


Gönül yarası
Mesele gidip Yüce Divan'da aklanmak değil... Zaten belli ki aklanacaklar.
Asıl mesele, Yüce Divan süreci içerisinde çekecekleri üzüntüdür.
Gergin sinirler...
Uykusuz geceler...
Tadı kaçan, huzuru bozulan evler... Çoluklarının çocuklarının arkasından birtakım manâlı bakışlar, imâlı sözler...
Düşünüp düşünüp kahrolan, hatta gözyaşı döken, karalar bağlayan, bazen sağlığını bile kaybeden duygulu anneler babalar.
- Canım efendim, nasılsa aklanacak.
*
Tamam da, kırılan gururunu kim tamir edecek?.. Yüce Divan'da yargılanmıştı diye belleklere yerleşen o izleri kim silecek?..
Zaten neyin ne olduğunu yıllar sonra kim nasıl hatırlayacak?
Hiç belli değil.
Düzgün insanlarla yamuk insanları yargı iyi ayırdedebilse bile, bu bir ömür törpüsüdür...
Gerçi pişkinler için farketmez... Onlar belki acı da çekmez...
Ama haysiyet sahiplerini vaktiyle bir yolsuzluğa adı karışmıştı diye yaralayacak bir hafıza körlüğü, bu toplumun baş hastalığıdır.
*
Sapla samanı karıştırmamak için, 100. madde'nin derhal değişmesi lâzım geldiğini herkes söylüyor.
Bütün milletvekilleri, bütün liderler söylüyor...
Ama böyle bir silahı kolay kolay terketmeyeceklerine dair de ciddi bir kanaat yaygın.
İşte bu kanaat, Yüce Divan'dan daha vahim.
Aklansın da gelsin lafazanlığı, bence insan haklarına da aykırı.
İnsanlık, sadece Filistin Askısı'yla ölçülmez.
İşkence, Türkiye'nin resmi politikası da değil...
Ama 83 ve 100. madde resmen ve alenen Anayasa emri.
*
Sırf 83. maddeye sığınmak için milletvekili olanlar bile var... 100. madde ise, zaten partilerin oy dağılımına göre işleyen bir linç mekanizması.
Hukuka yakışır mı?
Soruşturma komisyonlarındaki en ciddi, en adaletli, en vicdanlı üyelere de yazık... Hepsi töhmet altında.
Sanki hepsi kapıkulu.. bu mümkün mü?
Türkiye idam'ı kaldıracakmış...
Tamam da linç'i de kaldırsın.
Siyasi linç...
*
Namusların temizlendiğini bu ülkede kimse hatırlamıyor ama kirlendiğini herkes çok güzel hatırlıyor.
Koskatos'tan daha büyük yolsuzluklar var palavrasını sıkanlar ise, ellerini kollarını sallaya sallaya hâlâ yolda geziyor ve itibar görüyor.
Böyle şey olur mu?
"Aklansın da gelsin" dedikleri adamlar, aklanıncaya kadar üzüntüden kahroluyor ama onların hayatıyla oynayan müfterilere hiçbir yaptırım yok... Oysa çok büyük yaptırımlar getirmek lâzım. Siyasi hayatlarını bile kaydırmak lâzım.
Şunu bir becerebilsek, isterse o zaman 100. madde aynen dursun.