


Belediyelere maşallah
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna geçenlerde bir basın toplantısı yaptı. Gürtuna icraatlarını ve vaatlerini sıraladı.
Ondan sonra bir övgü kampanyası başladı ki sormayın. En tanınmış yazarlar Ali Müfit Gürtuna'nın nasıl başarılı bir belediye başkanı olduğunu anlata anlata bitiremediler. Bundan sonra oylarını ona vereceklerini de eklemeyi ihmal etmediler.
Bu kadar ünlü kalem övgü yarışına girerse belediye hizmetlerinin kötü olduğunu söylemek abes olur herhalde.
Ama ben yine de yaşadığıma bakarım. Sokağa çıktığımda gördüğüme inanırım.
Belediyelerin "fevkâlade çalıştığını" söyleyenler herhalde İstanbul sokaklarından hiç geçmiyorlar. Ya da uyuyarak geçiyorlar.
Kazılmadık, delik deşik edilmedik sonra öylece bırakılmadık kaç tane sokak var İstanbul'da? Hele bir de kendi kendine kazanlar ve bırakanlar var ki, onlara kimse bir şey yapamıyor. Adam dükkânına elektrik çekmek için yolu kazıyor, ne kimseye soruyor ne de bulduğu gibi bırakıyor.
İnanın evimden çıkıp gazeteye giderken içime fenalıklar geliyor, tarlada gitmek bile daha kolay olur.
Şimdi, Ali Müfit Gürtuna diyebilir ki "Biz bütün sokaklardan sorumlu değiliz, ilçe belediyeleri var, özellikle ara sokaklar onlara bağlı." Olabilir de bana ne, benim hayatım sıkıntıya giriyor ya.
Örneğin bizim Sarıyer'de halk sırf Fazilet kazanmasın diye gitti bir başka partiden adaya oy verdi. O da herhalde "Başıma iş açtınız, alın size ceza" diyerek her tarafı kazdı, kazanlara ses çıkarmadı, sonra da öylece bıraktı.
Ali Müfit Gürtuna'ya sormak istiyorum, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmak sadece parlak törenler yapmak, güzel vaadlerde bulunmak mıdır?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı aynı zamanda ilçe belediyelerinin de başı olmak değil mi?
Ali Müfit Gürtuna, lütfedip korumalarının açtığı ana caddelerde hızla gitmek yerine, İstanbul'u inceden inceye şöyle bir gezse, sonra da ilgili ilçe belediye başkanını çağırıp "Nedir bu kepazelik kardeşim?" diye sorsa. Fena mı olur?
Korumasız hedefler
Koruma adı altında devletin ne kadar masraf yaptığı biliniyor. Elbette neredeyse bir "saltanat" haline gelen bu uygulamanın törpülenmesi gerekiyordu. Ancak her iyi şeyi yaparken mutlaka kaş da çıkarmaya bayılıyoruz. Önceki gün bazı kişilere verilen koruma personeli ve araçlarının geri çekildiği açıklandı. Bakanlıktan bir de liste yayınladı.
Bu olmamalı. Teröre hedef olanları "korumalarını kaldırdık" diye ilan ediyoruz. Adeta terör örgütlerine mesaj veriyoruz.
Apo için eylem zinciri başlıyor
Mezopotamya Kültür Merkezi'nde düzenlenen "Çok kültürlülük sempozyumu" İstanbul Valiliği tarafından "bölücülük yapılması ihtimaline karşı" yasaklandı. Sempozyuma konuşmacı olarak İnsan Haklarından Sorumlu Devlet eski Bakanı Mehmet Ali İrtemçelik, Yargıtay Başkanı Sami Selçuk da katılacaktı. Vali Erol Çakır'a yasaklamayı sordum, cevapladı.
- Mezopotamya Kültür Derneği'nin sempozyumunu neden yasakladınız?
- Öncelikle sözünü ettiğiniz bir dernek değil.
- Nedir?
- Bir şirket. Sonunda AŞ var, bunu gözardı etmeyin.
- Peki yasaklama?
- Her şey gibi o da benim üstüme kalıyor.
- Siz yasaklamadınız mı?
- Elbette benim imzamla, ama Emniyet Müdürlüğü görüşünü bildirir.
- Bu hep böyle midir?
- Evet, bir toplantı yapılacağı zaman izin Emniyet Müdürlüğü'nden istenir. Onlar hazırladıkları raporu bana gönderirler.
- Bu konudaki rapor olumsuz muydu?
- Şöyle olumsuzdu, bölücülük yapma ihtimali yüksek görülmüş.
- Nasıl anlaşılır bu?
- Toplantı için 7 kişi başvuruyor, pekçoğu bundan önce bazı suçlardan takibata uğramış, tutuklanmış, hapse girmiş kişiler.
- Siz Emniyet'in kararına uydunuz?
- Evet, zaten iki konuda çok hassasız, biri bölücülük diğeri irtica.
- Bu toplantıdan bölücülük çıkar mıydı?
- Bu subjektif bir soru. Ancak bu toplantının bir eylemler zincirinin ilk halkası olduğu yolunda istihbarat aldık.
- Nasıl bir eylem zinciri.
- Terörist Abdullah Öcalan konusunda. Bugünden itibaren "Apo'ya özgürlük" sloganıyla bir kampanya açılacağı bilgisini aldık.
- Toplantıya bazı ünlü isimler de katılacaklardı.
- Evet, ama olabilir, onlar davetli, ne olacağını bilmek zorunda değiller.
- Eski Bakan İrtemçelik ya da Yargıtay Başkanı arayıp bir şey söyledi mi?
- Hayır bu konuda hiç kimse aramadı.
Aliço'nun balıkları
Göcek'e gidip de Balıkçı Aliço'yu bilmeyen yoktur. Aliço 35 yılı aşkın süredir Göcek'te balık lokantası işletiyor.
Aliço eski bir öğretmen. Çok yıllar önce, daha Göcek'in yeri bile pek bilinmezken buraya gelmiş. Önceleri küçük, salaş bir yerde, gelen tek tük teknecilere ve piknikçilere balık pişirip satmış. Yanına salata, karavida ve karidesi eklemeyi de ihmal etmemiş.
Pişirip sattığı bütün deniz mahsüllerini de kendi tutmasıyla ünlüymüş.
Gel zaman git zaman Göcek gözde yer olunca Aliço da balık lokantasını büyütmüş. Şimdi Göcek'in en iyi üç lokantasından biri olmuş.
Aliço'nun balığını yiyen bilir, nasıl pişirirse pişirir, balığın kokusu da suyu da içinde kalır.