kapat

20.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
'70 yıldır koşuyorum'
Dokuz çocuklu bir ailenin en küçüğü olduğu için babasının yaşlılık dönemine yetişti, okumak için çalışmak zorundaydı. Kapalıçarşı'da babasının yanında başladı, 70 yıldır durmuyor

Birçok kuruluşun yönetiminde yer alan 76 yaşındaki Mehmet Şuhubi, "Datça'ya yerleşip de ne yapayım, orada herkes yaşlı" diyor. Üstelik genç sanayicileri de "statükocu" buluyor

Yaşam; bazen nasıl başlarsa, hep öyle gidiyor. İnsan 7'sinde neyse 70'inde de o oluyor. İstanbul Sanayi Odası Meclis Üyesi ve tüm dünyaya etiket yapan Paxar-Teslo Tekstil Ürünleri A.Ş'nin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şuhubi; okula başlarken çalışmaya da başladı. Dokuz çocuklu bir ailenin en küçüğü olduğu için herkesin derdine tanık oldu, hepsini dinledi. Üniversite çağı, babasının yaşlılığına rastladı, esnaf babası "Oku ama çok uzun olmasın" dedi. Üniversite okurken çalıştı, evlendi, geceleri de çalıştı. Bugün 76 yaşına gelen Şuhubi, "Artık bırak işi gücü de Datça'ya gel" diyenlere "Orada herkes yaşlı, ben ne yapayım?" diyecek kadar genç. Sanayicileri "vizyonsuz" bulacak kadar da hayatın içinde...

ÇALIŞMASA OKUYAMAZDI

Ortalama insan ömrünü aşacak kadar uzun bir çalışma hayatına sahipsiniz. Maraton nasıl başladı?
23 Nisan 1925 doğumluyum. Babam esnaf olmasına rağmen bütün çocuklarını okuttu. Dokuz kardeşiz ve ailenin ayakta durabilmesi için herkesin katkısı gerekiyordu. Ben de ilkokudan itibaren babamın Kapalıçarşı'daki dükkanında çalıştım. Yüksek okul için de ben mühendis olmak istediğim halde imkanlar son derece kısıtlı olduğu için babam (evladım sen hem çalış hem de kısa bir tahsil yap) dedi. En küçük çocuktum o da çok yaşlanmıştı, Yüksek Ticaret-İktisat'a girdim. Aynı dönemde Maliye'ye girdim. Varlık Vergisi'nin tasfiyesi sırasında çalıştım. Sonra da ilk maktu verginin çıkışında vergi nasıl tarh edilir onu öğrendim. Ve ne kadar gayriciddi şeyler olduğunu gördüm.

Kendi işinizi kurmanız nasıl oldu?
Askerden döndüm, İstanbul'da iş yoktu. Akbank kuruluyordu, biriyle tanıştırdılar beni. Bankacılığı ehven-i şer diye düşünürek seçmek istedim. Tam Ak Sigorta'ya gireceğim zaman babamın tanıdığı biri serbest muhasebecilik yapar mı diye haber gönderdi, oraya girdim. Çok büyük bir çalışma dönemi içine girdim, 250 kişilik konfeksiyon fabrikasıydı ve ben tek kişiydim. Sabah 07.00'de işe gidiyordum, akşam 20.00'ye kadar. Yetişmezse hafta sonları da çalışıyordum. Evlendim ama aldığımız maaşlarla ev kurmak çok zor olay. Eşim de tasavvur edilmez çok büyük fedakarlık gösterdi. O dönemde ben geceleri 3-3.5 saat uyurdum. Eve iş alır yapardım. Kapıcı parasını ödemek için bir işte çalışırdım, kira için başka bir işte.

PATRONLARI BARIŞTIRDI
İnsanı öldürmeyen şey güçlendirirmiş. Bütün bunların katkısı da oldu mutlaka...

Tabii, bu yüzden fevkalade iyi iş hukuku, ticaret hukuku, kambiyo hukuku ve vergi hukuku bilirim. Sonra da organizayon konularına girdim. Sifaş, Bisaş ve Borusan'a da katkılarım oldu. İdari heyet başkan vekilliği gibi danışmanlık karakteri olan işler yaptım. Bu arada eski ve berbat durumdaki, Bakırcılar'daki bir fabrikayı Levent'te büyük bir fabrika haline getirdim. O fabrika etiket fabrikasıydı.

