Fatih Terim'in kararı Galatasaray taraftarlarını üzdü ama Türk halkına da yeni bir heyecanın kapısını açtı.
"Terim Fiorentina takımına 65 milyon Türk taraftar kazandırdı" yorumu haklıdır.
Fatih Terim, uluslararası üne sahip bir İtalyan futbol takımının başına geçen ilk Türk teknik direktör olacak.
"Gitsin de boyunun ölçüsünü alsın.."
Türkiye'nin doymadığı futbol başarılarının tıkanacağı yargısından kaynaklanan bu tür intikamcı değerlendirmeler, inanıyoruz ki doğru çıkmayacaktır.
Dün Galatasaray'ın "bitti" denmişken yeniden as oyuncusu haline gelen Suat Kaya'nın Fatih Terim'e yazdığı veda ve teşekkür mektubunu okurken gözlerim yaşardı.
Mektup, yetkin ve yakın bir gözlemcinin gerçeklerini seslendiriyordu:
"Kendi sınırlarımızın nereye kadar uzandığını sizinle keşfettik.
Bize zaman zaman ağabey, zaman zaman gerçek bir hoca, bazen baba ama en önemlisi her zaman üstün bir lider oldunuz..
Nasıl yaşamamız, nasıl çalışmamız ve elde etmek istediklerimizi nasıl kazanabileceğimiz konusunda kimsenin bize veremeyeceği dersleri verdiniz."
Terim bu övgüleri ve şükranı hak etti.
Değerini, mesleğinin zirvesi sayılan bir rekabet pazarında sınamak onun hakkıdır.
Başarısı kendisiyle beraber Türkiye'yi, Türk futbolunu ve Türk beyin gücünü yüceltecektir.
Dört yıl Türk futbolunun zirvesinde tuttuktan sonra Galatasaray'a UEFA kupasını da kazandıran Fatih Terim, böyle bir iddiayı ve onuru hak etmişti.
Şimdi şöhretinin, uluslararası rekabet arenasında sınanması ve değerinin kanıtlanması, Türk halkının dileği olacaktır.
Dualarımız onunla..
Mesut Yılmaz, kendisine yönelik suçlamalardan peş peşe kurtuluyor.
Türkbank soruşturmasında da meclis komisyonunda verilen "siyasi oylarla" aklandı.
Buna aklanma mı demeli, yoksa beyaza boyanma mı; onu millete sormalı..
Tabii şunu diyebilir:
"Daha önceki suçlama da siyasi idi."
Doğru ama bu çirkin bir gelenektir ve değiştirme sorumluluğu da herkesten önce Mesut Yılmaz'a düşmektedir.
Geçen dönemde ANAP, başbakan ve bakanların dokunulmazlığını sağlayan Anayasa'nın 100'üncü maddesini değiştiren bir girişime öncülük etmişti.
O değişiklik bazı cürümler yanında resmi ihalelere fesat karıştırma suçlarında başbakan ve bakanların yargılanmaları için meclis kararı aranmamasını öngörüyordu.
Yolsuzluk şüphesini Yargıtay Başsavcısı soruşturacak, yargılanma talebini Yargıtay Ceza Daireleri Başkanları Kurulu uygun görürse suçlanan başbakan veya bakan Yüce Divan'a sevkedilecekti
Bu teklif uyudu ve unutuldu.
Ortakları Mesut Yılmaz'ı hükümete almak istiyorlar. Yılmaz samimi ise, hükümete girme kabulünü, bu Anayasa değişikliğinin gerçekleştirileceğine dair verilecek taahhüt şartına bağlamalıdır.
Siyaseti temizlemenin, hukuku egemen kılmaktan başka yolu yok!