kapat

20.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


İnsanlar haksız mı?

Haberler kötü gibi...

Maliye'nin vergi uzmanları özel sektöre kaçıyor...

Bu sebeple de, devletin vergi denetim potansiyeli zayıflıyormuş...

Bana göre bu haberler kötü değil, iyiye işaret...

Daha önce yazmıştım biliyorsunuz.

Devletin topladığı daha doğrusu toplayabildiği verginin tamamı, 8.5 katrilyon lira, borçların faizine gidiyordu.

Bir de toplanan vergi düşerse, yandı gülüm keten helva...

Peki ne yapılmalı...

Benim bakış açıma göre, süreç, kendi dinamiği ile rasyonel bir şekilde işliyor.

Hiç kimseyi, hele hele değerli bir uzmanı, 300 milyona çalıştıramazsınız.

Topa tekme atmaktan başka hüneri olmayan futbolcuya milyon dolarların ödendiği bir ülkede, maliye uzmanına 300 milyon maaşa gel çalış demek, köleliktir, esarettir.

Özel televizyonlarda gerdan kıran hokkabazlarla, bacak gösteren aşüftelerin ne paralar aldığını bilseniz, Bolşevik ihtilalini solda sıfır bırakacak bir ihtilale kalkışırdınız!..

İyi ki bilmiyorsunuz...

Ama ben hiç üzülmüyorum...

Biliyorum ki, sular tersine akmaz.

Taşlar yerine mutlaka oturur...

Devlet, personel politikasını eninde sonunda gözden geçirmek zorunda kalacaktır.

Devletin profesörü, 500 milyona ter döküyor.

Bin dolar bile değil...

Doçenti, doktoru asistanı daha feci durumda...

Hakimi, savcısı da öyle...

Genel müdürü bile neredeyse Yeni Cami önünde mendil açacak durumda...

Hergün yüzlerce faks, telefon ve e-mail alıyorum.

Devletin eline kalmış profesyoneller, mühendisler, doktorlar mimarlar inim inim inliyorlar.

Ve en çok neye yanıyorlar biliyor musunuz:

Kendi emirlerinde çalışan kamu işçilerinden bile az maaş aldıklarına yanıyorlar...

Utana sıkıla söylüyorlar, "İşçinin iyi para almasına karşı değiliz ama..." diyorlar...

Bu mesele kangrene dönüşmüş durumda...

Devlet personel politikası mutlak surette, elden geçirilmeli ve devlete hizmet etmek, "yaşam ve geçim için" yeterli hale getirilmelidir.

Yoksa rüşvet, kayırmacılık, nüfuz ticareti, baskı, tehdit, yolsuzluk, hediyecilik bitmeyecek, daha da azgınlaşacak...

Daha önce de söylemiştim:

Hırsızı, uğursuzu, kaçakçıyı yakalamak zorunda olan bir komiser, iki de çocuk okutuyorsa, 280 milyon lirayla nasıl geçinir?

Rüşvete veya çağdaş adıyla "hediyeye" ne kadar direnebilir?

Bir gün gelecek...

Devlet, memur olarak çalıştıracak bir tek vatandaş bile bulamayacak!

Özel
Gazi Erçel, bankalara "birbirinizle evlenin" çağrısı yapıyor... Devlet, bankaların özel hayatına karmaya da başladı.

Kuş
Devlet Bahçeli, "Bir kuş kurdu yiyemez" demiş... Normal... "Bir kurt güvercini yiyebilir" dememiş ya orası önemli...

Ücret
Asgari ücret, Temmuz'da 80 milyondan 86 milyona çıkıyormuş... Günde 200 bin lira artış çok iyi... Harca harca bitmez...

BİT ve kene
Belediyelerin kurduğu iktisadi teşekküllere, BİT deniyor.

Sayıştay, yaptığı incelemede BİT'lerin korkunç zararda olduğunu saptadı.

Türkçesi, BİT'ler, milletin sırtında kene olmuş...

Belediyeler, kuruyor birkaç tane BİT, kamu bankalarından ucuz kredi alıyor, plan yok, proje yok, ekonomik verimlilik yok, sonra zarar!..

Bu BİT'lerin ekonomik verimsizliğinden daha büyük tehlike ise, politik arpalık olarak kullanılması...

Belediyeler, çeşitli siyasi odakların kontrolünde...

O siyasi odaklar da, BİT'lerde yandaşlarını, hempalarını besliyorlar...

Berraklık ve şeffaflık ölçeğine göre, BİT'lerin tasfiye edilmesi gerekiyor.

Meslek ve iş
Üniversite sınavları yapıldı. Genç ülkemizde 1.5 milyon genç sınava girdi...

Dışarda kalacaklar zaten yanmış durumda...

Bir fakülteye girecek olanlar da, esas olarak hasbelkader bir branş okuyacaklar ve beğenip beğenmeyecekleri meçhul bir mesleğe yürüyecekler...

Ülkemizin en büyük acılarından biridir ki, gençler kendilerine uygun,eğlenerek ve mutlu biçimde icra edecekleri bir "meslek" değil...

Karınlarını doyuracak bir "iş" kovalıyorlar!..

Türkiye'de, "meslek" ile "iş" akılcı bir biçimde örtüştüğü gün, hem toplumsal hem de bireysel sağlık gerçekleşmiş olacak...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır