|
|

Hainlere dair
Milli Takım'ın finalleri yakalaması ortalığı karıştırdı. Yazarlar birbirine girdi. Oysa kaybetsek ne güzel olacaktı! Suçlular belirlenmiş, darağaçları kurulmuştu. Şimdi herkes haklı olduğu bir nokta yakalama çabasında. Aslında bu gürültülerin kopması doğal. Herkesin fikir yürütebileceği başka bir spor var mı? Hıncal'lar, Kazım'lar, Turgay'lar, Kemal'ler, Erman'lar ve niceleri olacak. Her ses çıkacak. Yoksa futbol böyle popüler olur, bu kadar büyük ekonomik büyüklüğe erişebilir miydi?
Aslında haklı, haksız kavramları gerçekçi değil. C Grubu'ndaki son maçta İspanya uzatmada 2 gol atıp çeyrek finale grup 1.'si olarak çıktı. Hakem acaip bir penaltı verdi, ardından bir karambolde güzel bir vuruş ve İspanya 3-2 yenik olduğu maçı 4-3 kazandı. Slovenya 3-0 galip, rakip 10 kişi, yine acaip bir gol ve Yugoslavya 3-3 beraberliği sağladı. Hatta bizim Belçika maçı. Evsahibi bir gol bulsa belki dağılacağız.
Sonucu belirleyen ne teknik adam, ne gazeteci. Buna ister şans deyin, ister başka bir isim bulun. Bunun adı futbol ve tek haklı olan o.
Bence de vatan hainliğiydi (!)
Konu tenkitten açıldı. Aslında suçlama ve savunma; kişinin konumu ve olaya nereden baktığına bağlı. İşte birkaç örnek... Kendimle başlamam doğru olur. Mustafa Denizli ile beraber çalışırken olay farklıydı. Eleştiriler bana da vatan hainliği gibi geliyordu. Oysa şu an bulunduğum yerde hiç de böyle olmadığını görüyorum. Teknik adam ve futbolcuların fikirleri var. Kapalı kapılar ardında birbirlerini tenkit ediyorlar. Hatta Sergen ve Hakan gazetelerde ve TV'lerde hocalarını eleştirmediler mi? Böyle bir zorunlulukları da yoktu ve konumları itibarıyla yanlış yapmışlardı. Oysa gazeteler ve televizyonlar bu iş için para ödüyorlar, yazarların ve yorumcuların arkadaşlarıyla sohbet etmesini değil, yazmasını istiyorlar.
Diğer örnek, bugün Mustafa Denizli'yi en çok tenkit eden Hıncal Uluç. Oysa Denizli ile arkadaşken onu savunmak için tüm medyayı karşısına almamışmıydı? Mesela Hüsnü Çil. Denizli'yi en ağır şekilde tenkit eden "ilkler"dendi. İtalya maçı sonrası Denizli'yi tek başına savunan o oldu. F.Bahçe'nin teknik adamına sahip çıkmak gerekliydi vs. vs.
Tenkitlerden en çok etkilenenler teknik adam ve futbolcular. En çok yıpranan onlar. Çok doğal. Onların işleri 90 dakika oynamak ve antrenman yapmak değil. Bu büyük paralar sadece bu iş için verilmez. Güçlü olmak ve tüm bu gürültülerden etkilenmemek, işin belki de daha önemli boyutu. Ayrıca çok ağır eleştiriler yapanların, siz başarılı olduğunuzda düştükleri duruma gülmek, en az kazanılan para kadar keyifli değil mi?
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|