kapat

08.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMETVARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Konsolos Nur Hanım ne iş yapar?...

Remzi Kısa bir transport firmasında kiralık olarak çalıştırdığı Tır'ını kendi kullanıyor. 18.1.2000 tarihinde 34 JGE 14 - 34 VF 7665 plaka numaralı kamyonuna Almanya'ya götürmek üzere 21.200 kg yeşil biber yükledi ve yola çıktı. Bulgaristan'ı geçti, Romanya-BECHET Gümrük Kapısı'ndan 21.1.2000 tarihinde giriş yaptı. Girerken de Romen makamlarınca aracı tartıldı, tartı fişini alarak yoluna devam etti. Çıkış gümrüğü kapısı olan NADLAC'a geldiğinde, görevliler arabayı tekrar tarttı. Kendisine, "Arabanın tartısının ağır geldiğini, 1910 DM ceza ödemesi gerektiğini" söylediler. Ama "600 DM eldene verdiği takdirde yoluna devam edebileceğini de" eklediler.

Remzi Kısa, girişte gümrük kapısında aldığı tartı fişini göstererek, "Buradaki tartı fişini de verin, cezayı ödeyeyim" dedi. Ama Romen gümrükçüler fişi vermeyi reddettiler. Remzi Kısa, inatçı bir adamdı... Ne rüşvet verir, ne de haksızlığa tahammül ederdi. Yapması gereken şeyi yaptı ve oradaki Türk Konsolosluğu'na müracaat etmek üzere, telefona sarıldı. Konsolos Nur Sağman Hanım telefona çıkmadığı gibi, hiçbir yardımcısı da olayla ilgilenmedi... Hatta hatta ısrarlı telefonlarına karşılık kendisine, "Ne halin varsa gör..." cevabı verildi. Hiçbir yerden yardım alamayan Remzi Kısa oralarda tam 22 gün cebelleşti, rüşveti de vermedi. Sonunda 1088 DM ödeyerek, Romanya'dan çıkış yaptı. Macaristan'da tekrar tartıya girdiğinde ise, Bechet Gümrük Kapısı'ndaki ağırlığın aynısı olduğunu gördü. Ama ne yapabilirdi ki...

Yurtdışında başına böyle problemler gelen sadece Remzi Kısa değil tabii... Kimbilir daha kimler var. Ama ben şu Türk Konsolosluklarının orada ne iş yaptıklarını bir türlü anlayamıyorum. Kendi vatandaşlarına yardım etmek vazifeleri değil mi?... Ayıp oluyor ayıp!...

Edirne'de bir ayakkabıcı...
Edirne'nin tanınmış ayakkabı mağazası olan Vipi'nin sahibi size sesleniyorum; gerçi "Sinek de ufaktır ama miğde bulandırır" derler. Belki size basit gelmiş olabilir ama orada üniversite öğrencisi olan Ece Güney, hiç de öyle düşünmüyor. Çünkü sizden 2 sene önce harçlıklarından arttırdığı parayla almış olduğu yazlık ayakkabıyı 2 hafta giyebildi. Ayakkabının topukları devamlı yamuluyordu. Dükkanınıza geldiğinde, "Ayakkabının demirini kırmışsın" dediniz. Halbuki kızcağız ince yapılı, zayıf bir bayandı...

Tamir için geri aldınız ama bir türlü tamir etmediniz. Bahane olarak da, kışlık ayakkabı imalatına başlamış olmanızı gösterdiniz. Dolayısıyla tamirat işi öbür yaza kaldı... Aradan 1 sene daha geçtikten sonra kızcağız ayakkabıyı alarak, başka bir tamirciye götürdü. Meğer ayakkabıda demir falan da yokmuş... Tamirci işi bitirdi. Şimdi bunun ayıbı kime?... Hemen bu üniversite öğrencisi kızı bularak, özür dileyin ve zararını da telafi edin.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır