Dün gazetemizin 10. sayfasında yer alan "Birkaç Sabancı daha çıkarsa program aksar" başlıkla habere ilişkin bir açıklama yapan TÜSİAD, Türkiye'nin oluşturmaya çalıştığı düşük enflasyonlu yeni dönemde ücret-enflasyon-kur-faiz arasında yeni denge tesis edilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Açıklamada şöyle denildi:
"Bu denge sağlanabildiği ölçüde geçiş başarılı olacak ve ülkemizde uzun yıllardır hasretini çektiğimiz siyasi ve ekonomik istikrar sağlıklı bir şekilde tesis edilecektir. Bu dengeyi sağlayacak olan temel sosyal faktör, toplumsal uzlaşmadır. TÜSİAD üyelerinin sanayi ve hizmet sektöründe üretim yapan ve istihdam yaratan işadamları olmaları sıfatıyla idrak ettikleri toplumsal sorumluluk, toplumsal uzlaşma arayışını gerekli kılmaktadır."
IMF programında belirtilen kur, faiz ve enflasyon hedefleriyle ilgili olumlu gelişmelerin, mali piyasalara ve fiyat istatistiklerine yansıdığı belirtilen açıklamada şu görüşlere yer verildi: "Dolayısıyla, oluşturmayı istediğimiz denge içerisinde arta kalan ve programı takip etmesi gereken değişken nominal ücretlerdir." Açıklamada imzası bulunan TÜSİAD Genel Sekreteri Haluk Tükel, şöyle devam etti:
"Nominal ücretlerin hükümet hedeflerine uygun şekilde belirlenmesi konusunda TÜSİAD Yönetim Kurulu 6-7 Mart tarihlerinde Ankara'da yapmış olduğu temaslarda gerekli uyarıları hükümet yetkililerine yapmıştır. Burada ileri sürülen görüş Hükümet'in Ekonomik ve Sosyal Konsey'i bir uzlaşma çatısı olarak kullanması ve bu konseyde sadece toplu sözleşmelerle ilgili değil, yürürlükte olan programın gerektirdiği tüm yapısal reformlarla ilgili toplumun çeşitli kesimleri arasında uzlaşmaların tesis edilmesidir.
Bu uzlaşmalar elbette geniş bir kamuoyu bilgilendirmesi ve kamuoyuna açık bir şekilde yapılan tartışmalarla tesis edilebilir. TÜSİAD bu tartışmalara platform oluşturma girişimlerini Ocak ayından beri sürdürmekte olup konuyla ilgili olarak Başbakan ve Başbakan Yardımcılarına da bir mektup yollamıştır.
Gümrük Birliği çerçevesinde ithalata tümüyle açık bir ekonomide Türk sanayicisinin üretim kesintilerine tahammülünün sınırları olduğunu da kabul etmek gerekir."