


Dış açık, faiz ve para politikası
Cuma günü Mart 2000 dış ticaret sayıları açıklandı. Dün gazetelerde yayınlandı. İthalat artışı tam gaz Mart'ta da devam etmiş. Geçen yıl 3 milyar dolarken, bu yıl 4.1 milyar dolara yükselmiş.
Doların değer kazanması aslında AB'den yapılan ithalatı düşük gösteriyor. Ona rağmen, yüzde 36'lık bir artış söz konusu. Demek ki hesabı euro cinsinden tutsak, yüzde 50'leri geçecek.
İhracat ise yüzde 8 azalmış. Gene euro ile reel artış var. Ama dolarla düşüyor. Neticede dış ticaret açığı hızla büyüyor. Sadece Mart ayında 1.9 milyar dolar dış ticaret açığı vermişiz.
Geçen Pazar günü Ocak-Şubat ayları cari işlemler dengesine bakmıştık. İki ayda 1.5 milyar dolar açık vardı. Mart'ta herhalde buna 1 milyar dolar daha eklenir. Yılın ilk üç ayında cari denge açığı 2.5 milyar dolara ulaşır.
Ne oluyor? Döviz krizine mi gidiyoruz? Karamsarların tekrar felaket senaryoları üretimini hızlandıracaklarını tahmin ediyorum. Bizim adımız da iyimsere çıktı ya, hikayeyi bir de benden dinleyin.
Faizler yükseliyor
Bu arada TL faizleri de ciddi şekilde tırmanmaya başladı. Hatırlarsanız, yıl başında kur çapasının devreye girmesinden sonra, faizler yüzde 30'lara gerilemişti. O arada bütçeden çok iyi haberler geliyor.
Maliye Bakanı geçen hafta Ocak-Nisan dört aylık dönemde faiz öncesi fazlanın 3.1 katrilyon TL'ye yükseldiğini açıkladı. Programın üstünde. 5 milyar dolar ediyor. Ama faiz ona rağmen yükseliyor.
Manzaraya bakalım. Kurda bir belirsizlik yok. Faiz öncesi bütçe dengesinde devasa fazla var. Peki, o zaman faizler neden yükseliyor? Bu bilmecenin mutlaka açıklanması gerekiyor.
Bilmecenin sırrı yılbaşında devreye giren kur ve para politikasında gizli. Merkez Bankası döviz kurunu 12 ay önceden belirlerken, bir başka ilke kararı daha aldı. Sadece kasama döviz girerse TL basarım, döviz çıkarsa onun karşılığında piyasaya para vermem dedi.
Bu sisteme "para kurulu" dendiğini daha önce de yazmıştık. Ekonominin işleyişi açısından son derece önemli sonuçları var. Kendi iradesi ile Merkez Bankası'nın banknot matbaasına dur demesi büyük önem taşıyor.
Otomatik pilot
Şimdi iki olayı birleştirelim. Yeni politikada dış açıkla faiz arasındaki ilişkiyi izleyelim. Döviz giderleri gelirlerin üstüne çıkınca, ithalatçı TL verip Merkez Bankası'ndan döviz alıyor. Öyle olunca piyasada TL kalmıyor. TL ortadan kaybolunca kaçınılmaz olarak TL faizleri yükseliyor.
Sonra? Faiz artınca tüketim ve yatırım harcamaları kısılacak. Harcamadaki gerileme iç talebi kesecek. Taleple birlikte ithalat azalmaya başlayacak. Böylece kendiliğinden dış açık kapanacak.
Ne kadar ilginç, değil mi? Para kurulu sisteminde, dış dengede açık belirmesi otomatik bir mekanizmayı devreye sokuyor. Açık rezervleri azaltınca, TL piyasasında likidite sıkışıyor. Böylece faizlerin yükselmesi talebi ve oradan da ithalatı düşürüyor. Dış açık sorunu çözülüyor.
Sorunu başka şekilde vazedelim. Vatandaş dövizden TL'ye geçmezse, faiz yükseliyor, ekonomi ve ithalat yavaşlıyor. Vatandaş döviz bozdurmazsa, ekonomi de döviz harcayamıyor. Devlet dış borç almazsa da aynı şeyler oluyor.
Para kurulu basit bir sistem. Ekonominin ne kadar dövizi varsa, o kadar harcatıyor. Dövizleri bozdurmazsak, faizler yükselecek ve ithalat azalacak. Eğer bozdurursak, o zaman zaten o dövizleri harcamak için ithalat yapmak zorundayız.
Yıllardır neden para kuruluna geçilmesini talep ettiğimi sanırım şimdi daha iyi anlıyorsunuz.