Bu konuya kafayı taktım, üstüne gideceğim. Hiçbir yetkili umursama bile, ben halkın yararına olan bu kampanyayı başlatanlarla birlikte yürütmeye devam edeceğim. Başlatanlarla diyorum, çünkü ben başlatmadım. Daha önce demiryolları kampanyası başlamış ama umursayan olmamış...
Bu konuda CHP Yüksek Disiplin Kurulu Başkan Yardımcısı Kemal Demirel'in, "Trafik terörüne yeter artık", "Türkiye'ye demiryolu istiyoruz", konulu girişimleri ve çalışmaları maalesef unutulmuş, gitmiş... Geçen günkü yazımdan sonra aradı ve bu konuda yaptığı çalışmaları bana faksla bildirdi. Adamcağız demiryollarının geliştirilmesi ve ileri teknolojiye geçilmesi için yürüyüşler, basın toplantıları yaparak çırpınmış... Ama ne gezer, kimsenin kulağı duymuyor. Kulakları duymuyor ama her fırsatta "Atatürkçüyüz" diye bağırıp, duruyorlar. Bu durumda ben onların hüsniyetinden şüpheleniyorum. Sözü burada kesip, demiryollarının şu andaki durumuna gelmek istiyorum.
İşte hergün Adana'dan Mersin'e gitmekte olan bir okuyucumun bana ulaştırdığı bazı gerçekler;
"Adana'dan Mersin'e gidip, gelmekte olan bir çalışanım ve benim durumumda olan birçok öğrenci ve çalışan hergün bu treni kullanıyor. Ancak demiryollarında hergün yeni bir olumsuzlukla karşılaşmaktan bıktık. Bunu daha iyi izah edebilmek için yaşadığım birkaç olayı anlatmak istiyorum. Her sabah birçok insan 6.15 trenine yetişir ve saatinde işlerine veya okullarına varırlar. Yine böyle bir sabahta biletimi aldım ve arkama yaslandım. Biraz sonra trenin saati geldiği halde gitmediğini gördüm. Görevlinin birisi, "Herkes insin, bu gitmeyecek" dedi. Bir sonraki trenle herkes gideceği yere geç kalacaktı. Üstelik hiçbir açıklama da yapılmamıştı.
Ardından kapısında Müdür Yardımcısı yazan odaya girdim ve olayın nedenini sordum. "Kardeşim çık dışarı" diye bir cevap aldım. Hemen sonra yanıma makinist olduğunu anladığım biri geldi ve "Sen kim oluyorsun" dedi. Ben de sadece vatandaşım dedim ve bir açıklama istediğimi söyledim. Bana "Sen işine geç kal diye gitmiyorum var mı diyeceğin" diye tepki gösterdi. Şaşkına uğramıştım. Yanımda birkaç kişi daha bana destek verdi ve biraz rahatladım. Sonra da makinist beyin söylediği gibi onun keyfine göre tren kalktı. Hiçbir açıklama yapılmadı ve işimize, okulumuza geç kaldık.
Başka birgün koridorda, kalabalık nedeni ile trenin kapısının yanında yolculuk etmekteydim, trenin kapısı bir süre sonra (tren yol alırken) rüzgarın etkisi ile hızlıca açıldı, anladık ki kapı sadece kapı görünümünde idi, hiçbir fonksiyonu yoktu. Tutunmasak düşmemiz an meselesiydi. Gelen kondoktöre durumu bildirdik. Bize "Kardeşim siz de dikkatli olun biraz, ne yapalım yani" diye söylendi. Tren yollarında bu ve buna benzer olaylara hergün karşılaşıyoruz ve bu duruma bir çözüm bulunmasını istiyoruz."