İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, özelleştirme sürecinin iddialı projeleri POAŞ ve GSM lisansındaki son durum ile bankacılık sektörü ve ekonomideki gelişmeleri SABAH'a değerlendirdi. Özince, sözleşmenin bu ay sonuna kadar tamamlanması halinde Kasım ayında cep telefonu hizmeti verebileceklerini söyledi.
"Özelleştirmeden şirket alanlar zarar görmemeli, yenilerine örnek olmalı" diyen Özince, mevduat güvencesinin sınırlanmasını yeterli bulmadıklarını, bankalara mevduat tavanı getirilmesi gerektiğini söyledi. Özince sorularımızı şöyle yanıtladı:
Bakanlık haklı olarak, mevzuat yönüyle titiz davranıyor. Bazı konularda bize hak veriliyor. Ancak, biz Rekabet Kurulu'nda ya da mahkemede işin çözülmesini istemiyoruz. Meblağın büyüklüğü, hassasiyet, katılık yaratıyor. Önümüzü görmek istiyoruz. Şov yapmıyoruz. Teknik olarak mutabık kaldığımız konuları mahkemelerde çözmekten kaçınıyoruz. Bu iş bozulsun diye düşünenler de olacak. Buna rağmen kararlıyız. İtalyanlar, Akdeniz havzasında bize birlikte iş yapmayı önerecek kadar ilgililer. Türkiye, birinci işleri.
* 4. GSM lisans, fiyatı, KDV ödemesi, katma değerli hizmetler gibi konuları çözdünüz mü?
Bir sonraki lisansın 2.5 milyar doların altında satılmayacağı yönünde ortaklarımız garanti verilmesinde ısrar ettiler. Ancak, bunun şartnameye yazılması ayrı bir imtiyaz haline geliyor. Bu ısrar devam etmiyor. 2.5 milyar dolar artık bir psikolojik sınırdır. KDV ödemesinin yanısıra katma değerli hizmetler konusu var. Cep telefonu lisansı alındıktan sonra önreğin internet hizmeti verilmesi de mümkün. Ancak bu yetkinin lisansa yazılması gerekiyor.
* Kasım ayında hizmet vermeyi planlıyordunuz...
Bizim GSM hizmetinin Kasım ayına yetişmesi mümkün.
* POAŞ'ta sözleşme ne zaman imzalanacak?
Özelleştirme, malı satıp rekor kırmaktan, kamyon yükü para getirmekten ibaret değil. POAŞ'ta, piyasaya payı süratle eriyen bir şirketi 1 milyar 260 dolara almaya çalışıyoruz. Ortak şirketi kurduk. Ciddi bir özsermaye ile işe başlayacağız. Burada sorun kaçak mazot ticareti. Sınır ticareti kapsamında ithal edilenin dışında kaçak mazot Türkiye'nin her yerinde satılıyor. Özelleştirmeden şirketleri satın alanlar zarar görmemeli. Yenilerine örnek olmalı.
* Bireysel emeklilik modelini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bankaların, sigorta sektörüne girişlerinin tahdit edilmesi doğru değil. Bankacılık sistemi, herşeye rağmen denetlenen, belli bir yapısı ve kurumsal birikimi ve geleneği olan bir alan. Bankaların sigorta acentalığı milli ekonomi açısından da bankaların azalan gelirlerini beslemeleri açısından da yararlı. Özel emeklilik fonlarının, sigorta şirketleri dışında portföy yönetimi gibi ele alınması da riskli. Sigortacı olmayan kişilerin bu işe soyunması çok tehlikeli.
* Bir siyasi istikrarsızlık havası var. Kaygılanıyor musunuz?
Siyasi dalgalanma muhakkak rahatsızlık yaratıyor. Türkiye artık neyin doğru olduğunu, nasıl yapılacağını önemli ölçüde gördüğüne göre benim yarınla ilgili tereddüdüm yok.
Haksız rekabetin önlenmesinin göstergesi, sektörün düzgün denetimi ve yönetimidir. Sağlıklı bir ortam sağlanmadan, görülecek ki grup bankaları dahi birleşmeyecek. Birleşmeleri teşvik edici önlemler gerekiyor. Gerek birleşmeleri gerekse şirketlerin sermaye yapılarını güçlendirmelerini sağlayacak düzenlemeler yapılmalı. Birleşmeleri teşvik edici mevzuat olmadığı gibi şirketlerin yeniden yapılanmasını destekleyecek mevzuat da yok.
* Mevduat güvencesinin sınırlanmasını yeterli mi?
Bu, önemli bir adım ancak bizim mevduat garantisinden kastımız sadece vatandaşa ödenecek tutar değildi yalnızca. Garanti edilen tutarın yalnızca mudi açısından değil banka açısından da tahdit edilmesi gerekir. Bankalara mevduat tavanı getirilmeli.
Okan MÜDERRİSOĞLU