


Fak Fuk Fon'dan Balık tutmaya!
Onu tanıyanlar, kendisini sabırlı bir yontu ustasına benzetiyorlar.
Heykeltraşa...
Toprağın sabrını taklit ederek sessiz, sedasız, kibirsiz, böbürlenmesiz heykel yapmaya çalışan bir usta... Zonguldak'ta bir maden işçisinin oğlu olarak dünyaya gelen ve üniversitede okuyup mühendis olduktan sonra da Meclis'e seçilip şimdi Devlet Bakanlığı görevini yürüten Hasan Gemici, bana bir mektup gönderdi.
Abartısız...
Propaganda kokmayan...
Verileri sergileyen...
Nazik bir mektup.
Diyor ki; "Siirt gözlemlerinizle ilgili güzel yazılarınızdan sonra size aşağıdaki bilgileri gönderme gereğini duydum"
Gönderdiği bilgiler:
Fak-Fuk-Fon'la ilgili...
Yani halkın kolay anlaşılsın diye Fakir Fukara Fonu (Fak-Fuk-Fon) diye isim taktığı resmi adı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu'nun son 3 yıllık çalışmalarıyla ilgili bilgiler. Hasan Gemici bu fondan sorumlu Devlet Bakanı.
***
Gönderdiği bilgiler şunlar:
Son 3 yıl içinde Fon'dan:
388 trilyon lira...
Halka kaynak aktarıldı.
Bunların sayısı:
11 milyon kişiyi geçti...
Nüfusun yüzde 20'si.
Depremzedelere:
160 trilyon aktarıldı.
400 bin aile.
1.5 milyon depremzede.
2.5 milyon kişiye:
50 trilyon sağlık yardımı.
29 trilyon periyodik yardım.
73 bin yoksula:
3 trilyon aşevi yardımı.
(2 trilyonu Güneydoğu'ya)
46 bin öğrenci için:
295 öğrenci yurdu.
Toplam harcanan 17 trilyon.
2.5 milyon yoksul öğrenciye:
38 trilyon eğitim yardımı.
Ramazan aylarında:
476 bin aile için:
10 trilyon gıda-giyim yardımı.
873 bin çok yoksul aileye:
9 trilyon yakacak yardımı.
Doğal afetten zarar görenlere:
150 trilyon lira.
Güneydoğu'da terörden zarar görenlere: 634 milyar, üniversite kazanmış yoksul öğrencilere 3 yılda 43 trilyon lira yüksek öğrenim bursu, sokak çocukları için 130 milyar lira, korumaya muhtaç öksüz çocuklar için 3 trilyon lira, yaşlılar bakımevi için 240 milyar lira, 1.5 trilyon lira özürlülere... Bu yardımları yapmak için Dünya Bankası'ndan 252 milyon dolar kredi kullanıldı.
Bilgiler böyle sıralanıyor...
***
Hasan Gemici'nin gönderdiği bilgilerden çıkan sonuç korkunç, gelir dağılımındaki durum ise feci: Nüfusun 11 milyonu yani yüzde 20'si çok yoksul.
Ele güne, devlete muhtaç.
Devlet veriyor...
Ve onlar da yiyorlar öyle mi?
Rusya'da komünist sistem de bu yüzden çöktü. Devlet versin yoksullar yesinler. Ve yoksullar üretime sokulamadığı için yoksulluk kalıcı olsun, Türkiye dünyanın ibiş ülkeleri içinde kalsın öyle mi?
Hasan Gemici diyor ki;
"Terse çevirdik...
Fak-Fuk-Fon'dan
Balık tutmaya geçtik.
Balık vereceğine onlara balık tutmayı öğret doğrusunu ilke edinerek; 3 yılda 75 bin 716 aileye 16 trilyon 600 milyar lira aktardık. Çoğunluğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da olmak üzere 75 bin 176 ailenin üretken hale gelmesi için seracılık, halıcılık-kilimcilik, el sanatları, konfeksiyon, trikotaj, arıcılık, balıkçılık, kültür mantarcılığı gibi küçük istihdam konularına yatırım kredisi açtık.
Kişi başına 220 milyon lira"
***
Önemli olan sonuç...
Sonuç ne oldu...
Bu 75 bin aile kişi başına 220 milyon lira olmak üzere toplam 16.6 trilyon lira devlet desteği ile başlattıkları üretimi geliştirebiliyorlar mı, üretimi, satışları, kaliteyi artırabiliyorlar mı, malı pazara göre üretmek vizyonu içine giriyorlar ve çevrelerine pozitif ışık saçarak örnek olabiliyorlar mı?
Gemici, oluyorlar diyor.
Ve somut örnekler sergiliyor: Karabük Eflani İlçesi'nde süt toplama projesi 20 tonla başladı, bir yılda 30 tona çıktı. Süt üreticilerinin eline aylık 40 milyon lira geçmeye başladı. Samsun Yakakent'te tavukçuluk projesi, Ankara Polatlı'da küçük el sanatları projesi, Bingöl Solhan'da halıcılık- kilimcilik-konfeksiyon projesi, Erzurum İspir'de arıcılık projesi, Şanlı Urfa'da halıcılık projesi, Diyarbakır Kulp'da ipekböcekçiliği projesi gibi küçük girişimlerle köyün, ilçenin, mahallenin geliri ikiye-üçe katlanıyor. Ve bunlar örnek oluyorlar.
Bu iş sabır istiyor.
Heykeltraş sabrı...