|
|
itiraflar
Evet, ben bir canavarım
GAZLAMA muhabbeti, motor homurtularının birbirlerine karşılıklı meydan okumasıyla başlar. Bu homurtular, vahşetin çağrısıdır. Arabalara egzoz yapılır; ses çıkartsın diye... Bir de sisleri açarız. İki yarış türü vardır ki, ölüm teknikleri geçerlidir. Birincinin kuralı frene hiç basmamaktır. Alarm frene bağlanır; fren yaparsanız öter. Alarmı öten, her ötüş için diğer yarışçıya 100 dolar öder. Öteki yarış biçimi daha da korkunç: Tüm farlar kapatılır, yarış zifiri karanlıkta yapılır. Gazcının önüne araç çıkarsa hem farlar hem sis lambaları aynı anda açılır. Öndeki arabanın kendisini sağa sola atarken hangi ağaca veya direğe çarpacağının, içindekinin başına nelerin geleceğinin önemi yoktur. Ölse de, gazcılara vız gelir. Çünkü gazcı için kendi hayatının da önemi yoktur; o hayatla kumar oynar. Keyiften ziyade boşvermişlik, umursamazlık söz konusudur...
Onlar bizden daha hızlı
PEUGEOT 106'yı 88 model Toros'la nasıl takip edeceksin? En fazla arkasından bakıp plakasını alıyoruz, ceza yazıyoruz. Aslında bu durumun gazcı gençler de farkında. Pek çoğu kontrol noktasında durmuyor, basıp geçiyor. Geçenlerde çevirme yapıyorduk. Son model bir spor otomobil belki 120 ile geldi. Kontrolü görmesine rağmen yavaşlamadı. Direksiyondaki gazcı, arabayı üstüme sürdü. O an donup kaldım. Kendimi sağa atmaya bile fırsat bulamadım. Bütün kukaları devirdi, bastı geçti. Bana çarpabilirdi; şu anda hayatta olmayabilirdim. O gün sanki, Azrail'le tanıştım. Aracın plakasını bile alamadım. Sadece markasını gördüm. Polis rüşvet alıyor diyorlar. Birkaç kendini bilmez yüzünden bütün polisleri karalıyorlar. Bu büyük haksızlık. Beş parmağın beşi bir değil. Hem kelle koltukta görev yapıyoruz; hem suçlanıyoruz. Bize de yazık!..
|
Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|