|
|
  
Sahip çıkmak!
Milli Takımımız'ın mağlubiyetinden sonra bir takım tuhaf ve çirkin beyanatlar çıkmaya başladı. Basının görevi nedir? Basın eleştirecek. Bu yalnız Türkiye'de değil, dünyanın her tarafında böyle. Türkiye'deki basın ayrıyeten, daha mantıklı ve daha terbiyeli bir şekilde eleştiriyor. Avrupa'da daha hakaretvari bir üslup kullanılır.
Türk Milli Takımı İtalya'ya yenilince doğal olarak tenkit ediliyor. Antrenman maçı yapmadığı için... Muvaffak olamamış F.Bahçe'den 5 futbolcu oynadığı için... UEFA Şampiyonu G.Saraylı futbolculardan pek çoğu oynatılmadığı için... Mustafa Denizli kendini Tanrı falan mı görüyor da, eleştirilere sitem ediyor. Tabii ki eleştirilecek. Tabii ki oraya gelen gurbetçiler tarafından da eleştiriliyor. Çünkü onlar 15-20 gün önce G.Saray'ın başarısını gördüler, yaşadılar. Milli Takım'dan da aynısını istiyorlar.
Sen takımı iyi kuramazsan, uyumu sahada veremezsen, kampta herkes istediği gibi herkesle görüşüp kulüplerle teşvik-i mesai kurarsa, muayeneye gider, mukavele yaparsa; bunlar tenkit edilecek tabii. Niçin alınıyorsun?
Milli Takım Sorumlusu çıkıyor, basını eleştiriyor. Basın ne yapacak? Basın iyi mi göremiyor. Başka maç mı seyrediyor? "İyi oynadık, Mustafa ne güzel taktik uygulattı" mı diyecek? Böylesine kötü bir İtalya takımı karşısında kalemizin içinden 5 tane top çıkıyor. "Bu toplar aslında rakip kale içinden çıktı" diye mi yazacak? Ne bekliyor bunlar basından? Anlayacağınız; tam bir komedi.
İlle dolduruş mu gerek?
Başkanlar çıkıyor, "Milli Takım'a sahip çıkalım" diyor. Milli Takım'a herkes sahip çıkıyor, ama şahıslara değil. Şahıslar bir şeyler yapmak, vermek zorunda. Yapamazsa gider. Basın neden Denizli'ye sahip çıksın? Basın görevini yapıyor. Yendiği vakit "Bravo" diyor, "Taktik iyiydi" diyor, yanlışları da söylüyor. Sahip çıkmak demek, dolduruş yapmak mı? Ne Milli Takım'ın buna ihtiyacı var, ne de Mustafa Denizli'nin...
Milli Takım'ı buraya getirdi. Tamam getirdi. Daha da ileriye götürecek kardeşim! İyi oynayarak ya da şansla getirdiyse, burada da öyle oynamak zorunda. Garip bir durum. Denizli ya da başkan, kim olursa olsun, yanlış yaptığı zaman, "Aman ne iyi yapıyorsun" mu diyecek basın?
Hiçbir şeyden anlamayan, kompleksli yöneticilerin olduğu bir ülkenin futbola da, eleştiriye de bakışı ancak böyle olur işte. Mukavele yapacağı zamanı bile bilmiyor. 6 ay önce mukavele yaparsa, futbolcu eski takımında, "Nasılsa ben transfer oldum" diye düşünüp oynamazmış. İdarecinin futbolcuya itimadı yok, futbolcunun da idareciye. Hadi ya, böyle saçmalık olur mu?
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|