|
|
Yüce Divan'ı 80'de görselerdi
Yüce Divan deneyimli 3 bakan: Tuncay Mataracı, Hilmi İşgüzar ve İsmail Özdağlar. Yargılandılar. Suçlu bulundular. Hapis yattılar. 'Yüce Divan'ı gelip de 1980'de görselerdi' diyorlar, 'Kafalar sıfır numara tıraşlı, eller kelepçeli, mahkumiyet yaşadık'
Mesut Yılmaz ile Tansu Çiller'in komisyonlar tarafından Yüce Divan'a sevk kararı, bu deneyimi yaşamış 3 eski bakanı getiriyor akla. Değişik zamanlarda Yüce Divan'da yargılanıp mahkum olan İsmail Özdağlar, Tuncay Mataracı ve Hilmi İşgüzar...
TBMM'de görüştüğümüz Mataracı, 12 Eylül 1980'de ordunun müdahalesi ile Meclis fesh olduğu için kendisinin de milletvekilliği ve bakanlığının düştüğünü hatırlatıyor. Liderler ve 200 civarında milletvekili gözlem altına alınırken Mataracı sade bir vatandaş gibi dolaşıyor. 11 Kasım 1980'de bir radyo haberi kaderini etkiliyor: Tuncay Mataracı ve Hilmi İşgüzar'a yurtdışına çıkış yasağı konmuştur.
200 TANIK ÇAĞIRILDI
Dil Okulu'nda 5.5 ay "gözlem altında" kalıyorlar. Sonra iki askeri hakim iki maliye müfettişi iki de bakanlık müfettişi ile bakanlığı döneminde sürdüğü Devlet Denetleme Kurulu üyesi bir kişiden oluşan komisyonda hesap vermeye başlıyor: "200'e yakın tanık çağrıldı, olumlu ifade verenler bir daha komisyona gelemedi" diyor Mataracı. Dava sonuçlanıyor ve ABD'den alınan silah nedeniyle 2.5 yıl, bakanlığı sırasında yaptığı atamalar nedeniyle 8 yıl, menfaat temininden 30 yıl olmak üzere tam 43 sene 11 ay 17 gün hapis cezası alıyor.
BUGÜN AYNI OYUNLAR YOK MU?
"Anayasa'nın askıya alındığı bir süreçte Anayasa Mahkemesi'nde yargılandım" diyen Mataracı, sonrasını şöyle anlatıyor:
"Tam 10 sene 10 ay 17 gün cezaevinde yattım. Kendimi savunamadım. Suçum mafyaya menfaat sağlamak, babaları kollamak ve gümrük suiistimali yapmaktı. Bugün yok mu? Gümrük memuruna 100 milyon maaş verin, trilyonluk sirkülasyon olsun. Ne değişti? Kim değiştirebildi? Bugün olsa aynı şekilde bakanlık yapar ancak dostlarımı seçerken çok dikkatli olurdum. Gençlerbirliği Kulübü Başkanlığı'mı bile soruşturdular. Hilmi İşgüzar ile birlikte iki kuzu olduk, afiyetle yediler. Günahın ne olduğunu bilen var mı? Bugün yine aynı ayak oyunları oynanıyor. Yüce Divan'a gidecek olanlar üzülmesin. 'Al gülüm ver gülüm' işleri bunlar. Divan'ın acısını biz biliriz."
HAPİSHANEDEN SONRA HAC
Tuncay Mataracı, hapishanede sigarayı bırakıyor. Zorunlu olarak içkiyi de. Hovardalık zaten yok. 1995 yılında hac görevini yerine getiriyor ve gecelerin bakanı Tuncay Mataracı artık 'Hacı Tuncay Mataracı' oluyor. Bakan olduğu gün doğan torunu Elif Aydın önceki gün iç mimar olarak mezun olurken, başta Elif ve diğer 7 torununun yanı sıra üç çocuğu ile yakından ilgileniyor. Yine babadan kalan gayrimenkullerini satıyor. Hovardalık mı? O kadar gerilerde kalmış ki!
Uzun yıllar sonra randevu yerimiz TBMM'ye gelişinde DYP'li Nihan İlgün ile öyle bir kucaklaşıyor ki... Ayaküstü sohbetleri Yüce Divan'a kayıyor ama konu açıldığı gibi kapanıyor. Bize dönüyor ve sözlerini noktalıyor:
"Halimiz içler acısıydı. Bir bakana reva görülecek şeyler değildi yaşadıklarımız. Buyursunlar doya doya memleketi idare etsinler. Keşke bin Mataracı ve İşgüzar Yüce Divan'da yargılansaydı da ülke düzelseydi. Cebine harçlık kayduğum insanlar şimdi yalılarda oturup, özel uçaklarında uçuyor, trilyonları harcıyor, banka batırıyor. Kim kimden hesap soruyor?"
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|