


Öbür taraf...
Görüyor musunuz?
Yapmak isteyenler var, bir de yaptırmamak isteyenler var.
Yâni, faili meçhuller dahil, bütün kirli ilişkileri çözmek isteyenler var, bir de çözdürmemek isteyenler var.
Bir taraf çalışıyor, öbür taraf çarpıtıyor... İyice kafalar karışsın ki, neyin ne olduğu anlaşılamasın.
Memleketin temiz evlâtları, mesleğini, kariyerini, varını yoğunu ortaya koyarak katillerin ve hırsızların peşine düşüyor, ama karşısında esrarengiz bir kuvvet var... Hem de köşebaşlarını tutmuşlar...
*
Farkındaysanız, İçişleri Bakanı Tantan, sadece 2 lâf söyledi:
Fazla değil, 2 lâf.
Birincisi:
- Arşivleri karıştırın.
İkincisi:
- Nüfus (ve nüfuz) casusları var.
İşte o kadar... Fazla konuşmadı.
Bence yeterlidir.
Casusları uzakta değil, yakınımızda arayalım.
Arşivler ise zaten ezberimizde.
Bunları yan yana koyduğumuz zaman şer cephesindeki sessiz uzlaşma'nın fotoğrafı pekâla çıkıyor ortaya... Bütün mesele, zincirin bir kaç eksik halkasını da bulup fotoğrafa eklemek.
Ne tuhaf.
Türkiye, kendisiyle boğuşuyor.
*
Esasen yıllardır bu böyle...
Her dalda böyle:
- Terörle boğuşanlara ödül değil, ceza verildi. En azından -herbiri- rencide edildi... Hattâ hedef gösterildi... Bölücülükle savaşanlara çağdısı yaftası asıldı.
- Ufkumuzu açanlara, çağdaş ekonomik reçete sunanlara, çirkin damgalar vuruldu. Çünkü öbür taraf rahatsız oldu... Biraz daha geriye giderseniz, 40 bin köye elektrik getirmek bile kabahat sayıldı... Yâni yapmak isteyenlerle yaptırmamak isteyenlerin ilk mücadelesi değil bu.
- Sağlıklı Aile yapısını ve ahlâkı korumak isteyenler, sürgüne gönderildi, kızağa çekildi...
- Sanayici'nin adı katil sermaye'ye çıktı. Lüksemburgtan 1 milyon dolar alamazken, döviz göndermeyin ey gurbetçiler diye çağrılar yapıldı... Bir ara bu memleketten İntercontinental bile kovuldu... Hatırlamıyor musunuz?
*
Ama bunların hepsi aşıldı...
Türkiye yıldızlaştıkça, öbür taraf daima çıldırıyor... On parmağında on kara, her tarafa sürüyor.
Şimdiki seri operasyonlar, Türkiye'nin bütün esrarengiz yanlarını teker teker bulup ortaya çıkaracak diye öbür taraf'ın ödü patlıyor...
Bunlar öyledir.
Diplomatlarımızı ASALA öldürdükçe yol bu yol değildir diye bir şeyler gevelediler, yâni bir başka yol var demeye getirdiler, PKK terörünü -ne demekse- siyasi çözüm lazım diyerek yüreklendirdiler. Ama siyasi çözümün ne olduğunu halâ söyleyemiyorlar.
Şimdi de tam göbeği'nden yakalamak üzere olduğumuz pislikleri, minder kenarına taşımak için kafa karıştırıyorlar.
Bunu da aşacağız.
- Arşivleri açın, arşivleri.
Hafızanız yoksa, açın okuyun.
Biz 40 kişiyiz. Birbirimizi biliriz.