Kablosuz iletişim artık uzak bir rüya olmaktan çıkıp, günlük yaşamımıza girdi. Önce cep telefonları, ardından kablosuz internet erişimi geldi. Bu da yetmezmiş gibi, bilgisayar, cep telefonu, databank karışımı bir dizi alet 'icad edildi.' Kimisi ufak bir dijital kamera ekranını andırıyor. Bazıları ise, gelişkin bir televizyon kumandasına benziyor. Bu hızla değişen dünya, hepimizi hem merakta bırakıyor, hem de heyecanlandırıyor.
Rekabet edilen alanlara gelince, cep telefonu üreten şirketlerden, bu telefonlarda kullanılan yazılımlara kadar her konuda ortak platform oluşturulmaya çalışılıyor. Bugünlerde ise hepimizin çok duyduğu bir kelime var, WAP. 'Kablosuz İletişim Platformu' anlamına gelen WAP, bir çok telefon üreticisinin benimsediği bir sistem. WAP telefonları ile internete bağlanılabiliyor, haber, hava durumu, şehir rehberi gibi bilgiler edinilebiliyor. Reklamları hep birlikte izlediğimizden yapılabilecekleri kestirmek zor değil. Yazılı mesaj servislerinin (SMS) tutmasından sonra, WAP'ın Avrupa'dan sonra Türkiye'de de çabuk benimsenmesi olası.
Ancak o da ne? Japonya'da geliştirilen alternatif bir kablosuz iletişim platformu olan i-mode, WAP'ın tahtına oynuyor. Japonya'daki 10 milyon kablosuz internet erişimi yapan cep telefonunun yüzde 70'i, i-mode sistemiyle uyumlu. Bu popülaritenin bir nedeni de, i-mode ile bağlanılan internet sayfalarının standart internet dili olan html ile yazılması. Oysa WAP ile ulaşılan internet siteleri, VML adlı farklı bir bilgisayar diline adapte edilmek zorunda. Bu nedenle, internet siteleri anında WAP uyumlu olamıyorlar.
i-mode şu anda Avrupa'ya yeni yeni giriyor. Japonya'nın NTT (Nippon Telegraph&Telephone) şirketinin geliştirdiği bu mobil data servisi, Hollanda'da yapılan yeni bir yatırımla, bu pazara adım attı. Ancak bu yeni teknolojinin, GSM ile uyumlu olması için bazı değişiklikler yapılması gerekiyor. Ayrıca WAP taraftarları, i-mode'un yeterince güvenlikli bir iletişim sağlamadığını iddia ediyorlar. Teknoloji ve onun yarttığı rekabet gücü çok hızla kabuk değiştiriyor. Bazı yenilikler hızla standartlaşırken, bir bakıma daha yeni buluşların önü kanabiliyor. Öte yandan, örneğin Microsoft'un bölünme kararında olduğu gibi, çok kapsamlı standart oluşturmuş şirketler, bu konumlarından dolayı cezalandırılabiliyorlar. Bu ceza, uzun dönemde tüketicinin zararına olsa bile, kurallar o anda öyle işliyor. Oysa, Microsoft'un oluşturduğu standartla elde ettiği pazar payını, kendi kulvarlarında yakalamak isteyen binlerce şirket var.
Geleceği kablosuz İnternet'te gören şirketler, şimdiden bu yeni yaşam tarzına yönelik yatırımları yapıyorlar. Ülkemizde de teknoloji piyasası, özellikle internet erişimi kosunda oldukça 'kızışmış' durumda. Hem bağlantı, hem de cihaz satan şirketler kıyasıya rekabet ediyor. Gazeteler, bilgisayar üreticileri ve internet servis sağlayıcıları kampanya üstüne kampanya yapıyor. Hangi şirketlerin galip çıkacağı henüz kesin değil. Ancak şu da bir gerçek ki, bu işten en kârlı çıkan vatandaş, yani tüketici olacak.
Bütün bu gelişmelerin ortak paydası, tüketicinin bilgiye, eğlenceye, servis ve ürüne, daha ucuz ve kolay ulaşabilmesi. Politikada, ekonomide, ve hatta trafikte bile müthiş bir verim kaybı yaşıyoruz. Teknolojinin geniş bir kitleye malolması, kalkınma kavgamız için, ciddi bir geri kazanım.