|
|
GÜLAY GÖKTÜRK(gokturk@turk.net
)
|
  
Barış içinde geçiş...
Pekin Havaalanı'nı şehre bağlayan ekspres yoldan Pekin'e ilerlerken gördüğüm hiç bir şey fazla şaşırtmadı beni. Ne, ana caddenin iki yanında yeralan kimisi şık kimisi oldukça zevksiz çok katlı yeni binalar, ne çekirge sürüsünü andıran bisikletlilerin azalıp otomobillerin çoğalmış oluşu.... Ne adım başında karşımıza çıkan ünlü markalar, pıtrak gibi çoğalan beş yıldızlı oteller... Çeşitlenen giysiler, yıllar yılı sıkıca arkada toplandıktan sonra artık omuzlara salınan, şekillendirilen hatta boyanan saçlar... Kızıl Çin'in yirmi yıldır yaşadığı değişim serüveninin ilk göze çarpan sonuçlarını daha görmeden görmüş gibiyim zaten.
Internet abonelerinin sayısının her yıl ikiye katlanarak çoğaldığını, üniversiteyi bitiren her gencin en büyük rüyasının kapağı Amerika'ya atmak olduğunu, parti okullarında Mao Zedung Düşüncesi eğitiminin yerini finans, borsa, uluslararası ilişkiler eğitimi aldığını duyduğumda da fazlaca şaşırmadım. 1 milyar 250 milyonluk bir ülkede şehirlerde kişi başına milli gelir 700 dolarsa ve 800 milyonu bulan kırsal nüfus için bu oran çok daha aşağılara doğru düşüyorsa, vasıfsız işçi ücretleri aylık 40-50 dolarda seyrederken daha şimdiden dolar milyoneri olan 60-70 milyonluk bir kesimden söz ediliyorsa, böyle bir ülkede fuhuşun artışına da, hızla biriken kara paraya da, ayyuka çıkan rüşvet ve yolsuzluk söylentilerine de şaşmamak lazımdı.
Kapitalizm iyi ve kötü yanlarıyla gelişiyor, etkilerini ve istenmeyen yan etkilerini günlük hayatın her alanında gösteriyordu işte... Benim asıl merak ettiğim ve cevabını aradığım soru başkaydı: Ekonomik alanda bütün bunlar olurken, siyasi çoğulculuk talepleri ne durumdaydı? Partinin politik tekeli de sorgulanıyor muydu? Dünya semalarına doğru açılan bu devasa kuş, "tek kanatlı uçuş"unu daha ne kadar süre devam ettirebilecekti?
Topu topu sekiz gün kaldığım bir ülke hakkında, üstelik böylesine ciddi konularda pabuç kadar laflar etmenin zorluğunu da sevimsizliğini de bilmeme rağmen, dinlediklerimi, gördüklerimi ve sezdiklerimi sizlerle paylaşmak zorundayım. Madem taa buralardan kalkıp gittim, öyle değil mi?
***
"Ben Tiananmen'deki öğrenci gösterilerine katıldım. O sırada üniversite öğrencisiydim. Şimdi düşündüğümde, iyi ki o olaylar fazla genişlemedi, orada kaldı diye düşünüyorum. Böylesi daha iyi, her şeyin yavaş yavaş değişmesi daha iyi."
Otelin kahvaltı salonunda tanıştığımız ve tur rehberliği yapan Çinli genç, ülkenin politik değişimi konusunda böyle düşünüyordu.
Daha sonraki sekiz gün boyunca bu fikirle sık sık karşılaştım ve anladım ki, Çinliler yaşanan kapitalistleşme sürecini Komünist Partisi'nin sembolik önderliğine fazla ilişmeden, fazla kırıp dökmeden ve geçmişle fazla didişmeden yaşayıp sürdürmekten yana... Söylem düzeyinde "sosyalist" bir ülke olma, "sosyalist pazar ekonomisi" adını verdikleri kavramın kendi içinde taşıdığı paradoksu görmezden gelme, partinin politik tekelini sorgulamama konusunda bir konsensus sağlanmış gibi; yeter ki, işler yürümesi gerektiği gibi yürüsün, kalkınma hızı sürsün ve Çin hedeflediği gibi, 20 yıl sonra dünyanın ikinci süper devleti olarak Amerika'yla yarışabilecek noktaya ulaşsın...
Parti, bugünkü haliyle 1 milyar 250 milyonluk bu dev ülkede "birlik ve beraberliğin" garantisi gibi görünüyor. Bu birleştirici unsur yıpranırsa "katarın yoldan çıkmasından ve bu koskoca katar bir kez yoldan çıktı mı, kimsenin kolay kolay toparlayamayacağından" korkuluyor. Evet, geçmişte tabu olan bir çok konu bugün artık TV ekranlarında tartışmaya açılıyor. Ama bütün bu tartışmalar partinin kontrolunda ve onun çizdiği sınırlar içinde kalıyor. Kısacası, bir zamanlar Kruşçev'in Sovyetler'iyle en sert polemiği "Barış içinde geçiş" konusunda yürüten Çin, şimdi kendisi "Barış içinde geçiş" yaşıyor.
Tabii, bu defa öbür tarafa...Kimbilir, belki de aslında rejimler bir o yana bir bu yana geçip dururken, tarihin asıl sahnesinde, yani sivil toplumda geçiş-meçiş yaşanmıyor... Yüzmilyonlar hiç bir kırılma yaşamaksızın, o büyük süreklilik içinde ağır ağır evriliyor. Yarına...
|
 |
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|