kapat

17.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MEHMET ALTAN(maltan@sabah.com.tr )


Suriye vatandaşı olmak ister miydiniz?

Geçtiğimiz Cumartesi ölen Hafız Esad'ın ardından izlediğimiz görüntüler ve gelişmeler, "tek parti rejimlerinin" ne anlama geldiğini de netleştirmekteydi.

"Diktatörlerin başı sağolsun" diye manşet atan Radikal Gazetesi, Hafız Esad'ın otuz yıldır sürmekte olan iktidar macerasının ana hatlarını şöyle sıralamıştı:

"1971'de 'demokratik, halkçı ve sosyalist' bir cumhuriyet olarak tanımlanan bir anayasa hazırlayan Esad'ın ilk işi seçimlere gitmek oldu. Yüzde 99.2 oy aldığı ilk seçimden 21 yıl sonra görev süresini uzatmak için bir referandum daha yapıldığında oy oranının yüzde 0.7 daha yükseldiğini görecekti.

...Yönetimi sırasında onbinlerce muhalif, istihbarat servislerinin işkencelerinden geçti. Esad muhalefetin canlanmaması için faks ve interneti bile ülkeye sokmadı. Yine de 1980'de sıyrıklarla atlattığı bir silahlı saldırıya ve 1983'te kalp kriziyle yatağa düştüğünde kardeşi Rıfat'ın darbe girişimine maruz kaldı. Fakat Esad, 1982'de İslamcı muhalif Müslüman Kardeşler'in Hama ve Humus'ta başlattığı ayaklanmada 10 bin kişinin katliamını emredecek kadar 'tek adam'dı."

Esad'ın cenazesi nedeniyle Suriye'nin başkenti Şam'a ilk kez bu kadar kalabalık bir şekilde girip "canlı yayın" yapan televizyonlarda, Şark'a özgü abartılı yas görüntülerini izlerken, demokrasi olmadığı zaman cumhuriyetin hiç bir işe yaramadığını da bir kez daha gördük. Suriye'deki gibi tek parti ve tek adam anlayışına dayalı rejimlerin cumhuriyet kavramını da iğfal edebileceğini anladık.

Suriye Parlamentosu, Beşir'i hem general ilan etti, hem de Devlet Başkanı olmasını engelleyen Anayasa maddelerini değiştirdi. Anayasa, devlet başkanlığı için kırk yaş ve Baas Partisi yönetiminde bulunmayı şart koşuyordu. Bu şartlar ortadan kalktı. Ve böylece aynı padişahlıklarda olduğu gibi, iktidar "babadan oğula" geçecek hale getirildi.

Görünürde, Suriye "laik bir cumhuriyet". İktidarın kaynağı halk. Ama demokrasi yok, Silahlı Kuvvetler ve iyi örgütlenmiş Alevi azınlık, koca Sünni çoğunluğa hükmediyor. Demokrasi olmayınca da, farklı görüşler ve partiler yarışamıyor. Baas Rejimi, iktidarı kimseye sormadan, halkı kaale almadan istediğine hediye ediyor. Aynı Ürdün Krallığı'nda olduğu gibi, Suriye Cumhuriyeti'nde de iktidar aile arasında el değiştirecek.

Üstelik demokratik bir gelenekten nasiplenmemiş halk eskiden babayı desteklerken, şimdi oğlu için tempo tutuyor.

Cumhuriyet'in, "demokrasi" ile evlenmediği vakit hiç bir işe yaramadığını en iyi Suriye'de görüyoruz. Orası da laik, orası da Cumhuriyet ama ortaya çıkan görüntüler "çağdaş demokrasilerden" çok uzak.

Özgürlük ve Kalkınma
Dünyadan kopuk, içe kapalı Suriye Rejimi'nin ekonomik durumunu ortaya koyan çok net rakkamlar yok. Ama ülkede bir sefalet ve işsizlik hakim.

