


Dilin kemiği
Gündem o kadar dolu ki, parti kapatma davası'nın karar aşamasına geldiğini kimse umursamıyor.
Umursamadığı için de, herkes uluorta konuşuyor, yazıyor, çiziyor.
Maşallah...
Kısmi Seçim mi olur, genel seçim mi olur gibi yorumlar bile, hep Fazilet kapatılırsa ihtimaline göre dile getirilmektedir... Bence telâffuzu dahi yanlış.
Hele etkili ve yetkili konumlardaysanız.
*
Gerçi işi bu noktaya getirip dava'ya sebebiyet verdiği için -yâni çanak tuttuğu için- Fazilet, strateji hatası yapmıştır.
Ama şimdi, Fazilet'i yolcu sayarak hesap kitap yapmak, hastanın başında oturup bir an önce ölsün diye beklemeye benzer.
Kaldı ki, karara bağlanmak üzere olan bir dava hakkında sürekli haber ve yorum üretmek, konuyu bu derece diri tutmak, hukuksal bir yanlış olduğu gibi nezaket'e de aykırıdır. Şu yazdıklarım bile fazladır.
Genel Kural: Böyle durumlarda susulur.
Susulur ve beklenir.
*
Bir taraftan Ağca meselesi... bir taraftan yüce divan oylaması...
Umut operasyonu.
Malki Davası.
Yok efendim Erol Evcil'di,.
Çakıcı'ydı, şuydu buydu derken... bir partinin hukuki akıbeti, çok dikkatli yazılmalı çizilmeli konuşulmalı.
Kapıtılırsa ne olur diye ihtimalleri sıralamaya başlamak, tahmin'den çok temenni sınıfına girer. Demokrat yapımız zedelenir...
Artık mahkemeyi de etkilenir diyemiyorum... O kadar uzun boylu değil, ama şu meşhur yeni siyasi oluşumlar bile şimdiden kuyrukta bekliyor...
*
İşte böyle bir devrede, ölçülü ve sorumlu davranmalıyız.
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
12 Eylül sonrası partiler 5 dakikada kapatıldığı zaman hüngür hüngür ağlayanlar, şimdi zil takıp oynamazlar.
İş âlemi, üniversite ve medya dahil, herkes biraz çenesini tutmalıdır.
Demokratlığın alfabesi budur.
Yani ben varsam demokrasi vardır, ben yoksam demokrasi yoktur mantığı, çook gerilerde kalmıştır.