Kaç kişiyi düze çıkardınız?
İş olarak kurtardığım 8-10 kişi var. Bunun tadını tasavvur edemezsiniz. İsimlerini söylemeye hakkım yok, Türkiye'nin en büyük müessesesinin tek patronları arasındaki ihtilafı çözme şansım oldu. Beni bundan 15 yıl önce çağırdıklarında tek hakem yaptılar. Sonra bir tanesi rahmetli oldu.

Şu anda hangi kurumlarda görevlisiniz?
İSO Meclis Üyesi ve Mevzuat Komitesi Başkanı, TÜSİAD İstişare Konseyi, Disiplin Kurulu, Parlamento İlişkileri ve Ekonomik-Mali İşler Komisyonu Üyesi, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı Üyesi ve İKV Genel Kurul üyesiyim.

Patron kendi çıkarlarını korumak zorundadır, yönetici değildir. Ben patron olamadım.

Mizaç olarak çok asabiyim. Bir şeye kızmamın başlamasıyla en yüksek seviyeye çıkması bir iki saniyedir. Tırnaklarımı batırırım avucuma, kendime hakim olurum.

Tatilim de azdır benim. Arkadaşlarım zorla bir yere götürmezse gitmem. Emekliliğimi de uzun süre istemedim. 20 yıl önce oldum, iptal ettirdim. 6-7 yıl önce tekrar emekli oldum.

Türkiye'nin en büyük iki patronunun arasındaki ihtilafı çözme şansım oldu 15 yıl önce. Şimdi birisi rahmetli oldu.

Çok insanı düze çıkardım, işi bozulmuştu danışmanlık yapıp toparlamasını sağladım. Kendime çalışsaydım karun olmuştum ama pişman değilim.

'Sanayicinin halini komik buluyorum'

İSO Meclisleri'ne düzenli olarak katılıyor, söz alıyorsunuz. Genç kuşak sanayicileri nasıl buluyorsunuz?
Bana çok kızacaklar ama komik buluyorum. Türkiye'de sanayi, sanayicilerin birbirini taklit etmesi suretiyle ilerlemiştir. Bunların ve misyonların değişmesi lazım. Bu sanayicilik bitiyor. Başka bir sanayi mantığına doğru gidiyor dünya. Dünyada artık bir şirketin sahibinin, patronunun varolması ihtimali yok. Her şirket, 'kime ait olduğu belli olmayan şirket' haline geliyor. Halka açılmış oluyor. Ford'un hissesi bir ara yüzde 15'ti, şimdi daha da düştü, ama hâlâ Ford. Bugünkü işadamları halka açılmaktan da korkuyor, biraz da statükoyu korumak istiyorlar.

'İstesem karun gibi olurdum'

Herkese yetmeye çalışırken, kendinize yetebildiniz mi?
Annemin benimle ilgili bir temennisi vardır; "Hayatta hiç kimseye muhtaç olmadan yaşamanı isterim. Ama inşallah allah sana çok para vermesin. Çünkü ben çok paranın insanların ahlakları üzerinde olumsuz etkisi olduğuna inanırım. Senin bu karakterinin de bozulmasını istemem" demişti. Temennisi aynen gerçekleşti. Bütün arkadaşlarım der ki "Sen karun olurdun bizim gibi, bak neler yapıyorsun hâlâ" Ben onları bir yere yönlendiriyorum, sonra alıp başını gidiyorlar. Ama bu çok fazla önemli değil. Bu yanımdan bu yaştan sonra vazgeçme ihtimalim olabilir mi?

'Yeni ekonomi hızla geliyor'

Yeni ekonomi konusunda ne düşünüyorsunuz?
Ortada kırkayak hızıyla gelen bir gelişme var. İnsanın bütün birikimini sıfırlayan bir değişim. Şimdi benim yaşımdaki bir insan nasıl oturup da bilgisayarla oynar? Dünya yeni bir düzene giriyor. Bunun dışında kalmak olmaz. Benim çok komik bir ilişkim var bilgisayarla. Ben birşey aradığım zaman bulabilmem için bir kağıt üzerine yazsınlar, "Önce şu tuşa bas, sonra buna" desinler. Öyle öğreniyorum. Direnmiyorum bu gelişime ama gönlüm de yapmak istemiyor. Bu işe girdiğin zaman iyi öğrenmek gerek.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır