Kendinizi dolaptan sakının
Prof. Işıkara: "Odalardaki dolapların yeri çok önemli. Birçok çocuk sarsıntıda üzerine elbise dolabı düştüğü için hayatını kaybetti..."
Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof.Dr. Ahmet Mete Işıkara ile yaptığımız kapsamlı deprem söyleşisine bugün de devam ediyoruz. Işıkara zihnimizi kurcalayan sorulara net yanıtlar veriyor?
Depremden korunmasını çocuklara okulda öğrettiler ama biz büyüklere kim öğretecek?
Ben 5 büyük deprem yaşadım. Bunlardan gördüğüm şu oldu: Özellikle görsel medyaya çok önemli görev düşüyor. Kurtarma ve ilkyardımı sürekli anlatmaları lâzım ama kimse bunu yapmıyor. Birey olarak siz de merak edip öğrenmelisiniz.
* Sadece ilk yardım değil, bir yaralıyı kurtarmak ancak iyi bir eğitimle öğrenilebilir.
Kurtarma ekibi gelene kadar nasıl tutmak, ilk müdahaleyi nasıl yapmak gerekir, işte bu eğitimi televizyonların vermesi lâzım.
* En merak edilen sorulardan biri yüksek apartmanlarda oturanların nasıl kaçacağı. Merdiven ve asansör çok tehlikeli. Herkes olduğu yerde mi bekleyecek? Artık kimse alt katları da tutmak istemiyor, alt katlar ucuza gidiyor..
Deprem anında duracaksınız, depremden sonra merdivenden kaçılacak.
SAKIN KAÇMAYIN
* İnsan kendini hemen dışarı atmak istiyor ama...
O çok yanlış işte. Aile plânı yapmak lâzım. Meselâ uyurken depreme yakalansak nasıl korunacağız; mutfakta, banyoda ne yapacağız. En önemlisi yatağa düşecek dolapların kaldırılması. Gölcük'teki birçok çocuk maalesef dolap altında kalarak öldü. Çok basit gibi görünüyor ama dolaplar yanlış yerde olmasaydı o çocuklar hayatını kaybetmeyecekti. Biz çırpınıyoruz ama kimse dinlemiyor. Sakin ve doğru hareket hayatı kurtaracak en önemli unsur. Alt kat meselesine gelince... Üst katlar deprem esnasında daha çok sallanır.
* Ama binalar alt katların üzerine çöktü depremde!
Daha çok altı boşalan, market, mağaza olan binalar böyle. Binanın sistemi bozuluyor. Kötü yapılaşma da bu sonucu doğuruyor. "İstanbul'da ne olur"u söylememiz mümkün değil. Ama mühendislik görmüş yapılardan korkmamak lâzım. Hasar olabilir ama can kaybına sebep olmaz. Biz hiçbir zaman yaşadığımız mekânları sorgulamadık. Yapısından çok makyajına aldanıyoruz.
* Hâlâ da sorgulamıyoruz. Boğaz'daki yalılarda ve yalı restoranlarda su içine çökme tehlikesi yok mu? Zaten yarısı suyun içinde olan binalar Gölcük'teki gibi su altında kalamaz mı?
Gölcük'teki olay farklı; denizin gelmesi değil. Orada taban çökmesi oldu.
* İstanbul'da, Boğaz'da olamaz mı?
O konuda bir şey söylemek mümkün değil ama öyle bir sonuç beklemiyoruz.
KÜÇÜKLER DE ÖNEMLİ
* Düzce'de beyaz eşyaların da ezildiğini gördük. Beyaz eşyanın korumasına güvenebilir miyiz?
Buzdolabı değil ama çamaşır ve bulaşık makineleri koruyor. Ben kat göçmelerinde bu aletlerin, yaşam üçgeni yarattığını ve tavanı tuttuğunu gördüm. Kaliforniya ve Japonya'da yapılan çalışmalar da bunu gösteriyor.
* Burada dünyanın her tarafında olan depremleri kaydediyor musunuz? Örneğin Yunanistan'da iki hafta önceki 6 şiddetindeki depremi kaydettiniz mi?
Evet, Yunanistan'ı da, diğerlerini de buradan görebiliyoruz.
* Türkiye'de olunca Yunanistan'da, orada olunca bizde de kısa süre sonra deprem olabiliyor. Şu sıralarda bekliyor musunuz?
Mekanizmalar farklı. Yunanistan'da olanın bizimle ilgisi yok. 7.0 ile 7.9 arasında günde 18, 2 ile 3 arasında günde 1000 tane deprem oluyor. Bir yerde olunca bizde de olacak demek değil.
* Bizi 6.0'ın üzerindekiler ilgilendiriyor değil mi?
Artık küçükler de ilgilendirmeye başladı. Geçen gün Osmaniye'de 4.9 şiddetinde deprem oldu bir okulun duvarları çatladı. Oysa bu kadar küçük depremde hasar olmaması lâzım. Bizi en çok üzen de bu.
* Deprem sonrası kurtarmada mesafe aldık ama depremin kendisinden nasıl kurtulacağımızı hâlâ öğrenemedik.
Tek çözümün güvenli konut olduğunu öğrenmekten başka çaremiz yok. Mekânları sorgulamamız lâzım.
HURAFELER BİZİ KORUMAZ
* Sirenle uyarı can kurtarır mı?
Zaman yetersiz. Daha ne sesi olduğunu düşünürken mesele biter. Ama yine de çare var, deprem mahalline çok çabuk ulaşmak da can kaybını çok azaltır.
* Deprem daha çok yaz aylarında oluyor...
Bu doğru değil. 12 Kasım depremi sonbaharda oldu. Meteorolojiyle depremin bir ilgisi yok.
* Yani "Sıkıntılı havalarda deprem olabilir" inancı yanlış mı?
Bu hep söylenir ama bence doğru değil. Bir iki defa olmuşsa tamamen rastlantı.
* Denize bakarak sonuç çıkarılması yanlış mı? Bir patlama, aydınlanma olduğu doğru muydu?
Denize değil ancak yer kabuğunun birçok parametresine bakarak karar verilebilir. Bize bir iki ihbar da oldu bu arada ama ölçünce mevsim normallerinde çıktı sıcaklık. Böyle büyük depremlerde, 100 km'lik fay yırtılmasında metan gazı çıkar ve patlar. Deprem ışıması denir buna.
Gezegenler bir araya gelince de deprem olmaz! Hem olmak için bir tek İstanbul'u mu bulacak?
RUHAT MENGİ
|