2000-2003 yılları için ayrılan bu bütçe Avrupa Birliği'ne adaylık statüsü kabul edilen Türkiye için de büyük önem taşıyor. Aday ülkelere ön katılım stratejisi çerçevesinde sağlanması düşünülen ek finansman aynı zamanda bu ülkelerin mevzuatlarını AB ile uyumlu hale getirmelerini hedefliyor.
AYB Başkanı Philippe Maystadt'ın belirttiğine göre bu miktar 2000-2007 dönemi için ayrılan 8,7 milyar Euro'ya eklenecek. Genişleme sürecindeki ülkelerin kullanımına ayrılan toplam kredi tutarı bu sayede 17,2 milyar Euro düzeyine çıkarılmış oluyor. Türkiye bugüne kadar üye olmayan ülkeler sınıfında "Akdeniz bölgesi" ülkeleriyle beraber muamele görüyordu. Türkiye'nin artık "aday ülke" olarak kabul edilmesinin önemi ise bu iki farklı kategorideki ülkelere AB tarafından sağlanan finansman miktarının farklı olmasından ileri geliyor. 1999'da Akdeniz ülkelerine sağlanan finansman 800 milyon Euro ile sınırlıyken aynı dönem içerisinde aday ülkelere 2 milyar 400 milyon Euro finansman sağlandığı görülüyor.
Akdeniz ülkelerine ayrılan bütçe ülkeler bazında paylaştırılmıyor. Diğer bir deyişle Türkiye uygun projeleri sunduğu takdirde bu finansman imkanından istediği kadar yararlanabilir. Ancak 1999 yılında Türkiye'nin bir Akdeniz ülkesi olarak kullandığı kredilere bakıldığında ortaya pek parlak olmayan bir tablo çıkıyor. Sınai Yatırım ve Sınai Kalkınma Bankaları gibi kuruluşlar aracılığıyla kullanılan toplam finansman 50 milyon Euro'nun biraz üzerinde. AYB'den sağlanan finansman Türkiye'de daha ziyade alt yapı projeleri için kullanılmış ancak Türkiye'nin kullandığı toplam kredi Mısır, Fas, Tunus gibi ülkelerin gerisinde kalıyor.
Ülkemizdeki sorun bu imkanlardan yararlanabilecek kuruluşların ve özellikle KOBi'ler başta olmak üzere özel sektörün bu konudan yeterince haberdar olmamaları. Milyonlarca Euro'luk finansman imkanını Türkiye'de gerçekleştirilecek projeler için kullanmak mümkün. Projelerin konusu ile ilgili net bir sınırlama da bulunmuyor. Ana kriter projelerin Avrupa Birliği'nin ulaşmak istediği hedeflerle uyumlu olması. Bu kaynağın Türkiye'nin üzerinde çalıştığı mevzuat uyumu için kullanılabilecek olması önemini daha da arttırıyor. Türkiye adaylık statüsünün kabul edilmesiyle birlikte aday ülkelere ayrılan bütçeden yararlanmayı başarabilirse AB yolunda çok önemli fırsat yakalamış olacak.
MURAT PEKSAVAŞ