Enflasyonu düşürecek programın uygulamasına Hükümet heyecanla başladı. İlk aylardaki heyecan ve kararlılık programa güçlü bir başlangıç yaptırdı.
Ancak araya Cumhurbaşkanlığı seçimi girdi. Tartışmalar, Anayasa değişikliği ve seçim üç ayı aldı. Bu sırada hükümetin yapması gereken icraatlar bekledi. Parlamento kanun çıkarma yerine Anayasa'yı oyladı. Sonunda parlamentonun ve hükümetin icraat yapmada yakaladığı ivme zayıfladı. Bunun üzerine bir de tüm hükümetlerin zorlandığı ve popülist kararlar aldığı tarım taban fiyatlarının belirleneceği döneme geldik. Şimdi hükümet vereği yeni kararla programın kaderini belirleyecek. Hububat taban fiyatı, bundan sonraki fiyat artışlarında hep kıstas oluşturacak.
* Zincirleme etki - Sadece hububat fiyatları değil, memur maaş zammının da zamanı geliyor. Toplu sözleşmeli işçiler zaten yüksek ücret talep edip, bunu önemli ölçüde alıyorlar. Önümüzdeki aylarda da toplu sözleşmeler yoğunlaşıyor. İşçi ve çiftçinin hedefin üzerinde gelir elde etmesi, gelir dağılımını düzeltici ve bu yönüyle aslında olumlu bir gelişme. Ancak ekonomi içinde zincirleme etkisi ve mal fiyatlarını artırıcı yanıyla programı saptırıcı özellik taşıyor. Yüksek ücret verdiğini beyan eden işveren talep artışının verdiği rahatlıkla da sattığı mallara yüzde 25'in üzerinde zam yapabiliyor.
IMF'e niyet mektubunda verilmiş taahhütler var. Bu taahhütlerin yerine getirilmemesi hükümetin ve dolayısıyla programın IMF, Dünya Bankası ve yabancı sermaye nezdindeki kredisini önemli ölçüde zedeleyebilir.
* Koalisyonda çekişme - Ekonomi tarafındaki bu sıkışıklık yanında siyasi alanda da ilk kez koalisyon ortakları arasında siyasi çekişme başladı. Koalisyon liderlerinden birinin koalisyonun diğer kanadı tarafından Yüce Divan'a sevkedilme isteği, klasik koalisyon çatışmalarının ilk örneği. Ancak ekonomide karar alma arifesine denk gelmesi oldukça düşündürücü. Elbette Yüce Divan kararının arkasında sadece ekonomik amaç yatmayabilir. Hatta siyasi amaçlar daha baskın çıkabilir. Ancak mali piyasalara etkisi hem ekonomik hem de siyasi açıdan oluyor.
* Siyaset oyunu - Nitekim bu konudaki gelişmeler borsayı düşürüyor, faizleri de yükseltiyor. Bir süreden beri unuttuğumuz ekonomide karar almada tıkanıklık ve siyasi ortaklar arasında çekişme yeniden geri geldi. Son olay bize koalisyonun sakin duran bir ortağının bundan sonra siyaset yapacağını, ayak oyunlarına daha sık başvuracağını ve rahat durmayacağını düşündürüyor. Piyasaların böyle sürpriz çıkışlara hazırlıklı olmasında yarar var.
Hem ekonomide hem de koalisyonda bir dağınıklık görülmeye başladı. Hazine Müsteşarı'nın deyimiyle ilk aylardaki performans artık zorlanarak gidecek. Bu açıdan hububatta verecekleri fiyat, siyasilerin program konusundaki kararlılıklarını hem de kendi geleceklerini ortaya koyacak.
Hem ekonomide hem de siyasette süratle toparlanma gereği ortada. İkisi de zaten birbirine bağlı.
Sonuç - "Zorluğun en kolay yolu içinden geçmektir"