İstatistiklere bakılırsa, petrole rağmen, kişi başına düşen milli gelir bin yüz00elli dolar. 16 milyona varan nüfusuna rağmen ulusal üretimi sadece 17 milyar dolar.

Aynı nüfusa sahip Hollanda ise yılda 402 milyar dolarlık üretim yapıyor. Kişi başına düşen gelir de 26 bin dolara yakın.

Devletçi, merkeziyetçi ve demokrasiden uzak ülkelerin kalkınabilmesi pek mümkün değil. Özgürlük ile kalkınma arasında bire bir ilişki var. Düşünce, inanç ve girişim özgürlüğüne sahip olmayan ulusların ekonomik gelişme yarışındaki yerleri de pek kıvanç duyulacak seviyelere gelmiyor.

Suriye ile Hollanda bunun için iyi bir örnek, Hollanda Cumhuriyet ile yönetilmiyor, krallık. Ama Suriye'nin yakın zamanlarda kolayından göremeyeceği kadar "demokratik".

Kalkınma açısından da, Suriye'nin ürettiğinin neredeyse 25 mislini üretiyor.

Şeriat değil, demokrasi
Hafız Esad'ın on bin kişinin öldürülmesini emrettiği Hama ve Humus katliamında adı geçen "Müslüman Kardeşler" Baas rejiminin en azılı muhalifi sayılıyor.

Müslüman Kardeşler Hareketi, "Batılılaşma, modernleşme ve laikleşme" akımlarına karşı çıkıyor. Bir İslam toplumu kurulabilmesi için "Kur'an ve sünnet'in kılavuzluğuna" dönülmesini istiyor.

Müslüman Kardeşler'e göz açtırmayan Esad, şeriat isteyenlerle mücadele etmesine rağmen ülkenin yeryüzü standartlarında bir zenginliğe de, özgürlüğe de kavuşmasını sağlayamıyor. Çünkü, orada da iktidar oyunu "kışla ile cami" arasında oynanıyor.

Ülkenin önüne konan tercihler "laiklik ile şeriat" ikileminde. Oysa ölçü, "demokrasi ile şeriat" olmalı. Demokrasi özü itibariyle laik çünkü.

Geleneğinde "diktatörlük" olan Şark ülkelerinde, ordunun ve darbelerin birbiri ardına sahneye girip girip çıktığını görüyoruz.

Onların karşısında ise İslam'ı siyasallaştıran "Müslüman Kardeşler" gibi akımlar var. Birinciler "modern, ilerici ve batılı" sayılıyor. İkinciler ise "şeriatçı". Ama bu ülkeler, iktidar oyununun oynandığı alanı değiştirip dönüştürmedikleri için, sahip oldukları petrole rağmen pek bir ilerleme sağlayamıyorlar.

İlerlemek, şeriat-laiklik ikilemini bir yana bırakıp, tek hedef olarak "demokrasiyi" benimsemekle mümkün olabiliyor. Çünkü laik-şeriat ikilemini ortadan kaldırdığınızda, "cami ve kışla" makası kapanıyor, halkın iradesi, özgürleşip zenginleşme talebi gündeme geliyor.

Demokrasi, insan hakları ve piyasa da, halkın gelişmesinin motorunu oluşturuyor.

Yönetilen vatandaş
Her ülkenin vatandaşlarının, yeryüzünün en ileri ülkesinin, en ileri haklarını talep etme hakkı var.

Suriye'de çığlık çığlığa ağlayarak "tek adam"ın ölümüne ağıt yakan insanların da çok daha iyi yaşamaya hakkı var. Ama hepsi esir düşmüş vaziyette.

Üstelik, orada da rejimin dönüşmesi çok uzun zaman alacak. Esad belli ki "tabu" olarak kalacak. Onun dönemi resmi propagandalarla kutsanacak.

Gelişmiş ülkelerdeki insanlar yaşamı çok daha iyi değerlendirirken, Şark bir ömrü değil, ömürleri heba ediyor.

Gidenlere değil, bir türlü doğru dürüst yaşanamamasına ağlamak gerek aslında.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır