kapat

08.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İLKER SARIER(isarier@sabah.com.tr )


Yılmaz'ı atalım içeri

Mesut Yılmaz'ı kastediyorum.

Altı sorgudan sıyırdı, birinden Yüce Divan yedi.

İkisinde de sınav kapısında bekliyor.

MHP ile ANAP kapıştı.

Öyle bir hava esiyor ki, sanki her taşın altından Mesut Yılmaz çıkıyor.

Sanki, Türkiye'nin herkese var ama Mesut Yılmaz'a tahammülü yok.

Halbuki taşların altından kaç tane siyasetçi çıkacağı meçhuldür.

Bir başka deyişle, hiçbir taşın altına girmemiş siyasetçi sayısı bir elin parmakları kadar ya vardır, ya yoktur.

Bu bakımdan her taşın altında Yılmaz'ı aramak kabak tadı vermeye başladı.

Aklandı, paklandı, yıkandı, çalkalandı, kurulandı muhabbetleri sıkmaya başladı.

Ya tertemiz bir devir başlatmak için geçmişe sünger çekeceğiz.

Ya da, devri sabık yaratma yolunu seçip, geçmişin sorumlularını tek tek ortaya çıkartıp, yargılayacağız.

Ben diyorum ki birine karar verelim, numara yapmayı bırakalım.

Eğer Türkiye böyle kurtulacaksa, Mesut Yılmaz'ı tıkalım içeri olsun bitsin...

Ama sahiden kurtulacaksa...

Belkıs
Tarihi Belkıs kentine gösterilen ilgi beni sevindiriyor. Demek ki 2000 yıl sonra İstanbul da kurtulacak.

Miras
Yalçın Sürmeli'nin mirası yüzünden mezarı açılıyormuş... Büyük miras bırakmak da başa belâ olabiliyor.

Işık
Işık hızının 300 kat aşılması bilimadamlarını ikiye bölmüş... Bizim bilimadamları amip gibi evelallah!

Baba koltuk
Demirel, çeşitli davetlere konuşmacı olarak katılıyor.

Bir itirazımız olamaz.

Demirel susacak da biz mi konuşacağız?
Fakat konuşma yapacağı yerlere, eskisi gibi "büyük koltuk" konulmasına bazı itirazlar yükseliyor.

Cumhurbaşkanı Sezer bile önde büyük koltuğu reddederken bu ne ihtişam, diye soruyorlar.

Bence bu meseleyi büyütmemeliyiz.

Demirel'in kilosuna ve cüssesine bakarsanız, neden büyük koltuğu tercih ettiğini anlarsınız.

Daracık bir sandalyede saatlerce oturmak kolay mı?

Uyuşturucu
Taktığım bazı konular var.

Bunlardan biri uyuşturucu kaçakçılığı ve bu işin Türkiye için ne büyük bir felaket olduğu...

İngiliz polisi, Türkiye'ye gelen uçaklarda yaptığı aramalarda, son üç ayda 300 milyon dolara yakın nakit uyuşturucu parası yakalamış...

Adamlar, İngiltere'ye giren eroinin yüzde 80'inin Türkiye'den geldiğini de açıkça söylüyorlar.

Kim bu uğursuzlar?

Neden yakalayamıyoruz, neden köklerini kazıyamıyoruz?

Terörün, faili meçhullerin ve her türlü melanetin arkasında uyuşturucunun bulunduğunu bile bile üstelik...

Nazım Hikmet olayı
Bir grup "Nazımsever", Rusya'daki işadamlarımızın daveti ile Moskova'ya gitti.

Büyük şairin mezarına çınar fidanı dikti.

Saygın ve insancıl bir çaba...

Ama ben yine de biraz kuşkuluyum...

Nazım Hikmet'i sahiden anlayıp, hak edip etmediğimiz konusunda...

Dünyada, memleketini ve memleketinin insanlarını Nazım gibi anlatabilmiş bir başka şair bulunmaz.

Fakat Nazımcı görünmek için her fırsatı değerlendirdikleri halde, onun "yürek kalitesi"nden fersah fersah uzakta olanları ne yapacağız?

Kendisine entel süsü verip de, Nazım Hikmet Olayı, Türk-Yunan yakınlaşması ve benzeri rüzgârlarle yelkenlerini şişirmeye kalkanları, büyük şairle bir kefeye mi koyacağız? Hayır!..

Dünya çapındaki sanatçıların arkasına saklanan sahte aydınlarla, gerçek aydınları ayırabilmek, eğer vakit ve fırsat bulabilseydi Nazım Hikmet'in bizlere bir başka vasiyeti olabilirdi.

Ben, Nazım Hikmet olayını izlerken, büyük şairin ruhundan yükselen bu vasiyete kulak vermeye çalıştım.

Bu memleket ve bu memleketin insanları, ne çekiyorsa sahte aydınlardan çekiyor.

Kültür Bakanlığı'nın etkinliklerine gösterdiğim hassasiyet de işte bu noktadan kaynaklanıyor.

"Kültür" diye diye "kültür"ün başını yiyip, koca bakanlığı muhasara etmiş sahte aydınlara karşı bakanlığın uyanık olması gerekiyor.

Nazım'ın yakasındaki "elleri" bu yüzden titizlikle izlemeye devam ediyorum.

Nazım'ın sanat gerçekliği ile "Nazım yalakalığı" o kadar ayrı şeyler ki!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır