Otorite, toplumun mutlak ihtiyacıdır. Boşluk kaldırmaz. Demokratik otorite zayıfladığı anda boşluğu mafya doldurur.
İşte İstanbul.. Mafya hesaplaşmaları yüzünden bir kaç günde 4 kişi öldü, 5 kişi yaralandı.
Tehditler, meydan okumalar havada uçuşuyor fakat elde suçlu yok. Sanki yukarda birileri "Bırakın yesinler birbirlerini" diyor.
İnsanın kanını donduran yeni bir haber:
Eskişehir Cezaevi'nde, tehlikeli suçluların telefon görüşmeleri izlenip kayda alınıyor.
Görev gereği bantları dinleyen Cezaevi İkinci Müdürü, işittikleri karşısında korkudan ölebilirdi: Tevfik Ağansoy cinayetinin tetikçilerinden, Çakıcı'nın adamı Adnan Çiçek, cezaevinden bir adamına telefonda İkinci Müdür için "öldürün" emri veriyordu.
Böyle bir düzende, hangi savcı, hangi cezaevi sorumlusu görev yapabilir?
"Hayali ihracat, uyuşturucu, kara para nakilleri derken devletin ve hükümetin etrafında olağanastü paralar kazanan altın tabancalı bir sınıf türedi."
Bu büyük rant, siyaseti de finanse ediyor.
Satın alamadığı adamları sindiriyor, direnenlerin canına saldırıyor.
Ve egemenliğini genişletiyor..
Kentleri işgal eden kanunsuzluk, güvensizlik ve ürküntüye karşı ne yapılacak?
Bir-iki kahraman polis müdürü, bir-iki kahraman savcı, modern cezaevleri, bu selin felâketinden kurtarabilir mi bizi?
Elbette hayır.. Sorun, kaba cesaretin yeterli olamayacağı boyutlara ulaştı. Örgütlü bir kararlılık hayata geçirilemediği takdirde ödeyeceğimiz ayıplı bedel büyüyecektir.
İstediğin kadar cezaevi yap, kafa ve sistem değişmedikçe önleyemezsin..
Hükümet ve meclis, siyasi kavgaları bırakıp hukukun egemenliğini geri getirecek safta birleşmeyi bilmelidir artık.
Yarın çok geç olacak!
Aman dikkat..
Cumhurbaşkanı Sezer, sığ insanların takdirlerine lâyık olmak uğruna popülist kararlar almamalı..
Tasarruf ruhu ve alçak gönüllülük iyi ama çizgiyi aştığı zaman en zararlı müsriflik olur.
"Çankaya, tarihinin en büyük operasyonuna sahne oldu. Sezer 30'u bulan başdanışman ve danışman kadrosunda sadece dört kişi bıraktı" diye haberler çıktı.
Ardından Cumhurbaşkanı'na tahsisli uçağı satmaya karar verdiği duyuldu.
Bu danışmanların yerine bilgi ve yaratıcılıklarına daha çok güvendiği bilgeler alacaksa ne âlâ. Tasarruf adına yaptıysa vay halimize!.
Kendisi iyi bir hukukçudur. Ama iç ve dış siyaset, savunma, ekonomi ve maliye konularında eksiğini tamamlayan beyinlerden yoksun kalırsa, işini nasıl yapacak?
Otuz danışmandan tasarruf edilecek para bir şey kazandırmaz, ama fenersiz kalan cumhurbaşkanı çok şey kaybettirebilir.
Demirel giderken uyanan endişeler gerçekleşiyor. Türkiye'nin Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya'da boşalttığı prestij alanlarını yeni Devlet Başkanı ile Rusya doldurmaya başladı.
Moldova'da Türk müteahhidin yaptığı, temelini Demirel'in attığı havaalanını Putin açtı.
Türkiye'nin bahçesine kattığı alanlarda şimdi yeni çar Kazaska yapıyor!
Marifet satmak değil, o uçağı keşfetmek ve fethetmek için kullanmaktır.