kapat

26.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


En iyisi Zeki Müren'di...

Sinemada rol gereği yenen dayakların sıralaması yapılsa rahmetli Zeki Müren birinci gelirdi.. Zaten onun ki dayak sayılmaz kadın dergisi editörlerinin kafaya taktığı cinsten "ön görüşme" sayılırdı.. Ne kadar uzarsa o kadar iyiydi...

Dayağın zihin açıcı etkisi kesin.. O yüzden bizim millet, büyük küçük, fırsat buldukça birbirini döver.. Toplum olarak uyanıklığımızı buna borçluyuzdur..

Lakin sanat olayı işin içine karıştı mı durumlar değişir.. O zaman dayak performansı düşüren birşey olup çıkar..

Temsil sinemaya bakalım.. Sürekli dayak yiyen bir figüranın iki yakasının bir araya geldiği görülmemiştir.. Gerçi zaman zaman filanca figüran için "Çok iyi dayak yer.. Öyle yer ki görenin kendini dövdüresi gelir.." türünden övücü konuşmalar yapılır ama o kadar..

Birgünden diğer güne bir prodüktör çıkıp da "Ulan bu herifin yediği dayaklar buradan köye yol olur, şuna bir başrol oynatalım.." demez..

Özetle dayak sinemada karizma çizici bir şeydir..

***

Eskilerden Ayhan Işık rahmetli iyi dayak atardı.. Orhan Günşiray'ın da eli ağırdı.. Ama dayak sahnelerinin gediklileri jön olarak Zeki Müren'i tercih ederlerdi..

Allah rahmet eylesin mecbur kalmadıkça dövüş sahnelerine girmezdi fakat bir de girdi mi tutmayın gayri.. Sümsük mü vururdu, okşar mıydı belli değil.. Figüranlar "Abi bana da vur bana da.." diyerek önüne önüne atlarlardı..

Biz bu sinema işine geç girdiğimizden Zeki Müren'in dayağına yetişemedik ama methini çok duyduk..

Çoktan panik olduk..

Kadir İnanır'dan dayak yemek ise farklı.. Sadece karizmayı çizmiyor.. Kaportayı da dağıtıyor..

Nitekim senarist oyuncumuz Mesut Ceylan'ın yediği dayağı dün anlatmıştım.. Öyle hırpalanmış ki İstanbul'un butün ustaları bir araya gelse sanat kariyerini toparlayamaz..

Mesut'a sordum.. "Kardeşim senin derdin neydi de kendi kendine dayak sahnesi yazdın?" diye.. Ağlamaklı bir sesle cevap verdi:

- "Ben bu rolü Kemal Sunal için yazmıştım.. Kadir Bey'e kısmet oldu..Bilsem yazar mıydım.."

Sette pek belli etmiyor ama Okan Bayülgen de rol icabı Kadir'den dayak yiyenlerden.. Ona çift tokat atacak gibi yapıp, savunmasını kırdıktan sonra, tek bir sille de işini bitirmiş..

Settekilerin iddiasına göre o dayak sahnesine kadar Okan'ın gelip gittiği saatler belli değilmiş.. Dayağı yedikten sonra üzerine bir disiplin gelmiş ki Almanların disiplini yanında kaç para?

Ben bu dayak işini kurcaladıkça Kadir "Senin de dayak sahnen var.." diye üzerime üzerime geliyor.. Gazanfer Özcan da yanında oturmuş "Yaaa!" çekip, mânâlı mânâlı başını sallıyor..

Başını sallamasındaki birinci mânâ şu: "Gitti gençliğin.. Allah sonunu hayır etsin.."

İkinci mânâ ise benim yazımla ilgili.. "Sen zaten bu dayağı haketmiştin.." şeklinde..

***

Oturup, sette yaşadıklarımızı yazdık ya! Bir aptallık yapıp Gazanfer ağabeyin adına ekleme yapmışız.. Yılların tiyatro ustası Gazanfer Özcan bizim yazıda Gazanfer Bilge olmuş..

İkincisi olimpiyat şampiyonu efsane bir güreşçimiz ama soyadı Gazanfer özcan'a uymaz.. Haklı olarak tadı kaçmış.. Gerçi belli etmiyor, beyefendi kimliğinden birşey sızdırmak mümkün değil ama beni gördüğü zaman:

- "Oooo! Hoşgeldiniz Selahattin Pınar beyefendi.." demesinden zarif tarizi anlaşılıyor..

Haydi benimki sıcağın azizliği.. Üzerimizde ceylan postundan kostüm.. 45 derecenin altında rol kesmeye, vakit buldukça da yazımızı çızıktırmaya çalışıyoruz..

Yani elimizden çıkanı bilgisayar ekranında gözümüz görmez olmuş.. Oysa yazı sisteme girdikten sonra en az üç kişi bir kez daha kontrol edip okuyor.. İşin tuhaf tarafı onların da şampiyon güreşçimiz rahmetli Gazanfer Bilge'yi sinema işine girdi sanmaları..

Öylesine bir kültür.. Ver bizim çocukların eline Gazanfer Özcan'ın fotoğrafını.. Bu kim, diye sorduklarında "Galatasaray'ın yeni teknik direktörü.." deyin, oturup spor sayfasına manşet yapsınlar..

Elini ayarlı tut..

Bunları anlatıyorum lakin aklım hâlâ dayak olayında.. Huylandım bir kere, Kadir'in bakışlarını hiç beğenmiyorum..

Set arası sandalyesine oturduğunda bana uzaktan öyle bir bakıyor ki.. Beni tanıdığını bilmesem, önümüzdeki bayram için kurbanlık seçiyor sanacağım.. Hem bakıyor, hem de dudakları mırıl mırı.. Bir sonraki sahnenin repliklerini tekrar ediyor.. Bakışları bana kilitli olduğundan sanki içinden:

- "Bundan net kırk kilo kemiksiz et çıkar.. Postunu da Türk Hava Kurumuna veririm.." diye geçiriyor..

Huyunu bilmesem yanına gidip "Aman Kadir arkadaş.. Kadife yastığım yok, halına bastığım yok.. Elini biraz ayarlı tut.." diyeceğim.. Ancak faydası olmaz.. Tam tersine, dayağı atarken daha da gayrete gelme ihtimali var..

***

Üstelik sette inanılmaz şefkat görüyorum..

İnsanların gösterdiği yakınlık, benim kurbanlık olduğum yolundaki vehimlerimi doğruluyor.. Bu fikir içime girdi bir kere.. İşin garibi buna dair fanteziler de geliştirmeye başladım..

Mesela Kadir beni rol icabı dövüyor, diyelim.. Birden bacak arasına hamle etsem.. Münasebetsiz yerine vurup canımı yaksam.. O da beter hırslanıp bir vuracağı yere üç tane de fazladan geçirse..

Adamın bilekleri zaten kağnı mili gibi.. Biz o saatten sonra hayır etmeyiz fakat hangi hastaneye gitsek "Bir ay iş göremez.." raporu alacağımızdan, uzun bir tatile çıkarız..

Aklıma takılan tek şey, o dayak sahnesinden sonra ambulansa bindirilirken medya leşkerlerine yakalanmak.. Giymişiz ceylan postunu ki "Çıktım eşik üstüne, baktım yarin kasti ne.." havalarında..

Belimizde bir de benekli eşarp var.. Görene "Şam kılıcı bağlamış, al kaputun üstüne.." dedirtir..

Paparazilere durduk yerde bir haftalık malzeme oluruz..

Nereden bakarsan bak Banu Alkan'ın klibinde oynamaktan beter şey.. Bakalım işin sonu nereye varacak?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır