Sevgili Mustafa... Maçta önce oturup sayfalar boyu yazı yazanlara deliririm. Ama maalesef senin için yazmaya mecbur oldum. Milli Takım hazırlık kampında İtalya maçı için söylediklerin hala kulağımda. "Bir kişi ile mi hücum edeceksin?" diye sorduğumda bana, "Hayır, iki, zaman zaman üç... Hatta 8 kişiyle müdafaa yapan İtalya'yı sahasına hapsetmeyi düşünüyorum" demiştin. Söylediklerinle sahaya sürdüğün takım ters orantılı oldu.
Maçlardan evvel her üç neticeyi söyleyip Mevlana gibi dönen, yorum yaptığı takımı bazen şampiyon ilan edip, bazen de sonuncu olmasında karar kılan yazarların sonradan, "Ben demedim mi, yazmadım mı? Benden başka yazan yok" gibi egosunu tatmin edenler hariç, seni artniyetsiz eleştirenleri dinlemen gerekeceğine sinirlenip yanıt vermeni anlayamadım.
Sen demedin mi, "Teknik direktör istikrarlı olmalı, ilkeli olmalı" diye? O zaman İtalya maçına sürdüğün kadroyla İsveç maçına çıkarttığın takım, niye bu kadar farklı? Neden çıktığın yolda devam etmedin? Bu tarz hareket etmen seni zedeliyor Mustafa, yaralıyor...
"Milli Takım'daki liberolu sisteme Suat uymaz. Beni hücumda eksiltir" demiştin... İsveç maçında beraberliğe mi çıktın da Suat'ı ilk onbirde başlattın? Neden İtalya maçında defansın önünde, ilk müdahaleleri yapan ve özellikle lazım olan Suat'la başlamadın?