


Kırık-dökük
Dünkü meclisi TV'de izlerken şöyle bir düşündüm.
Milli irade'nin yüzde 20'si dışarda. Yâni sokakta...
Seçim Kanunu değişmeyecek mi?
Belki değişecek ama biliniz ki 3-4 yıl sonra.
Yâni seçime çeyrek kala... Yumurta kapıya gelince...
Yâni rüzgara göre.
Hangi partilerin işine hangi türlüsü gelirse öyle.
Siyasi Partiler Kanunu'ndan da haber yok.
Daha bir dizi kanun var ki, tasarı halinde bile değil.
Ufukta hiçbiri gözükmüyor.
Cemil Çiçek kürsüde bunları sayarken, baktım, birkaç milletvekili cep telefonuyla konuşuyorlar... Öbürleri de zaten kös dinliyorlar...
Kötü bir fotoğraf.
Canım sıkıldı, düğmeye bastım, çevirdim.
*
Şu meşhur 5+5 formülü için bu hükümet ne büyük gayretler gösterdiydi...
Hatta bunu onur meselesi yaptıydı, değil mi?
Çok önemli idiyse -hazır şimdi Demirel faktörü yokken- bunu tekrar getirmeli Meclise...
5+5 mi olsun?
Halk mı seçsin?
Yetkiler mi genişlesin... Yahut yetkiler daraltılsa dahi 7 yıl yerine, yine Meclisin seçeceği 5+5'lik bir sistem mi yerleşsin?
Ne ise ne...
Ama niçin gündeme gelmiyor?
Ne zaman gelecek?
7 yıl sonra mı?
.....
Dahası... 83 ve 100. maddelerden güya herkes şikayetçi.
Öyleyse niçin ciddi bir girişim yok?
Trafik Kanunu mu dediniz?
Demeyin.
Gelecek yıl bugünler, size tekrar hatırlatırım.
*
Biz bu halimizle, yeni bir siyasi oluşum peşindeyiz, öyle mi?
Hem de Merkez Sağ'da... Vay benim köse sakalım vay...
Beyler siyasi yelpazenin sağ tarafında boşluk yok ki...
Sadece uyuşukluk var.
25 puanı 2 parti paylaşırken, yeni bir siyasi oluşum gelse, 25 puanı bu def'a 3 parti paylaşacak. Hepsi bu.
Çünkü kafalar aynı, suratlar aynı, huylar aynı.