


Sorum bu muydu, Koray Bakanım?
Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın'a göre ben geri zekalıyım.. Ya da o, ne sorduğumun farkında bile değil..
"Devlet dolandırır mı?.. Devlet kendi vatandaşını tuzağa düşürür mü" diye sorduğum sorunun yanıtı, sizin devlet felsefenizi ortaya çıkarmak içindi..
Otomatik Geçiş Sistemi üzerine yazmıştık..
Vatandaşa sistemi peşin para ile sat.. Otomatik geçişten geçir.. Sonra çıkışa gişe koymadığın, koymayı başaramadığın, beceremediğin için sana inanıp, parayı peşin yatıran vatandaştan en uzak geçiş ücretini tahsil et..
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, altında imza dahi olmayan, kimin yazdığı belirsiz bir açıklama(!) yollamış..
Koray Bakanım..
Aziz ve muhterem Bakanım benim.. Benimle alay etmeyin.. Etmeye de teşebbüs etmeyin.. Bana yazdıklarınız, malumun ilamından ibaret.. Yani bilinenin açıklanması.. Onun her satırını ben biliyorum. Benim yazdığım yazının içinde de hepsi var..
Muhteşem (!) basın danışmanınız desin bakalım "Uluç'un yazısında şu bilgi eksikti, biz onu tamamladık" diye..
Benim bilip yazdığımı, bana "Cevap" diye göndermenin adı ne zamandan beri, "Yanıt", ne zamandan beri "Açıklama" oluyor..
Koray Aydın Beyefendi..
Görevini tamamlamayı beceremeyen Karayollarınız ve de onun her defasında beceriksizliği yüzünden görevden alınıp, Danıştay tarafından göreve iade edilen genel müdürü, hukuksal açık bırakmamak için tüm önlemleri almışlar..
Genel Müdürünüz, hukukun açıklarını bildiği kadar karayolculuğu bilse, zaten bunlar olmazdı.
Kimsenin okumadığı sözleşmeye yazılmış minicik yazılar.. Gene kimsenin okumasının mümkün olmadığını bizzat konuştuğum gişe memurlarının söylediği, gişe yaklaşım tabelaları, hep açılacak davalardan, sizin muhteremi ve onun genel müdürlüğünü kurtarmak için..
Ama ben bunu sormadım ki, Koray Aydın Beyefendi hazretleri..
Ben dedim ki..
"Eğer bir devlet beceriksizse, eğer bir devlet başladığı işi bitiremiyorsa, geciktiriyorsa, bunun bedelini kendi mi ödemeli, yoksa vatandaşa mı ödetmeli?.."
Sen otomatik girişleri yapıyor ve çıkışları yetiştiremiyorsan eğer, sana güvenip otomatik sisteme peşin para ödeyen ve sana bu parayı zamanından önce kullanma fırsatı veren vatandaşı mı cezalandırırsın, yoksa "Benim Karayollarım işini becerme yeteneğinden mahrum. Bunun cezasını niye vatandaş çeksin.. Otomatik Geçiş Sistemi aboneleri, en uzak değil, en yakın ücreti öderler. Benim kusurum, ihmalim, gecikmenin bedelini ben öderim. Bana güvenen vatandaşın günahı ne?" mi dersin?..
Basın danışmanlarınız bana, onlardan çok iyi bildiğim hukuku, onlardan çok iyi bildiğim bürokrasiyi bir daha anlatmasın, sakın.. Öyle olsa, sorumu Karayolları 17. Bölge Müdürüne sorar, sizi yüksek devlet işleriniz arasında rahatsız etmezdim..
Benim sorum bürokratik değil, siyasal Bay Bakan..
Ben vatandaşı dolandırmak üzere kurulmuş hukuksal tuzakların iç yüzünü değil, sizin zihniyetinizin ne olduğunu soruyorum..
Ben sizin kafanızı, sizin politikanızı, sizin yönetim anlayışınızı soruyorum.
Yeteneksiz ve beceriksiz bürokratlarınıza "Şu herife bir yanıt verin" diyeceğinize, sazı ele alın bakalım?..
At sahibine göre kişner.. Ben atı iyi biliyorum.. Merak ettiğim sahibi..
Bilmem anlatabildim mi?..
Verecek yanıtınız yoksa, gene anlamazdan gelebilirsiniz tabii..
SEVDİĞİM LAFLAR
Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Şeyh Edebali
(Teşekkürler Aykut)
Habersiz olduğumuz bir muhteşem hazine..
Kütahya'dan Emet'e 57. kilometrede Çavdarhisar köyü. Ya da tanrıça Kibele'nin kutsal toprakları.. O günlerin 100 bin nüfuslu Aizanoi kenti. Üstüste... Bir başka Efes! Stadyumu, tiyatrosu agorası, gymnasyumu, hamamları, sütunlu yoluyla hiç duymamışız..
Köyün hemen kenarında parmaklıklarla çevrili, Zeus tapınağı var. İmparator Hadrianus döneminde yapılmış. Anadolu'daki tapınakların en sağlamı olduğu konusunda ansiklopediler hemfikir.. iki katlı.. Zemin, Tanrıça Kibele'ye, üstü Zeus'a ait. Tonoz örtülü mahzen tipinin tek örneğiymiş.
