


Şaka gibi...
Bütün dikkat ve enerjimizi, bakın hangi konular alıyor?
Türkiye'ye iadesinin artık hiç bir anlam taşımadığı Mehmet Ali Ağca.
Köküne inemeyeceğimizi bile bile Susurluk ve Çeteler davası.
Sonuçları şimdiden belli bir dizi Yüce Divan düellosu.
Çözülmesi imkânsız bir Malki Cinayeti.
Kafaları karıştırmaktan öteye gidemeyen faili meçhuller dizisi... vs.
Uzun uzun saymaya gerek yok.
Dünkü duruşmanın ciddiyetsiz görüntülerine bakın, durumumuzu anlayın:
Ağca, Mahkeme heyetine değil gazetecilere hitap ediyor... Dava, bir gasp davası ama Ağca Apdi İpekçi'den bahsediyor. Ben vurmadım diyor. Esrar perdesini Bekir Çelenk'le örtüştürüyor. Yani ölü'yü şahit gösteriyor.
Duruşmaya gelip giderken zırhlı araçlar, jipler, helikopterler, polisler, jandarmalar, kameralar ve çatılara yerleştirilen keskin nişancılar... neler neler.
Türkiye bunlara kitleniyor.
*
Oysa çok işimiz var.
- Memur, işçi, köylü, çiftçi, enerji, sağlık, eğitim...
- Adalet Reformu... Demokratikleşme paketi... Güneydoğu projeleri.
- Anayasa değişikliği.
Alt'alta yazsam, sütunlara sığmaz.
Bütün bunlar beklerken her 15 günde bir cambaza bak diye, kendimizi sanal bir dünyaya kaptırıyoruz.
Biri bitiyor, öbürü başlıyor. Bazen deprem korkusu tazeleniyor, derken, herşeyi unutturacak bir bomba daha patlıyor.
Sonuncusu da Ağca işte... tam tüy dikiyor... Biz Apo'yu yargıladık, bari tatmin olduk. Peki Ağca'yı ne yapacağız? Hiç. Sadece cambaza bakacağız.
O'nu iade etmekle İtalya bize pusu kuruyor. Adalet Bakanlığı ise Ağca'nın iadesini başarı zannediyor.
Ülkedeki son durum budur işte.
Su akıyor, deli bakıyor.