


Yolun açık olsun hocam!..
"Roma'da ikinci olmaktansa, Napoli'de birinci ol" derler İtalyanlar.. Fatih Terim tam tersini yapıyor.. İmparator olduğu bir ülkeyi terkediyor.. Yoluna kırmızı halılar serilen, bir dediği iki edilmeyen bir ülke bu..
Sevgi ve saygıda sınır yok.. En sert rakiplerin yandaşları bile, onu gıpta ile selamlıyorlar. Maddi sorunu yok.. Manevi sorunu yok..
Peki gittiği yer?..
Her şeye adeta sıfırdan başlayacağı bir gladyatörler arenası..
Sahaya kahraman gibi girersin, tribünler ayaktadır.. Çılgınca alkışlar seni..
En küçük hatada, yumruklar havaya kalkar, baş parmaklar açılır ve aşağı çevrilir. Seni aç aslanların önüne atarlar. Parça parça edilirsin..
İmparatorluğu bırakıp, gladyatörlüğe soyunmak, önce yürek ister..
Fatih Hoca'da bu var..
Sonra hırs, ihtiras ister.. Fatih Hoca'da bu da fazlası ile var..
Futbolun en sert, medyanın en acımasız olduğu ülke İtalya'ya niye gidiyor Fatih?..
Dünya futbolunun gündeminde olmak, orada gündem oluşturmak için..
Galatasaray'da da, Avrupa gündeminde oluyordu. Galatasaray ayda bir Avrupa'ya çıktıkça.. Ama bu kesmiyordu Hoca'yı.. O hergün gündemde olmak istiyor, bunu başaracağına da inanıyordu..
Ali Kırca, atv'de haberi verirken "Beklenen sürpriz" dedi. Dil sürçmesi değil, durumun harika bir özetiydi.
Fatih Terim, gideceğini aylar önce açık açık söylemiş, aylar boyu hep bu sözün arkasında kalmıştı. Gitmesi bekleniyordu.
Galatasaray öyle bir başarıya ulaşmış, öyle bir hava yaratılmıştı ki, Hoca'nın artık ayrılamayacağı düşünülüyordu.. Daha doğrusu, düşünceye dönüşmüş bir temenni idi bu, hani eloğlunun wishful thinking, dediği..
Fatih Terim, bir yanında Ali Kırca, bir yanında ben otururken, atv Avrupa'da "Gideceğim" demişti.. Gideceği ülkeyi dahi işaret etmişti:
"İtalyanca öğreniyorum" diyerek.
Kırca, "Terim Fiorentina ile anlaştı" haberini verirken, altı ay evveline ait bu klibi kullansaydı, pek çok sorunun yanıtı verilmiş olacaktı.
Fatih Hoca "Gideceğim" demiş, ama yönetim ciddiye almamıştı. "Nasılsa gitmez" diye düşünmüş olmalıydılar.
Ama Fatih Terim'i tanımamışlardı.
O konuşmadan sonra, yeri düştüğü her defasında "Fatih Terim gidecek" dedim..
Bir sebeb daha ekledim..
"Fulya Terim çocuklarının yurt dışında eğitim görmesini istiyor. O gitmek kararında.."
Fatih Terim'in yaşamında ve başarısında eşinin yerini herhalde en iyi bilenlerden biriyim.. Fulya da gitme kararlısı olunca, Fatih Hoca'yı artık tutmak zor olacaktı. Nitekim tutamadılar.
Şimdi, bir Türk olarak, Fatih Terim'e İtalya'da başarılar dilemek dışında yapacak şey yok..
Avrupa'ya durmadan ayak ihracını düşünürken, Mustafa Denizli'den sonra ikinci beyni ihraç ediyoruz. Denizli, Almanya'da ikinci lige gitmesine rağmen, kısa zamanda efsane adam olmuş, şan ve şöhretin zirvesinde iken, özel yaşamımdaki yanlışları iş hayatına yansıtması ile perişan olup, adeta kaçar gibi geri dönmüştü.
Fatih Terim, özel yaşamındaki örnekliği ile dikkati çeken bir lider. Gurbet ellerdeki uyuma, sağlam bir aile yapısının katkısı büyük olur. Bu avantajı..
Dezavantajı, Terim'in yumuşak karnı, eleştirilere hazımsızlığı..
