kapat

26.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Yüzaklarımız

Rauf Tamer, dün Pazar kahvesinde ülkenin yüzkaralarının hep öne çıkıp yüzaklarını görmemizi engellediğinden yakınıyor, "İkinci birincisine galip gelene kadar bıkmadan usanmadan bu konuyu dipdiri tutmak istiyorum. Bana yardım eder misiniz?" diye soruyordu.

Bugün hemen yardıma koşmak geldi içimden...

Çünkü önceki gün o yüzaklarından bir kısmını gördüm.

Muhtemelen Tamer'in o satırları yazdığı sıralarda, ben de, yüzümüzü ağartmış bir avuç insanla, bir tören salonunda benzer duyguları yaşıyordum.

Sahneye çağrılan her isim, alkışlarla kutsanarak kürsüye yürürken, çoğu zaman yüreğimi kuşatan, daraltan kasvetin öbek öbek dağıldığını hissediyordum.

***

Sahnedekilerin bir kısmı, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerince "yılın en iyi iletişimcisi" seçilmiş isimlerdi.

Diğer bir kısmı ise fakültenin "Onur ödülü"nü alan ustalar...

Fakülte dekanı, öğrencisi olmaktan her zaman gurur duyduğum hocam Prof. Dr. Ünsal Oskay, hayatımızı ışıtan, bu ülkeyi yaşanır kılan yüzaklarımızı ödüllendirmek istemişti.

Geçen sene dev cüssesi, kalın sesi, sıcak çehresi ile salonu dolduran Mengü Ertel aramızda yoktu artık... Bu sene ödüllendirilen Ferruh Doğan'la, Mina Urgan da gelememişlerdi. Ama Tamer'in deyişiyle "memleketimin eşsiz hasletleri"nden "hakbilirlik" oradaydı.

Yazı ve çevirileriyle bize aydınlanmayı öğreten Vedat Günyol, edebiyat ve sanatın yılmaz savunucusu Doğan Hızlan, Türkiye'de en bol olup da en çok eksikliğini çektiğimiz şeyin kültür olduğunu bize haykıran Şakir Eczacıbaşı ve büyük yönetmen Lütfü Akad, bir üniversite tarafından "hatırlanmış" olmanın keyfini sürdüler.

Ünsal Hoca onları anons ederken Ece Ayhan'a atıf yaptı:

"Siz ne kadar iyi olursanız olun, ülkenizdeki insan vasatisi sizi bacağınızdan batağa çeker" dedi. Bu bir avuç insanın o batağa saplanmadan ayakta kalmayı başardıklarını söyledi gözlerinde yaşlar kabarırken...

Sonra Nuri Çolakoğlu'na dönüp, "Bizler, gençliğimizde sabırsızdık" dedi, "Dünyanın bir nesilde değişmesini istedik. Şimdi bunun mümkün olmadığını anlıyoruz. Artık hayatın bir adım ileri gitmesine katkıda bulunmaya çalışıyoruz."

Sonra Veysel'den örnek verdi: Kul Ahmet bir gün Veysel'e "Umman gibisin Aşık" diye iltifat edince, "Umman olmak da güzel emme..." demiş Veysel, "... ummana karışmaya çalışan bir ırmak olup ıpıldamak daha güzel..."

"Bilgelik" de oradaydı...

***

Öğrencilerce kim bilir kaçıncı kez ödüle boğulan Ali Kırca, ATV Haber'in ödülünü alırken "gölgedeki kahraman" Ayşenur Aslan'la geldi sahneye... Doğan Hızlan, Karalama Defteri'nin gerçek yaratıcısıyla... Ali Poyrazoğlu, "Kobay"da "her eziyeti yaptığı" oyuncularıyla...

"Kadirşinaslık" oradaydı.

Gani Müjde hocası Lütfi Akad'a ithaf etti ödülünü; ben, bana düşünmeyi öğreten Ünsal Hocam'a...

"Vefa" da oradaydı.

Ödülü hak edenleri sıralarken, bu ülkeyi sevmiş, bu ülkenin insanları için yazıp çizmiş ve sonunda insanlığa malolmuş sağcı, solcu bütün sanatçıları kucakladı Ünsal Hoca... "Politik sınırlar, ufkumuza dar geliyor artık" dedi, "Sağcı şair, solcu şair yoktur. İyi şair, kötü şair vardır."

"Olgunluk" oradaydı...

Sonra, o bütün zamanların en çok sevilmiş ve sevilecek kadını, yüreklerimizin ebedi sultanı Türkan Şoray, yani "güzellik" oradaydı.

İnsanı insan yapan duyarlılığın hâlâ kaybolmadığını ve asla koybolmayacağını kanıtlayan Zeki Demirkubuz, "masumiyet"iyle oradaydı...

Coşkun Aral'ın "Haberci"si, Tayfun Talipoğlu'nun "Bam Teli", NTV'nin Saynur Varışlı'sı, "emeğin zaferi"ni sergilercesine sahnedeydiler.

Tören için salonunu açan İMKB'nin temsilcisi teşekkür plaketini alırken, "Asıl biz, bunca değerli insanı burada ağırlama şansı verdiğiniz için size teşekkür borçluyuz" diyerek "nezaket"i sürdü sahneye...

Lütfü Akad "tevazu" ile sahneden inerken, herkes "saygıyla" ayağa kalkıp alkışladı bu sinema abidesini... Ardından, Mina Urgan'a, "Deniz kötüleştiği zaman korkaklar kıyıya yüzer. Oysa ölüm kıyıdadır" diyen o dinozora şapka çıkartıldı. "O inansın, inanmasın", kendisine Allah'tan rahmet diledi Ünsal Hoca...

"İnsaniyet" oradaydı.

Omuzladık, yıllarca bu ülkeyi omuzlayanları, gururla...

Ali Poyrazoğlu'nun, "İçinizdeki şarkı hiç bitmesin" temennisiyle bitti tören...

Akşam, maç yenilgisi bile karartamadı ruhumuzu...

Çünkü çoğalmıştık o gün... yüzümüz ağarmıştı, yüzaklarımızdan dolayı...

İçimizde şarkılar coştu gece...

"Umut" oradaydı.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır