memecan'ın dünkü karikatürü nasıl güzel anlatıyordu olayı... Kavşakta öbür yandan hızla gelen kamyona doğru ilerleyen arabadaki iki Türk'ten biri elindeki gen haritasına bakarak öbürüne, "Her şey var valla" diyor. Öbürü de saf saf "Desene çok yaşayacağız" diye yanıt veriyor. Evet, belki çok yaşayacaklardı... Eğer trafik olmasaydı.

Hergün, her an hepimiz kişisel deneyler yaşıyoruz. Benim başıma son 15 günde gelenler arasında, TEM'de açıkca önümü kesen kamyonet, ana yolda giderken yan yoldan fütursuzca önüme fırlayan cip ve direksiyonda elinde telefonuyla konuşan sosyete güzeli, Maslak yolunda solumdaki sıradan birden önüme fırlayan ve ancak benim sağa kırmam nedeniyle çarpmaktan kurtulduğum adam gibi deneyler var. Her an trafiği ve asgari kurallarını bilmeyen, öğrenmeyen, hayatımıza kasteden birilerinin saldırısı altındayız.

Ve bunlar sanıldığı gibi yalnızca kaba-saba kamyon şoförleri, "magandalar" değil. Hemen herkesin içinde bir trafik canavarı var. Pusuda yatmış bekliyor. Ve sırası geldiğinde başını kaldırıyor.

Ne yapmalı? Bu konuda hemen herkes yazdı. Özellikle de Sabah-İstanbul ve Hıncal Uluç olayın üstüne gittiler. Yapılacak şey öncelikle yeni bir yasa çıkarmak. Bu yasada trafik suçlarını iyice tanımlamak. Olası suçu şoförden yayaya ve sorumlu makamlara herkese yaymak: Yayaların kırmızı ışıkta geçmesini, eksik-yanlış konmuş trafik işaretlerini, karanlık yolları, kapanmamış çukurları da suç saymak örneğin...

Ve de ciddi, çok ciddi cezalar getirmek... Cezanın gerçek anlamda caydırıcı olmasını sağlamak... Ehliyeti almak ve uzun süre vermemek, arabayı trafikten men etmek, yüksek para cezaları. Ne gerekiyorsa...

Çünkü bu alanda otorite kurmak şart. Bunun yolu da cezadan geçiyor. Trafik suçlarına ve ayrıca orman yakmaya, arazi gaspetmeye, yeşili yok etmeye ve benzeri şeylere komik cezalar veren bir merkezi otorite, iş fikir suçlarına, düşünce belirtmeye gelince ceberrut kesiliyor. Oysa asıl canımızı yakanlar, hayatımızı, varlığımızı, geleceğimizi yokedenler ilk türdekiler. İkinciler değil.

Bu dengesizlik mutlaka düzeltilmeli. Boray Uras'ın cesur yürüyüşü boşuna olmamalı. Çocuklarını, yakınlarını trafiğe kurban vermişlerin acısı dindirilmeli, yeni facialar önlenmeli. Trafik suçu ciddi bir suç olmalı ve hem başkasının, hem de kendisini yaşamına sorumsuzca kastedenler mutlaka ağır cezalar almalı. Başka yolu yok.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır