kapat

17.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZÜLFÜ LİVANELİ(livaneli@sabah.com.tr )


21.yüzyılda gençlik, teknolojik gelişme ve kültür birikimi(4)

Bugün üniversite öğrencileri biraz plutonyum bularak atom bombası imal edebilecek bilgisel donanıma sahip.

Bunun varabileceği tehlikeleri konuşmak bile istemiyorum.

Kısacası gelişme olgusunu teknolojiyle sınırlı tutmayan ve hayatın çeşitli alanlarında paralel gelişme sağlayabilen toplumlarda son derece yararlı olan teknolojik seviye, buna hazır olmayan toplumlarda bir kabusa dönüşebiliyor.

Denildiği gibi "Balıkların yaşamak için denize ihtiyacı vardır ama aynı deniz insanları öldürür."

Deniz aynı denizdir ama bir olgu karşısında insanlarla balıkların konumu farklıdır.

Bir topluma hayat veren teknoloji, bir başkasının ölümü olabilir.

***

Plehanov'un verdiği çok güzel bir örnek vardır: Okla avlanan Afrika kabileleri, bir hayvana birden fazla ok isabet etmesi halinde bir bölüşüm metodu bulmuş. Her kabilenen oku işaretli olduğu için avın kalbine en yakın oku atan kabile aslan payını alıyor, geri kalanda avcılar arasında eşit olarak dağıtılıyormuş.

Teknoloji gelişip de ok yerine tüfekle avlanmaya başladıkları zaman, büyük bir kargaşa içine düşmüşler. Kurşunlara işaret koymak mümkün olmadığı için yeni bir paylaşım hukuku geliştirene kadar kabileler arasında büyük kavgalar, hatta savaşlar çıkmış.

Her teknolojik gelişim, kendi hukuku ve ahlaki sistemiyle paralel yürümek zorunda.

***

70'li yıllarda Stockholm'de yaşıyordum ve orada çok ilginç bir olaya tanık oldum.

Bankaların otomatik para çekme makinaları yeni çıkmıştı ve İsveç'li bir kız sahte şifrelerle böyle bir makinadan büyük paralar çekmişti. Kız yakalandı, yargılandı, beraat etti.

Çünkü İsveç yasalarında dolandırıcılık, bir insanın başka bir insanı dolandırması olarak tarif edilmişti.

Bin insanın bir makineyi aldatmasının cezası yoktu. Yasası ve cezası olmayan bir suç düşünülemeyeceği için de kız beraat etmişti. Bunun üzerine hukuk adamları ve parlamento yeni teknolojiye uygun yasalar üzerinde çalışmaya başladı.

***

Sonuç olarak; bilgi çağında insanlığın ahlaki ve kültürel mirasının reddedileceğini sanmıyorum.

Afrika kabileleri gibi belki bir kargaşa döneminden geçeceğiz ama insan soyunun birikimi, kendisine yeni biçimler bularak, genç kuşaklarda da devam edecek.

Çünkü tersini düşünmek Stefan Zweig'ın deneyimleri sonunda vardığı umutsuzluğa düşmek anlamına gelirdi ki başta da belirttiğim gibi ben umutsuz ve karamsar değilim.

Sadece bazı noktaların altını çizmek istiyorum.

Beni dinlemek nezaketini gösterdiğiniz için teşekkür ederim."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır