kapat

20.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


Devlette sağlık belirtileri

MGK Genel Sekreterliği'nin "Kopenhag kriterleri"nin Türkiye'nin gerçeklerine uymadığını öne sürerek, "yapılması gerekenler"i uygun bulmadığına ilişkin raporu, tahmin edilebilecek türden bazı kesimlerin tepkisini beraberinde getirdi. Oysa, bunda şaşacak hiçbirşey yok ve tersine, şu sırada devletin çeşitli kurumlarında cereyan eden "rapor trafiği" sağlıklı bir gelişmeyi yansıtıyor.

MGK Genel Sekreterliği durup dururken "Kopenhag kriterleri"ne itiraz belirtmiş de değil. Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu'nun (İHKÜK) kendi hazırladığı AB ile tam üyelik müzakerelerinin başlaması için izlenecek "yol haritası"na dair mütalaa belirtmesinin istenmesi üzerine, görüşlerini bir raporla aktarmış. Dolayısıyla, bundan MGK'nın "Kopenhag kriterleri"ne karşı çıktığı gibi acele bir hükme varmak doğru olmaz. Altı ucu MGK Genel Sekreterliği'nin bu konudaki görüşlerinin ne olduğu anlaşılmış olur.

MGK Genel Sekreterliği'nin raporundaki görüşlerin tersine görüşler ifade edilmesi "çok hoş sürpriz" olabilirdi. MGK Genel Sekreterliği, kamuoyumuzu bu "çok hoş sürpriz"den mahrum bırakmış oldu ve ama bir başka yönden bakıldığında, MGK Genel Sekreterliği'nin bu görüşleri, kamuoyu açısından "sürpriz" sayılmaz.

Zira, "Kopenhag kriterleri"nin, bırakın Türkiye'nin "gerçekleri" ile bağdaşmasını, MGK'nın Türk siyasi sistemi içindeki yeriyle bağdaşması zaten mümkün değildir. Hiçbir AB ülkesinde, Türkiye'deki MGK'nın konumuna benzer bir kurum olamaz. Böyle kurumları olan ülkeler ise, AB üyesi zaten olamazlar.

Durum böyle olunca, Türkiye'nin Kopenhag kriterleri ile çelişen "gerçekleri"nin başında "MGK gerçeği" geliyor. Bizzat "MGK gerçeği"nin kendisi, Türkiye'nin AB üyeliği doğrultusundaki "stratejik hedefleri" ile çelişiyor.

Mesele, Türkiye'nin geleceğe ilişkin "gerçeği" olan AB tam üyelik hedefi ile -ki, bu Türkiye'nin tarih” ve stratejik hedefi haline gelmiştir- Türkiye'nin bugünkü ve artık mazide bırakması gereken gerçeği -yani sistem içindeki MGK ağırlığı- arasındaki çelişkinin halledilmesidir. Bir başka deyimle, bunun, nasıl halledileceğidir.

Türkiye'nin AB yolunu tanımlamak üzere çalışan Başbakanlık İnsan Hakları Üst Kurulu'nun hazırladığı "yol haritası" ve bu arada Dışişleri Bakanlığı'nın, MGK Genel Sekreterliği'nin raporuyla taban tabana zıt raporunu önemle bir yere kaydetmek gerekir. Çünkü, bunlar da devlet kurumlarıdır ve demek oluyor ki, devlet bünyesi içinde AB üyeliğinde izlenecek yol konusunda önemli ve sağlıklı görüş ayrılıkları söz konusudur.

Yani, "Kopenhag kriterleri" sadece kamuoyunun bir bölümünün arzusu ve çıkarlarını yansıtmaktan çıkmış; devlet bünyesi içinde de kendisine önemli ve değerli yandaş kurumlar bulmuştur.

Ortada beliren manzara, bazı meslekdaşlarımızın vurguladığı cinsten, Türkiye'deki rejimin "asker yönlendirmeli" olduğunu göstermiyor; tam tersine 28 Şubat'ın belirlediği ve güçlendirdiği Türkiye'nin bu "rejim özelliği"nin "erozyon"a uğradığını gösteriyor.

28 Şubat'ın hükmünü icra ettiği dönemde, bir Başbakanlık kurulunun veya Dışişleri Bakanlığı'nın, MGK Genel Sekreterliği ile ülkenin en hayat” konularında farklı görüş ifade edebileceğini aklınıza bile getirebilir miydiniz?

İşte bu yüzden, "Kopenhag kriterleri"ne ilişkin bu son gelişmeleri sağlıklı görmek mümkündür. MGK Genel Sekreterliği'nin Türkiye'nin "stratejik hedefleri" ile çelişen bir yapı olduğunu ve Türkiye'nin geleceğinde bir rolü bulunmaması gerektiğini ortaya serecek başka bir vesile olamazdı.

Türkiye'nin esaslı bir dönüşüm geçirmeden, AB üyesi olabilmesi; bir başka deyimle "Kopenhag kriterleri"ni yerine getirmesi zaten söz konusu değil.

Türkiye'nin esaslı bir dönüşüm geçirmesi, zaten rejimin "sivilleşmesi" ve MGK Genel Sekreterliği'nin işlevlerini yitirmesinden başka hangi anlamı taşıyabilir?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır