kapat

08.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Eski alışkanlıklar yine ortaya çıktı

Yüce Divan gündemiyle birlikte siyaset toz duman gibi görünüyor. Ama hiç kuşku duymayın, ardından fazla birşey çıkmayacak. Bu hükümet göreve devam edecektir.

ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz dünkü grup toplantısında "dramatik" bir konuşma yaparak ortaklarına "kırgın olduğunu" dile getirdi. Lafın sonunu ise "Biz Yüce Divanlık bir suç işlemişsek hemen gönderilmeliyiz, ama bu durumda diğer ortakların da bizi hükümette tutmaması gerek" dedi.

Bu çok açık bir mesaj. Eğer MHP, beklenenin aksini yapar ve Mesut Yılmaz'ı Yüce Divan'a gönderirse bu hükümet bozulacak.

Gerçi, siyasi kulislerde "Derin devlet işaret verdi, Yılmaz gitse bile ANAP hükümete devam edecek, sonra sıra Çiller'e gelecek" söylentileri yayılıyor ama, bunun geçerliliği pek yok.

"Temenniler" ile "gerçekleşenler" daima çok farklı olur.

Tabii hükümet krizi varmış gibi bir hava yayılmasının en büyük zararı ekonomiye oluyor. Ekonomi zaten "moral destekleri" ve "zorlamalarla" ve beklenen "Sonbahar krizine" çare arayışları içinde yürütülürken, "hükümet gidici mi kalıcı mı?" soruları zihinleri karıştırıyor. Bu arada ANAP'ın bir tavrına da değinmeden edemeyeceğim. Bir yandan Yüce Divan

Tartışmalarınının "siyasi amaçlı" olduğunu söyleyeceksiniz, öte yandan aynısını yapmaya kalkışacaksınız.

ANAP'lılar Mesut Yılmaz'ın Yüce Divan'a gönderilmesi tehlikesine karşı "O zaman biz de Bayındırlık Bakanı hakkında deprem konutları hakkında soruşturma isteriz" diyorlar.

Eğer deprem konutlarında bir yolsuzluk varsa ve bu dile getirilmiyorsa, bu siyasi ahlâksızlıktır. Deprem konutlarının yapımında yolsuzluk yoksa soruşturma açmaya kalkışmak politik amaçlıdır, ki bu da siyasi ahlâksızlıktır.

Siyaseti artık "çamur edebiyatından" kurtarmamız gerek.

Gençleri kırmayalım
TÜBİTAK her yıl Lise Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri Yarışması yapıyor. Öğrenciler çeşitli konularda hazırladıkları projelerle yarışmaya katılıyor, ön elemeyi kazananlar projelerini uzmanlara kendileri anlatıyor. Bu yıl yapılan yarışmadan sonra öğrencilerden sayısız şikayetler aldım. Şikayetlerin ana konusu jüri üyelerinin öğrencilerin projelerini "zaman azlığı" nedeniyle dinlememeleri. Bir öğrenci "Bize 15 dakika süre verileceği söylenmişti, ama daha konuşmaya başladım, jüri üyelerinden biri 'haydi onları biliyoruz, sen sonuca gel' diye uyardı. Biz bu projeler için aylardır çalışıyoruz" dedi. Lise öğrencisi dediğiniz 16-17 yaşında. TÜBİTAK gibi bilimsel bir kurumun açtığı yarışmaya girme cesareti gösteriyor, sonra bu cesaret bir anda kırılıyor. Elbette o küçük çocuklar kendilerine göre proje yapmışlardır, belki bilinenleri de tekrarlıyorlardır. Ne olursa olsun jüri üyelerinin "ciddi" olması gerekir. Zaman kısıtlı ise zamanın kısıtlı olmadığı dönem seçilir, ama çocuklar sonuna kadar dinlenir. Kimbilir nice parlak beyin, hayatının bir dönemindeki kırıklığı nedeniyle her zaman ışıl ışıl olma şansını kaçırıyor.

Çorum'da Türkçe tartışması
Çorum'dan sürekli e-mailler geliyor. Öğretmenevi'nde açılan bir lokantaya "Flamingo Cafe Restaurant" adının verilmesine Çorumlular çok kızmışlar.

Kızmalarının nedeni; lokantanın adının Türkçe olmaması.

Bu konuda kentte basılan Kilim Sanat ve Kültür Dergisi, Çorum Hakimiyet, Çorum Lider, Dost ve Merhaba gazeteleri yayınlar yapmış, ama lokantanın adını değiştirememişler.

Çorumlu bir grup genç "Fransa dilini kanunla korurken biz niçin Türkçemizi bozuyoruz?" diye soruyor. İşyerlerine başka dillerde isim koyma sadece bizde değil bütün dünya ülkelerinde var artık. Dünya çok küçüldü ve çok kültürlü hale geldi. Çorumlular belki şimdi rahatsız oluyorlardır ama, başka yerler gibi onlar da alışırlar zamanla.

Türkçenin bozulması konusuna gelince, o çok kapsamlı bir sorun. Ama bugün uluslararası dil İngilizce. Bu nedenle İngilizce konuşulmayan yüzlerce ülke, ilişkilerin çok yakınlaşması nedeniyle kendi dilini şöyle ya da böyle bozmak durumunda.

Can Ataklı İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'a "Nüfuz ticareti yapan, ama kamuoyunda namuslu şerefli bilinenler kimlerdir?" diye sormuştu. Tantan hâlâ bunların adını açıklamamış, yoksa şereflileri açıklamak şerefli bir davranış değil mi?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır