


Dostluk, barış, spor, müzik
Geçen yıl bu zamanlar Türkiye, İtalya'yı protesto gösterileriyle sarsılıyordu.
İtalyan temsilciliklerinin önünde bayraklar yakılıyor, kanla salçalanmış makarnalar yerlere dökülüyor ve basınımız pür şiddet, olayların üstüne gidiyordu.
Şimdi İtalya yine gündemde ama bu kez iki ülke arasında dostça meltemler esiyor.
Herkes Fatih Terim'in Fiorentina takımına gidişini konuşuyor.
Demek ki halklar ararsında sürekli dostluk ve sürekli düşmanlık yok.
Hükümetlerin ve basının tavrı ile geçici olaylar gündemi belirliyor.
***
Yunanistan'la da aynı şey olmadı mı?
Bir kaç kez savaşın eşiğine gelen iki ülke bugün dostluk gösterilerinde birbirini geçmeye çalışıyor.
Sadece Mart ayı içinde beş yüzden fazla ortak dostluk girişimi olmuş.
Çok hoş bir şey.
SGOUROS KONSERİ
Bu girişimlerin doruk noktalarından birisi, 8 Haziran'da Ankara Bilkent Üniversitesi'nde yer alacak.
Yunanistan'ın dünyaca ünlü piyanisti Dimitris Sgouros Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde bir konser verecek.
Şef, Gürer Aykal.
Ben ne yazık ki yurt dışında olacağım için katılamayacağım ama müzikseverlere bu konseri kaçırmamalarını dilerim.
***
Haziran'ın ilk haftasında, Moskova'da Nazım Hikmet'i anma toplantıları yapılacak.
Şair ölüm yıldönümünde Türkiye'den giden büyük bir medya ve sanatçı grubu ile anılacak.
Moskova'daki Türk iş adamları ve Nazım Hikmet Vakfı'nın ortak çabasıyla düzenlenen bu toplantılar, yıllarca boşu boşuna çekilen-çektirilen acılara bir nazire gibi sanki.
Şair sağlığında, bir gün kendisine Türk iş adamlarının sahip çıkacağını hayal bile edemezdi sanırım.
İşte dünya böyle başdöndürücü bir hızla değişiyor.
***
Güher-Süher Pekinel kardeşlerin klibi de değişen dünyanın kuyruklu yıldızlarından biri.
Uluslararası üne sahip piyanistlerimiz, bir kaç yıldır Jacques Loussier ile çalışıyor ve caz anlayışıyla Bach'ı yorumluyorlardı.
Şimdi bu müzik, Abdullah Oğuz yönetmenliğinde ilginç bir klibe dönüşmüş.
Herkesin eline sağlık.
***
Müzik, spor, sanat, dostluk, barış...
Sadece bunlardan ibaret bir dünyada yaşasaydık her şey ne güzel olurdu değil mi?
Kimi bir güzel ezginin peşine düşüyor, kimi bir çarpıcı dizenin.
Bu arada birileri de bombalar hazırlayıp, insanları domuz bağlarıyla bağlayarak diri diri gömme hazırlıklarına girişiyor.
Ve ne yazık ki iyi, kötüyü her zaman kovamıyor.