Türkiye'nin en az eleştirilen, ama en çok övülen hocası olduğu halde, tahammül edemedi. Dört yıl evvelki kavgamızın temelinde bu vardı. Zaman içinde alışır gibi oldu ama o kadar.. Florya kapılarını, gazetecilere, ödül ve ceza gibi açtı kapadı.. İtalya'da dünyanın en rezil, en acımasız futbol medyası var. Fatih Hoca soğukkanlı olmaz, burdaki tutumunu orda devam ettirmeye kalkarsa, açık söylüyorum, perişan ederler.. Medyaya kulaklarını kapaması ilk şart..
Sonrası..
Sonrası bir uyum, bir frekans meselesi..
Fatih Terim'in dünyada çalıştırmayacağı takım yok..
Galatasaray'a adeta bir stajyer gibi gelmişti. Dört yılda, Galatasaray'a aldırdığı mesafenin mislini, kendisi aldı. Bugün teknik direktörlük kariyeri tartışılmaz. Ama bu başarı demek değil. Futbol değişik bir dünya.. Frekanslar uymazsa olmaz.
Zeman gibi bir dev, Türkiye'de başarılı olabildi mi?.. Kısa zamanda geri dönüşü, Zeman'ın kredisini düşürmedi. O hala dünyanın en iyilerinden biri.. Fatih Terim için de durum farklı olmayacak.
Uyum gerçekleşirse, Fiorentina'yı da zirvelere taşır ve sanırız artık sadece Galatasaraylıları değil, dünya üzerindeki tüm Türkleri mutlu eder..
Sevgili Hocam..
Kendin ve ailen için en doğru kararı verdin.
Floransa, Avrupa'nın en güzel kentlerinden biri.. Terim ailesinin orada mutluluklarını arttırarak devam ettireceğine inanıyorum.
Kalbimiz ve dualarımız seninle..
Yolun açık olsun, sevgili Dostum!..
Olmadı Başkan, olmadı!..
Meriç Tunca bu dünyaya beni çıldırtmak için gelmiş sanki.. Dünyanın en sevimli adamıdır.. En dost..
Ama Sabah'ta spor yönetiminde çalışırken, iki günde bir ne yapar yapar beni çıldırtırdı.
Star'a gitti.. Bu defa yazılarını okurken çıldırmaya başladım..
Dün bu defa çok başka şekilde çıldırmama sebeb oldu. Yazdığı bir yazı yüzünden Türkiye Spor Yazarları Derneği'nden ihraç edilmişti..
Ben size birşey diyeyim mi..
Meriç'i ihraç gerekirse, bu dernekte kaç kişi kalır merak ediyorum.
Gazetecileri yazıları yüzünden cezalandırmak işinin, aslında o gazetecinin yazı özgürlüğünü sonuna kadar savunmak için kurulan derneklere kalması ne kadar acı?..
Bir gazeteciyi eğer bu çıldırtmazsa, başka ne çıldırdırtır?.
Meriç, ihracına sebeb olan yazısını aylar önce yazdığında, her kapının arkasında, Fenerbahçe Başkanı ile bazı Fener muhabir ve yazarları arasındaki menfaat ilişkileri anlatılıyordu.
Hatta bunlar televizyonlara yansıyordu..
Meriç bu dedikoduları yazdı, hepsi bu..
Sonra ihraç kararı..
Ne zaman..
Geçen haftaki kongreden sonra..
İtiraz sadece kongreye yapılıyor. İki gün evvel haber alsa mesele yok. Şimdi iki yıl beklemek zorunda.. Tesadüfe bakın..
İnsanları yazılarından dolayı, mahkemeler cezalandırır..
O insanın özgür yazmasını sağlamak için kurulmuş dernekler değil, Başkan..
Bu haberler hiçbir yerde yok!..
Vallahi bu Hakan ile Utku azdılar.. Ufak ufak başladılar.. Ses çıkarmadık.. Hafta sonları büyük yazılara başladılar. "Çocuklar heveslerini alsın" dedik.. Sonra gene ufak ufak spor günümüze bulaştılar. Hoşgördük. Şimdi kalkıp uzun spor yazmışlar.. Tam çöpe atmak üzere iken gözüm takıldı. Bir baktım, bu haberler "Hiçbir televizyonda yok.." Dahası "Hiçbir gazetede yok.." Dahası.. "Hiçbir dergide de yok.."
Eee.. O zaman bizde olmalı.. Buyrun Hakan ile Utku'dan en keyifli transfer haberleri..
***
Fenerbahçe
Denizlispor'dan Ümit'in son anda Beşiktaş'a gitmesi, Galatasaraylı Ümit'in de kulübünde kalması sonucu ümitleri suya düşen Fenerbahçe, yabancı futbolcusu Lazetiç'in adının Ümit olarak değiştirilmesine karar vermiş. Yönetim daha evvel Sırplar tarafından zorla Sırp yapıldığını söyledikleri Türk Lazetiç'in Ümit olan adının Sırplar tarafından değiştirildiğini açıklamaya hazırlanıyorlarmış.
Fenerbahçe bu sene her şeye rağmen rüya takımı kurmaya kesin kararlı. Bu yüzden yönetim Rüya Takım'ın listesini lig başlamadan bir rüya tabircisine incelettirecekmiş.
Bir futbol maçına yıldırım düşmesi üzerine Aziz Yıldırım çevresindekilere "Valla bu kez ben değilim. Futbolun içine bir kere düştüm hala çıkamıyorum. Bir daha düşmeye niyetim yok" diye dert yanmış.
Mesut Yılmaz'ın oğlu Hasan'ın bu yıl da Galatasaray'da kalacağını açıklaması üzerine Fenerbahçe Tansu Çiller'in oğlu Mert'e kancayı takmış. Ayrıca yurt dışından Tony Blair'in yeni doğan çocuğunu da transfere hazırlanıyorlarmış.
Bu arada Fenerbahçe Demet Şener'le anlaşmak üzereymiş. Ülkedeki tüm çapkınları peşinden koşturan Demet Şener, futbolcuları da koşturur diye düşünen yönetim Demet'le el sıkışmaya hazırlanıyormuş. Bu anlaşmaya göre Demet antremanlarda bisikletle önden giderken futbolcular peşinden koşacak, böylece futbolcuların kondüsyonunda artış gözlenecekmiş.
Beşiktaş
Beşiktaş bu yıl İtalyan Scala ile şampiyonluğu ıskalamamaya kararlıymış. Bu arada yönetim her ihtimale karşı Sicilyalı bir İtalyan Mafya babasıyla da anlaşmış. Olur da bu yıl da şampiyon olunmazsa bu kez "Baba" devreye girip Fulya'yı Sicilya'ya çevirecekmiş.
Beşiktaş'ın bu yıl transferde önüne gelen futbolcuyu ham yapmasına sebep olarak Ahmet Hamoğlu'nun transferin başına geçmesi gösteriliyormuş Hızını alamayan Beşiktaşlılar Fenerbahçe'yle ipleri koparan Şadan Kalkavan'ı da transfer etmek istiyorlarmış.
Galatasaray
Galatasaray Recai Yakut'la anlaşmak üzereymiş. Recai Yakut kim mi?.. Yuh olsun size.. Define arayıcısı.. Eğer define bulunursa yüzde 30 Recai'nin olacakmış. Kalan para ise Galatasaray'ın ekonomik krizi aşmasında kullanılacakmış. Ayrıca Faruk Süren'in Loto idaresine başvurarak bugüne kadar Sayısal'da 6 tutturanların listesini isteyeceği ve bu kişilerden Galatasaray için birer kolon oynamalarını rica edeceği de söyleniyormuş.
Bir süre önce "benden bir b.k olmaz" diye açıklamalarda bulunan Sergen, Serdar Ortaç'ın bir şarkısının klibinde oynamak üzere anlaşma yapmış. Hangi şarkı mı? Tabii ki "Ben adam olmam". Galatasaray yöneticileri aradıkları kaynağı bulamazlar, Teleon'un paraları da suyunu çekerse, dış transfer için reklamlardaki Bonus Ailesi gibi dolanmaya başlayacaklarmış. Cimbomlu yöneticiler Bonus Ailesinin "Alsak alsak bedavaya ne alsak?" şarkısını değiştirerek şu şekilde söyleyeceklermiş: "Aslan aslan bedavaya kimi alsan?"
Sakın ha!.
Fatih Hoca'nın yerine Hagi, antrenör oyuncu olarak gelecekmiş..
Düşüncesi bile komik..
Galatasaray, oyuncak ya da deneme tahtası mı?.. Bir tek gün antrenörlük kariyeri olmayan bir futbolcuya UEFA Şampiyonu takım teslim edilir mi?.
Fatih Terim'den sonra Galatasaray'a gelebilecek tek yerli hoca, Mustafa Denizli idi.. Kapıları kendisi kapattı.
Şimdi dışardan biri gelmeli.. Dünya çapında biri.. İlle de isteniyorsa, Hagi onun yanında antrenör-oyuncu olarak görev yapar. Başarılı olursa devam eder.
Büyük futbolcu olmakla, büyük hoca olmak çok farklı şeylerdir.
Galatasaray'ın böyle bir yanlış, böyle bir çocukluk yapabileceğini düşünmek dahi istemiyorum.
hakanutku@hotmail.com