kapat

30.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ALİ KIRCA(alikirca@sabah.com.tr )


Transfer

Türkiye'de en iyi işleyen kurumlardan biri transfer... Futbolcular ve kulüpler arasındaki sağlıklı bağı ve kurumsal ilişkiyi transfer sağlıyor.

Eskiden aksayan çok şey vardı.

Futbolcular "köle" gibi algılanabiliyordu.

Şimdi futbolcuların da hakları var. Ama işin esası kriterde... En önemli kriter "başarı."

İkinci kriter "gelecek."

Yani önce futbolcunun başarılı bulunması ve sonra da "yarın"ının olması gerekiyor.

***

Transfer kurumunun "sağlıklı" olmasını sağlayan iki önemli etken var...

İlki "zaman"a bağlı olması...

Yani, yılın belli bir döneminde ve önceden belirlenmiş bir takvim içinde yürümesi..

İkincisi, uluslararası kural ve teamüllerin uygulanması ve gerektiğinde yine uluslararası hukuk (ve denetim) mekanizmalarının devreye girebilmesi...

Yani, alanın da satanın da haklarının belli güvenceler altına alınmış olması...

Evet, Türkiye'de en iyi işleyen kurumlardan biri transfer...

***

Başarının ölçü olduğu bir tartıya çıkmak yürek ister...

Türkiye'de "kerameti kendinden menkul" kişiler her daim hacıyatmaz gibi ayakta kalmayı başarırlar...

Bir dönemin sonunda, tıpkı futbolcular gibi, "transfer kantarında" tartılmayı herkes kabul etse; koltuklarından sapır sapır dökülenleri seyretmek oldukça eğlenceli olurdu.

Arz-talep kuralının, "başarı ve gelecek" ekseninde yürürlükte olacağı bir sistem; her alanda yenilenmenin ve yeniden yapılanmanın kapılarını açardı.

O zaman; yıllar yılı siyasette (ve başka alanlarda) kuru-sıkı atanların; transfer döneminde meteliğe kurşun attıkları görülürdü...

***

Eskiden, transfer dönemi, çok heyecanlı geçerdi...

Hatta futbol sezonunun ve maçlarının kendinden bile heyecanlı..

Hayat bir gecede yalancı çıkarırdı kimilerini..

"Damarımızı kesseler siyah-beyaz akar" diyen Şenol-Birol'un ertesi gün attığı sarı-lacivert imzalar yıllar yılı konuşulmuştu..

Metin Oktay'sa, İzmir'de kalması için ısrar eden karısı Oya Sarı'yı, İstanbul'un Sarı-Kırmızı'sına tercih etmiş ve boşanmıştı..

Kız kaçırılır gibi kaçırılıp günlerce saklananlar ya da mafya tehditleriyle imza atanlar da çok görülürdü..

Yabancı transfer sınırlamasının zorlamasıyla; Türkiye'ye daha hiç gelmeden "Türkiye Cumhuriyeti" vatandaşlığına terfi ettirilen futbolcuların cennetine dönmüştü bir ara ülke...

Artık işler tıkırında..

Kurallar "tıkır tıkır" işliyor..

"Hile-i Şeriye"ye ya da kaçırılmalara; mafyaların işin içine karışmasına da gerek kalmadı.. Ya da.. Pek rastlanmıyor...

***

Futbolcular alınteri dökülen bir dönemin sonunda transferin kantarına çıkmaya razı oluyorlar..

Hayatın başka alanlarında; herkes her sabah bir "sanal transfer" kantarı kursa ve üstüne çıksa..

Ve tartsa kendini... Bu kadar kolay olur muydu acep, Fenike parasıyla üç kuruş etmez afra-tafralarla ortalıkta dolaşmak?..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır