kapat

16.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net )


"Kara Haziran"

Çin gezimizde tanıştığım genç rehberimizle, üniversiteye giriş konusunu konuşurken, Temmuz ayına "Kara Temmuz" dediklerini öğrenmiştim.

Sebebi, Temmuz ayında yapılan üniversite giriş sınavlarıydı. Anlattıkları bize çok benziyordu. Üniversiteyi okumak isteyen gençler için lise yılları gerçek bir azaba dönüşüyor, sınavın yapıldığı Temmuz'da ise kıyamet kopuyordu.

Üç gün süren sınavlarda yeterli başarıyı gösterip üniversiteye adım atmak, hele hele gözde üniversitelerden birine girmek, bizde olduğu gibi orada da Sırat köprüsünden geçmek gibi bir şeydi.

Bizim "Kara Haziran"ımızın en kara günü olan 18 Haziran yaklaşırken genç rehberin anlattıklarını hatırladım tekrar. Çin'de, Türkiye'de ve muhtemelen dünyanın başka az gelişmiş bölgelerinde gençliğin çektiği bu işkenceyi düşündüm. Bir de böyle bir işkenceyi hiç tatmamış Avrupalı ya da Amerikalı gençleri; yani doğuştan şanslı olanları...

***

On kişi içinden sadece bir kişiyi seçip dokuzunu eliyorsanız, zaten acımasız bir seçim yapmaya mecbursunuz demektir. Yani problemin asıl büyüğü budur; arzla talep arasındaki büyük dengesizliktir.

Ama bu acımasız eleme bir de adaletsiz olursa, çekilen azap iyice dayanılmaz hale gelir. Zaten sınav sisteminin adaletli olmasının önemi de buradadır. Adaletinden kuşku duyulmayan bir sınav zor katlanılır bir başısızlığı daha kolay katlanılır hale getirir.

Ne yazık ki pazar günü sınava girecek gençler, bu sistemin yalnızca acımasız değil, aynı zamanda adaletsiz olduğunu biliyor.

O gençlerden birçoğu, kendisinden çok daha zayıf onbinlerce öğrencinin, sırf genel başarı düzeyi daha yüksek bir okuldan mezun olduğu için önüne geçeceğinin; ya da "hocalarla arasını iyi tutan" arkadaşlarının yüksek AOÖBP ile kendisini nasıl sollayacağının farkında.

Meslek lisesi mezunları, vaktiyle kendileri meslek okulunu seçerken hiç katsayı farkından bahsetmeyip de geçen yıl birdenbire önlerine "katsayı tuzağı" kurulmasının ne vicdanla ne de hukukla bağdaşmadığını pekala biliyor.

İşin acısı, bunu sadece öğrenciler değil, Milli Eğitim de biliyor. Geçen yıl giriş sınavlarında birden bire yapılan radikal değişikliğin olumsuz etkilerinin Milli Eğitim Bakanlığı ya da YÖK tarafından da "için için" kabul edildiğini duyuyoruz.

Orta öğrenim başarı puanı denilen puanın ağırlığının arttırılmasının nasıl çarpıklıklara yol açtığı, nasıl karne notunu belirleyici hale getirip sınav sonucunu neredeyse etkisizleştirdiği artık tecrübelerle sabit. Liselerde mezuniyet notunu yükseltmek için ne büyük kavgalar verildiğini, ne büyük menfaatler temin edildiğini bizim duyup da Milli Eğitim'in duymaması mümkün mü?

Duyuyor, biliyor, düzeltmiyorlar.

İmam Hatip mezunlarını üniversiteye sokmama gibi politik bir amaç uğruna onbinlerce meslek lisesi mezununun nasıl harcandığı inkar edilmez bir gerçek olarak karşılarında duruyor. İki aşamalı sınavı tek aşamaya indirmenin yarattığı olumsuzlukları ise, hergün üniversite hocalarından şikayet olarak dinliyorlar.

Evet, görüyor, dinliyor ve biliyorlar.

Ama "hata yaptık" deme cesaretinden yoksun olduklarından, "tükürdüklerini yalamıyor", aynı sistemle kıyıma devam ediyorlar.

Ben eminim ki, önümüzdeki birkaç yıl içinde YÖK, bu sınav sisteminden yavaş yavaş geri adım atacak. Önce ağırlıklı orta öğrenim başarı puanı" denen garabetin ağırlığını azaltacak, sonra "çaktırmadan" meslek lisesi mezunlarına yaptıkları haksızlığı gidermenin yollarını arayacaklar.

Ama bütün bunları yaparken, bu arada harcanan milyonlarca gence "kusura bakmayın" bile demeyecek, sebep olduğu haksızlıkların hesabını vermeyecek.

Bu kuşağın gençleri, yaşadıkları "Kara Haziran"ı daha da "kara" kılan bu adaletsizlikleri ömürleri boyunca unutmayacaklar.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır