Vergiler ağır.. Maliyeciler buna rağmen iktidarları etkileyerek kamu açıklarını ek vergilerle kapamaya çalışıyor.
Kamu açığının enflasyon yarattığı doğru da açığı azaltmanın başka yolu yok mu?
Var.. Devlet israfı ile mücadele etmek..
Önce bu yapılacak, onunla beraber vergi adaletini sağlayacak adımlar atılacak.
Çünkü israf, iktidarları önce tüketimi, sonra tasarrufları ağır şekilde vergilendirme yanlışına yöneltiyor. Sonuçta yatırım ve üretim artışını frenleyen politikalar işsizliği getiriyor ve gelir dağılımını daha çok bozuyor.
Bazılarının vergisini dürüstçe öderken bazılarının kaçırması, vergi adaletini hançerler.
İstanbul'da yapılan bir inceleme, gazino, lokanta ve bar gibi işyerlerinde, büyük çaplı vergi kaçakçılığı yapıldığını ortaya çıkardı.
Dünyanın her yerinde vergi kaçağı oluyor ama beş kazanıp bir göstermek yalnız Türkiye'de.. Bunun mazereti yoktur.
Devlet bunun üstüne gitmek zorunda.
Ama haklılığının manevi zeminini oluşturmak için de, toplanan vergilerin doğru yerlere gittiğini de göstermek zorunda. Bir yandan KİT'leri özelleştirip öte yandan meclisi bile 5000 kişinin maaş aldığı bir KİT haline dönüştüren zihniyete halk, dünyanın hiç bir yerinde ödediği vergiyi helâl etmez.
Meclis yönetimi, emekliliği gelen çoğu çaycı 120 personeli ayırmak istiyor. Fakat bu kişiler pazarlık yapıyor: "Ya yerimize çocuklarımızı almayı kabul edersiniz ya da 65 yaşına kadar çalışmaya devam ederiz.."
Onları kınayamayız. Yolunu bulan herkes devleti soyuyor. Onlar da kendi ölçülerine göre paylarını talep ediyor.
Sonuçta Şanlıurfa'ya Kasım ayında tayin edilen öğretmenlere 6 ay geçtiği halde yollukları ödenemiyor. Onlar da Başbakan'dan değil Ahmet Vardar'dan yardım istiyor.
Türkiye'nin geleceği "Devletin malı deniz, yemeyen domuz" zihniyetini tarihin çöplüğüne gömecek bir devrim talep ediyor.
Bilindiği gibi Belçika, Sabancı suikasti faillerinden örgüt üyesi Fehriye Erdal'ın Türkiye'ye iadesi talebini reddetti.
Fehriye Erdal'a siyasi sığınma hakkı tanınması bile gündemde..
Avrupa Birliği'nin başkentinde, terörü siyasi eylem kabul eden bir anlayışı görmek şaşırtıcı.
Hukukun en temel değerlerine yönelik bu ilkel meydan okuma, eğer terör örgütünün önümüzdeki ay Belçika'da yapılacak Avrupa Futbol Şampiyonası'nı kana bulama tehdidi karşısında onursuz bir teslimiyet değilse Türkiye'yi aşağılamadır.
Demir Sabancı'nın dediği gibi Belçika bir teröristin yargılanmasını önleyerek terör örgütlerine cesaret vermeyi niçin göze alıyor?
"Türkiye'de idam cezası var, ondan" diyemezler. Çünkü Fransa'nın Çakıcı için yaptığı gibi onlar da Fehriye Erdal için idam edilmeyeceği garantisi alıp öyle iade edebilirlerdi.
Bunu yapmamışlardır.
Mesele, Sabancı ailesinden önce Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin meselesi olmuştur.
Bu, devletin itibar ve onur sorunudur.
Hükümet olaya böyle yaklaşmalı!