Koray Ateş, içindeki gençlik ateşi bir türlü sönmemiş, daha doğrusu söndürelememiş olan bir genç... Bana öyle bir mesaj yollamış ki, sonuna kadar okuduğumda üzüldüm, sıkıldım, kızardım, bozardım. Daha sonra kendi kendime "Sen niçin üzülüyorsun yahu!.. Buna sebep olanlar sıkılsın, utansın..." dedim ve onu bu duruma düşürenleri sizlere şikayet etmek için mesajını yayınlamaya karar verdim. Bakın üniversite mezunu gencin bana yolladığı isyan dolu yakarışa;
"Sayın Vardar,
Ben 1995 yılında Muğla Üniversitesi-İktisat Bölümünü kazandım ve 1 yıl sonra üniversitede gösterdiğim yüksek başarıdan dolayı Uludağ Üniversitesi'ne transfer oldum. Aynı başarım Uludağ Üniversitesi'nde katlanarak arttı ve 1999 yılında birincilikle mezun oldum. Elbetteki üniversitemin bitmesi eğitim hayatımın bitmesi anlamına gelmiyordu. Üniversitedeyken sürekli hayalini kurduğum yurtdışı master eğitimi çin yoğun girişimlere başladım. Ancak ilk darbeyi kendi üniversitemden aldım. Şöyle ki; üniveresitede görev alan hiçbir hoca ve idari personel bana yardım etmek şöyle dursun, yön dahi göstermediler. Ben ne kimseden iş talebi ediyordum ne de torpil, tek istediğim eğitimimin en son ve en önemli aşaması olan master için burs talep ediyordum.
Sayın Vardar, bu ülkede birinciler kolay yetişmiyor, bizim en çok kızdığımız, neden hep başarılı Türkler yurt dışından çıkıyor?... Ben bu sorunun cevabını düşünmeye bile gerek duymuyorum. Ben artık ümidimi kestim. Türkiye'de benim gibi insanların maruz kaldığı, ne halin varsa gör politikasının ne ilk, ne de son kurbanıyım. Ben artık keşke Amerika'da, ya da diğer bir ülkede yaşasaydım demek istemiyorum. Ben Türkiye'de yaşıyorum ve ülkeme yararlı olmak istiyorum. Fakat bu isteğim sadece teoride kalacak gibi. Eğer bizlere çok az olsun yatırım yapılsaydı ne yurtdışına beyin göçü, ne de yurtdışından bizlere önerilen çıkar dolu fikirlere muhtaç kalırdık.
Şimdi soruyorum; toplumsal sorunları objektif biçimde ele alan bir gazeteci olarak, bu durum toplumsal bir sorun mudur?... Yoksa ülkenin bir ayıbı mıdır?...
Saygılarımla,"