kapat

08.06.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Sabah Kitap
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
'Borsa demokrasi gibidir'
Tiyatro sanatçısı, 40 yıllık hiciv ustası Metin Akpınar; sahnelerin olduğu kadar yaşamın da hakkını vermeye çalışırken; tam 15 yıldır ekonominin tam da göbeğinde...

Geçtiğimiz aylarda Tunç Başaran'ın yönettiği "Abuzer Kadayıf" adlı filmi tamamlayan, şimdilerde TRT için "Başkuşların Saltanatı" adlı dizinin çekimlerine başlayan Akpınar, sanat ve politika kadar, ekonomiye dair de söyleyecek çok şeyi olan bir isim. Yılların borsa yatırımcısı Akpınar ile, borsa nedir, nasıl izlenir, nasıl kazanılır üzerine sohbet ettik.

* Bunca yıldır borsadasınız, sizce borsa nasıl bir arena? Yıllar içinde ne dersler çıkarttınız?

Borsa statik bir yapıya sahip değil, yani bundan 10 sene önce öğrendiğinizle bugün de başarıyla yürütmek olası değil. Buna karşın size yeni önerilen bir olayı da kusursuz uygulamanız çok ciddi başarılara götüremeyebiliyor sizi. Bu esnek bir şey. Demokrasi gibi. Biliyorsunuz demokrasi, yaklaştıkça uzaklaşan bir hedeftir. Belli bir hesapla üç ayda demokrasiye varılmaz. Burada da kâra eskiden öğrendikleriniz ve bildiklerinizle ulaşılmıyor. Sürekli zinde olacaksınız, sürekli haber alma durumunda olacaksınız, antenleriniz açık olacak. Bir de benim için önemlisi, işin başında olacaksınız. Eğer bilgisayarınızın karşısındaysanız, bu işe daha fazla hakim oluyorsunuz. Telefonla bana ondan şunu al bunu ver diyorsanız, başarılı olamıyorsunuz.

Ancak sizi zaman zaman üzebilen diğer enstrümanlar olabiliyor. Yalnız ben 10-12 yılda şunu öğrendim diğer enstrümanlarla borsa kendini mutlaka ayarlıyor. Arada dengeyi kurarsanız sağlıklı bir iş yapmış olursunuz. Benim oyunculuktan ve kişiliğimden gelen yapım bana yardımcı oluyor. Ben biraz akıllı paranoyakımdır. Üç beş hamleyi iyi yaparım, illa her şeyi vehmetmem de. Yani şimdi bir haber geldi ve birşeyler yapılmakta o tahtada. Orada seziyorsunuz ki hareket gelen habere göre değil, duruyorsunuz. Bir ileriye bir yukarı doğru oynuyorsunuz ya da düşünüyorsunuz.

* Duygular ve sezgiler çok önemli yani...

Çok önemli, çünkü makro ekonomik dengelere göre ya da mikro değerlendirmelere ya da akla göre gitmiyor. Çok matematik gitmiyor, kuralında gitmiyor İMKB. Akıl-sezgi dengesiyle götürmek mümkün. Malzemesi insan olan bir sektörde çalışmak birlikte çalıştığınız arkadaşlarınızla doğru kararlar almanızı kolaylaştırıyor. İnsan seçiminde az hata yapıyorsunuz, güvende az hata yapıyorsunuz. Hatta güvenmemekte az hata yapıyorsunuz, böyle olunca daha keyifli gidiyor.

* Uzun yıllardır borsa ile ilgilisiniz. Borsa bu yıllar içinde ne yönde, nasıl gelişti?

Ben 1985'ten beri ilgileniyorum. Bu dönemde fevkalade gelişti ama daha varması gereken hedefe varmadı. Şirketler yüzde 15'ten fazla halka açılmalı. Projede var ama henüz gerçekleşmedi; hisse sahiplerine genel kurulda seçme-seçilme hakkının verilmesi lazım.

* Hangi sektörlerin geleceği parlak?

Bizde İMKB 30'da birkaç sektör var onlar götürüyor ve getiriyor. Teknoloji, telekümünikasyon, bilgi-iletişim dünyada da çok önde oldu. Bizde de ciddi yatırımlar ve halka açılmalar var, onlar biraz önde olacak gibi. Ama sonra da dünyada neler oldu onu da görüyoruz, demek ki orada da dikkatli olmak lazım. Bunun yanında perakendecilik sektöründeki hareketlilik sürecek. Türkiye'nin konut gereksinimi giderek artıyor, depremden gelen kısıtlama da kalktığında inşaat sektörü de beraberindeki yan sektörlerle birlikte canlanacak. Ama bence sektör bazında bakmak yerine gerçekten bilançosu namuslu, şeffaf, sağlam ve yıkılmaz armadalara uzun vadede yatırım yapmak doğru olur.