Bekçi Nazım Ertaş sanat tarihçisi gibi bilimsel terimleri kullanarak coşkuyla anlatıyor. Tertemiz giyinmiş, kapıya bardak içinde irisler koymuş. Keyifle gelenleri bekliyor.. Mabedin dış kolonları iyon içtekiler korint tarzındaymış. "Üstelik, hepsi yekpare" diyor, "Heryerde gördükleriniz gibi parçalı değil." Mabedin hemen önünde enfes bir Medusa başı var. Depremlerin birinde tepeden düşmüş.. Mezar taşları inanılmaz Roma dönemi benzemeleriyle süslü..
Stadyum 20 bin kişilik. Kapısında defne ve meşe çelenkler içine şampiyonların isimleri kazılmış.. Tarihin ilk borsa binası burada.. Etrafı çarşıymış.. Çavdarhisarlılar da pazar yeri olarak aynı meydanı seçmişler, kendilerine.. Hiç bilmeden.. Kazı yapılınca ortaya çıkmış. 2000 yıllık çarşı, yani köyün girişinde yine 2 bin yıllık köprüler var. İkisi hala kullanılıyor. Üzerinden Tır'lar geçiyormuş. Yöre halkı, "Asfalt dökülmese, araba tekerleklerinin asırlar boyu oyduğu taşları görebilirdiniz" diyor. Tarihin ilk barajlarından biri de burada. Ilıktan sıcağa, ısıtmalı, üç aşamalı havuzları olan hamamı var.. Soyunma ve dinlenme odası enfes mozaiklerle kaplı..
Amerika'da Boston'a 50 kilometre mesafedeki küçük sanayi şehri Warchester'deki müzeye girdiğimde şoke olmuştum. Antakya nere, Worchester nere! Ama Antakya'daki mozaikler orada.. Restore edilmiş koskaca panolar yerlere duvarlara döşenmiş içimden ağlamak gelmişti. Çavdarhisar da aynı etkiyi yaptı üzerimde ilgisizlik ve bakımsızlık karşısında.. Allahtan bekçi Nazım orada.. Ya emekli olduğunda ne olacak?
Bir gişesi bile yok!
(Serpil Gogen, geçen hafta minik bir Akdeniz gezisi yaptı.. İzlenimleri de bir mini dizi olacak. Bu ilkiydi..)
Ah Sümer Bakanım?..
Maliye Bakanı Sümer Oral'dan bir ricamız olmuştu..
Hani şu milli takım futbolcularına verilen jipler var ya, onlar hakkında..
"Cevap beklemiyoruz ya" da demiştik..
Güya geldi..
Efendim, Maliyemiz 16 tane mercedes jipin parasını kimin verdiğini bilmiyormuş..
Sonra ihtimalleri sıralamışlar..
Vergi açısından..
Federasyon vermişse, şöyle.. Başkan Haluk Ulusoy cebinden vermişse böyle.. Firma hediye etmişse öyle diye..
İlahi Bakanım..
Gerzek miyim ben.. Konu bu olsa, bu ülkenin bir numaralı vergi uzmanı, bizim yazarımız, Sevgili Şükrü Kızılot'a bir telefon ederdim, biter giderdi..
Niye Maliye Bakanına kadar gittim..
Çünkü, ortada soruşturma gerektiren bir durum var..
Bu jipler federasyon tarafından verilmişse, hani karar imzaları?.
Yok eğer Haluk Ulusoy 16 jipi cebinden ödemişse, bu zatın son beş yıllık vergi ödemeleri ne alemde?.. Bir kalemde 16 mercedes hediye etmek, bir servet gösterisidir çünkü..
Haa. Haluk Ulusoy'u soruşturmak bir ANAP'lı bakanı aşar.. Biz onun bilincindeyiz. Zaten o sebebten "Laf ola" diye sorduk.. "Beri gele" diye de yanıt geldi?..
Sevgili Bakan,
Çok kıymetli vakitlerinizi aldığımız için özür dileriz.
Artık yanıt beklemiyoruz!..
TEBESSÜM
-Bir sarışınla evlenmenin avantajı nedir?
-Özürlülere ayrılan yerlere park edebilirsiniz.
BİZİM DUVAR
Levent Kırca Oya Başar çifti boşandı. Hemen para konuşulmaya başlandı. Olacak o kadar da ALACAK ne kadar?
Hakan & Utku
Fedon!..
Kayınpederin damattan yakışıklı olduğu bir düğün gördüysem eğer, bu Fedon'unkidir. Adamda tam bir Zorba, the Greek havası var.. Nasıl şık, o kır saçlarla nasıl çapkın..
"Bu sabah beni ağlattın gene" dedi.. O sabah "Siz çok önemlisiniz" diye bir yazım çıkmış.. Oğluna sevgisini gösteremeyen babanın hikayesi..
"Oğlumla üç gündür aram açıktı. Yazını okuyunca göz yaşlarımı tutamadım.."
Baba, oğul Günay'daki düğünün favorileri.. Kız yuvadan uçuyor.. Fedon'da keyif ile hüzün bir arada..
Eşi ile bozuşmuş bir ara, ayrılmışlar.. Sonra tekrar evlenme kararı almışlar..
O gün eve gelen birisi, oğluna "Baban nerde, ortalarda görünmüyor" demiş..
"Hiç" diye yanıtlamış oğlu.. "Annemle evlenmeye gitti.."
Natali ve Cem Şengezer çiftine ömür boyu mutluluklar..
Bu arada.. O gece de erken kaçmak zorunda kaldım, gene dinleyemedim Fedon'u..
Artık 23 haziran Bodrum Günay'da, kısmetse..