* Setteki işçilere bile kağıt aldırıyormuşsunuz...

Evet iyi anlatarak bana güvenenleri zengin ettim. Ben kendi yönetimimizde olan Kipa ile çok insanı zengin ettim. Bir sürü insandan dua aldım. Buna karşın yananlar da var. Güveniyorsunuz bir kâğıda kendiniz de giriyorsunuz. Siz nereden bileceksiniz ki özelleştirmede çok umutlu olduğunuz gruplar meğerse cimri davranacaklarmış. Bunu tespit etmek mümkün mü? Bizim yazdığımız senaryoda hatta paylaşıldı bölüşüldü, sırasıyla birbirleri lehine feragat ederek bunu götüreceklerdi. Ama o senaryo olmadı. İş Bankası aslanlar gibi mükemmel bir atak yaptı, biraz insanları kendine getirdi, dünya fiyatlarına yakınlaştı iş. Bu işin o kadar kolay bir iş, çantada keklik olmadığını ispatladı. Ve de yandı bizimkiler.

'Kazandırmak da mutluluktur'
* Bir şirkete hissedar olmanın Türkiye'deki anlamı nedir sizce?

En kısa cevabı, "İşte ben de bu şirketin ortağı oldum diye kendini kandırmaktır. Ancak hem sermaye piyasasında hem İMKB'de yasal bazda ortak olanların en azından seçme ve ilerde de seçilme haklarının sağlanacağı bir ortama gelinecek. İşte o zaman ortak olacaklar. Bunu birey için söylemek çok zor; belki birlikteliklerle olacak bu. Ortaklar birleşecek, o birlik yönetimde söz sahibi olmayaı deneyecek. Çünkü Türkiye'de şirketler de çağdaş değil, bağnaz. Hala aile şirketleri var. Babadan oğula geçiyor. Aman çocuk ABD'de İşletme okusun deniyor. Çocuk mesela sanatçı, piyano çalıyor. Olmaz deniyor, işletme okusun. Gel işin başına geç diyorlar. Yeni yeni bunlar biraz kırılmaya başladı. Sanıyorum profesyonelleşme gerçekleşecek. İş adamları da beyinlerini gönüllerini sadece şirketlerini büyütmeye, rakiplerini yenmeye akıtan insanlar da insan gibi yaşamanın tadına varacaklar. Onlar da kazanmak yerine bazen kazandırmaktan mutlu olmayı öğrenecekler.

Zengin Batı bize bakacak
* Türkiyeyi biraz tarif eder misiniz?

Benim tespit ettiğim ciddi bir yanlış, bölge kalkınmacılığıdır. Sinop'tan İskenderun'a hat çekin sağ taraf yok sayılmıştır, deniz kenarına yatırım yapılmıştır. Böyle olunca bölge kalkınmacılığı ve hemen akabinde göç gelmiştir. Göçün hem ekonomik hem sosyal sancıları vardır, hala devam etmektedir. Ülkenin batısında GSMH'nın 30 bin dolar doğusunda 400 dolar. Bu çok ciddi bir uçurum. Bu uçurum kapanmadıkça bu bölge kalkınmacılığı ortadan kaldırılmadıkça doğu ile batı arasındaki bir asırlık fark sıçrama yaparak, kapatılmadıkça Türkiye'nin geleceği hiç iyi görünmüyor. Aman ekonomi ne güzel enflasyonun da belini kırdık naraları bence biraz erken.

Uygulanan ekonomik programa inanıyorum, inanmıyorum demek olmaz ama gözle görülen bir durum var. Yalnız şunu da unutmamak lazım, gecelik faizler 80-85 civarında gidiyordu birdenbire sihirli değnek dokunmuş gibi 35 oldu. Bu, ekonominin kuralları içinde olursa sevindiricidir. Rica minnet ya da tehditle olursa ekonomik değildir. O yüzden bence program doğrudur. Çok akıllıca davranılırsa 25-27'ler de tutturulabilir, hala tutturulabilir. Ama ben biz ne yaparsak yapalım bize iyi bakacakları inancımı hiç kaybetmedim. Eski bir laf vardır ne öldürür ne kaldırır diye, bize o hep uygulanır. Bakın bugün G22'nin ortalama büyüme hızı yüzde 4 . Bu demektir ki çok ciddi üretiyorlar. Bunu satmaları için karşılarında satın alma gücü olan kalabalıklar bulunması lazım. Onun için bize bakacaklar. Bu program boşu boşuna uygulanmıyor.


Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır