kapat

28.05.2000
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
Magazin
Superonline
Sabah Künye
Atayatirim
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
E-Posta

Turkport
1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 2000
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


İyi düşündünüz mü?..

Bu gerçek yaşam öyküsünü okuyucu Mahmut Yaman bir yerlerden bulup sizinle paylaşmak için bana yollamış.. Üsluba bakılırsa bizim Tavuk Suyuna Çorba öykülerinden biri..

Bazan kolayca, ne kadar yanlış yönlendirilebildiğimiz, bazan peşin hükümlerin bizi nasıl yanıltabileceğinin ilginç bir öyküsü bu..

***

Dersin konusu, yaşlanmanın belirtileri.. Hocaları Dr.Paul Ruskin, "Şimdi şu örnek olayı dinleyin" diyor öğrencilerine ve başlıyor elindeki kağıdı okumaya:

"Hasta ne konuşuyor, ne de söylenenleri anlıyor. Bazen saatlerce anlaşılmaz şeyler geveliyor. Zaman, yer, ya da kişi kavramı yok. Yalnız, nasıl oluyorsa, kendi adı söylendiğinde tepki veriyor.

Son altı aydır onun yanındayım, ne görünüşü için bir çaba sarf ediyor ne de bakım yapılırken yardımcı oluyor. Onu hep başkaları besliyor, yıkıyor ve giydiriyor. Dişleri yok, yiyecekleri püre halinde verilmesi gerekiyor. Gömleği salyalarından dolayı sürekli leke içinde.

Yürümüyor. Uykusu sürekli düzensiz. Geceyarısı uyanıp çığlıklarıyla herkesi uyandırıyor. Çoğu zaman mutlu ve sevecen, fakat bazan ortada bir sebep yokken sinirleniyor. Biri gelip onu yatıştırıncaya kadar da feryat figan bağırıyor."

Okumasını bitiren Doktor, sınıfı süzüyor bir süre ve soruyor:

"Söyleyin bakalım, böyle bir hastanın bakımını gönüllü olarak yüklenecek, hatta ona baktığı için mutlu olacak kaç kişi var aranızda?.. Ama lütfen samimi olun.."

Sınıfta büyük bir sessizlik oluyor.. Belli hiç kimse böyle bir hastanın bakımını yüklenmek istemiyor.

Dr. Ruskin, "Tavrınıza çok şaştım" diyor.. "Ben bu işi büyük bir zevkle yapıyorum. Sizin de yapmanız gerekir."

Öğrenciler iyice şaşırıyorlar..

Dr. Ruskin cebinden bir fotoğraf çıkarıyor.. "İşte hastamın fotoğrafı bu" diyor. En öndeki öğrenciye uzatıp "Tüm sınıfı dolaşsın" diyor.

"Aaaa" diyor fotoğrafı eline alan..

Aaa, ya!..

Resimde görülen doktorun altı aylık kızıdır.

***

Dr. Ruskin, Amerikan Tıp Birliği Dergisi'ndeki makalesinde, (günümüzde çok yaşandığı gibi) gülünç bir yanlış anlamanın insana nasıl tamamen farklı bir bakış açısı kazandıracağını anlatmaktadır.

Yazma özürlü..
43 yıldır ara vermeksizin yazıyorum, ama herhalde dünyanın en yazma özürlü yazarıyım.. Neden?..

Ne zaman birine dokundursam, hazret bu yazıyı Hıncal'a kimin "Yazdırdığını" aramaya başlar.

Galatasaray yöneticisi Celal Gürcan, Diyarbakır'da Federasyon tarafından Galatasaray'a bedava verilen davetiyeleri 30 milyon liraya sattı.

Galatasaray adına sadece ayıp etmekle kalmadı, bir de, davetiyenin fiatı olmadığı, yani bilet gibi önceden vergisi kesilmediği için, Galatasaray'ı vergi kaçırmış duruma düşürdü.

Ayıp etti. Galatasaray adına ayıp etti. Yazdım..

Araştırma başlatmış..

"Bunu Hıncal'a kim yazdırdı" diyormuş önüne gelene.. Aslında cevabı biliyor ve onu ima ediyor, tek akıllı o ya, dünyada..

Orhan Mizanoğlu benim en yakın arkadaş listemin başında ve Galatasaray Yönetim Kurulu üyesi ayni zamanda.. Diyarbakır'da hep beraberdik Orhan'la..

Muhbir Orhan.. Yazıyı yazdıran da o..

Yazıklar olsun!..

Bak Celal, bunu da Orhan yazdırıyor şimdi:

UEFA'dan 50 dolara aldığı maç biletini, Galatasaray'ın hemen her deplasmanına katılan gerçekten vefakar taraftara ve her deplasmana Avrupa'nın neresinde olursa olsun koşup elen gurbetçiye 300-400 dolara karaborsadan satıp, Türkiye'yi İngiliz medyasının diline düşüren ve UEFA'nın soruşturma açtırmasına sebeb olan Galatasaray yönetim kurulu, kazandığı bu "Kara" para ile, milletvekillerini Kopenhag'a götürmüş, getirmiş, yedirmiş, içirmiş, maç biletlerini vermiştir.

Bu "İkram"ın sebebi, Galatasaray soluğu batak içindeki bütçesini denkleştirecek parayı "Ödül" adı altında yeni çıkacak yasa ile koparmak için Meclis kulislerinde cümbür cemaat alınca, anlaşılmıştır.

Bu Yönetim Celal, bu ayıbın hesabını verebilecek midir?..

Kimin fikridir, Meclis'in oy çoğunluğunu, ekonomik kriz içindeki Galatasaray'ın bin yerinden delik kesesinden Danimarkalarda ağırlamak?. O milletvekilleri böyle bir ağırlanmaya muhtaç mıdır, bir defa?.

"Bunları Hıncal'a kim yazdırıyor" diye dört döneceğine sorduklarıma yanıt ver, tamam mı, Celal dostum!..

Aslan para avında
Gururumuz,şampiyonlar şampiyonu Galatasaray "Kupa kolleksiyoncusu" oldu. Ama kupayla saadet bir yere kadar oluyor.

Başkan Faruk Süren ve yönetim haldır haldır para arıyor. Artı piyango bileti alanlar, sayısal-loto oynayanlar, kredi arayanlar da cabası..

Devletten az veya çok Galatasaray'a para geleceği kesin ama herşeyi devletten beklemek olmaz. Galatasaray için biz de elimizi taşın altına soktuk ve birkaç kaynak önerisi de biz geliştirdik.

* UEFA Kupası isteyenlere kiralansın. "Kupayı bir gecelik koynuma alıp yatmak istiyorum, ölmeden bir kerecik kucağıma alayım, evde komşuları toplayıp hava atıcam..." gibi istekler için kupa önceden belirlenecek bir tarife ile dileyen herkese kiralık verilsin.

Kupaya hasret sezonu tamamlayan takımlar için de sezonluk kiralama tarifesi ayrıca belirlensin. İlki Fener'e götürülsün.

* Galatasaray'ın zaferlerinden sonra çeşitli kanallarda yayınlanan kutlama görüntüleri tek tek incelenerek eğlenenler birer tespit edilsin ve bu kişilerden eğlence ücreti tahsil edilsin.

* Florya tesisleri içerisinde belirlenecek bir alana anason ekilerek rakı üretimine geçilsin. Üretilen rakılar Aslan Sütü adıyla satılsın.

* Kutlama yapıcam diye havaya ateş açan ve onu bunu öldüren şehir ayılarının deşarj olmaları için Florya'nın bir bölümü paralı atış poligonu haline getirilsin.

* Evde, işte okulda canı sıkılanın günlerdir tek konuştuğu konu Galatasaray. Bundan böyle Galatasaray hakkında konuştuğu tespit edilen herkesten telif ücreti toplansın.

* Yurt genelinde müzik aleti çalan herkesten üç kere arka arkaya Re notasına bastığı tespit edilenlere Galatasaray'a para ödeme zorunluluğu getirilsin. Ayrıca ne yapıp edip Fa notasından da aynı şekilde yararlanılabilmesi için notanın yeni adı Ra olarak kabul ettirilsin.

* Hülya Avşar'ın hipnozcusu ile anlaşıp ülkede ne kadar zengin varsa bir şekilde hipnotize ettirilip hepsinin kendisin Galatasaray başkanı zannetmesi ve kulübe bağış yapması sağlansın.

* Faruk Süren daha önce "20:45'te şampiyonuz" demiş ve tutmuştu. Demek ki rakamlarla arası iyi.. Sayısal Loto oynasın..

* Fatih Terim, Okan, Hakan Şükür başta olmak üzere şampiyon ekip televizyon reklamlarından inmek bilmiyorlar. Oynadıkları her reklam için kulübe belli bir komisyon ödesinler.

* Fatih Terim kravatlarını, Faruk Süren yarım kalmış purolarını, futbolcular da formalarını açık arttırmayla satışa çıkarsınlar.

* Müfit Erkasap, Fatih Terim tarafından tokatlandıktan sonra beyinsel fonksiyonlarının zarar gördüğünü ileri sürerek sigortadan büyük para kopartsın. Kulübe hibe etsin.

* Galatasaray'la ilgili herşey satılsın. Şişelenmiş alınteri bile pazarlansın.

Bu yıl Ali Sami Yen'de Galatasaray'la maça çıkan yerli yabancı tüm kulüplere birer yazı yollanarak çimlere bastıkları için ceza ödemeleri istensin.

hakanutku@hotmail.com

Pazar neşemiz bu hafta okuyucu Hüsrev Asi'den..

Uzun ikna turlarından sonra Ermeni mahallesinin 17 yaşındaki güzeller güzeli ama en fakir ailesinin kızı Zıvart, mahallenin en zengin ama en yaşlı ihtiyarı Mıgırdıç Bey ile evlendirilir.

İlk gece Mıgırdıç Bey ölüverir.

Durumu şüpheli bulan savcılık soruşturma açtırır.. Hatta sonunda dava açılır..

Mahkemede hakim sorar:

"Kızım anlat bakalım, Mıgırdıç Bey nasıl öldü?"

Zivart, utangaç ve Ermeni şivesiyle anlatır:

"Valla hakim bey, malumunuz zifaf gezesi.. Mıgırdıç Bey üstüme geldi, başladı titremeğe.. Ben zannettim geloor.. Meğer gidooormuş!."

Selva Mısırlı Bayındır'a bu çok sıcak dizeler için binlerce teşekkür..

***

Dedemi düşünüyorum.

Aklıma tombul yanakları geliyor

Onları sıkıştırıp sıkıştırıp öperdim

Dedemi düşünüyorum

Aklıma beni uyutmaya çalışması geliyor

Ben onu uyutup yataktan kaçardım

Dedemi düşünüyorum

Aklıma beraber çıktığımız yolculuklar geliyor

Beni sırtına alıp karlarda kaydırırdı

Düşerim diye düşünürdüm ama o hiç düşürmezdi.

Dedemi düşünüyorum

Aklıma bayramlar geliyor

Bizi kahvaltıya çağırıp tabaklarımızın altına altınlar koyardı

Herkesin altınını ben bulurdum

Ne zaman dedemi düşünsem hep gülümsüyorum

Biz dedemle her zaman gülerdik

Annem kendi dedesini hiç görmemiş

Bana sen çok şanslısın diyor

O dedesini resimlerden tanıyor

Benimse milyonlarca anım var.

EĞER
..hayatınız boyunca sadece bir tek yemeği devamlı yemek zorunda kalsaydınız,(Size hiç sağlık sorunu yaratmamak kaydıyla tabii) hangi yiyeceği, ya da yemeği seçerdiniz?..

..bir mevsimi takvimden yoketme gücünüz olsaydı, ilkbaharı mı,

yazı mı, sonbaharı mı, kışı mı silerdiniz?.

..bildiğiniz birşeyi hiç bilmemiş olmanız mümkün olsaydı, bu ne olurdu?.

Çetelerin da artık sendikalı olma zamanı geldi.

NUR-İŞ

Hakan&Utku

SEVDİĞİM LAFLAR
Edepsizliğin başladığı yerde, edebiyat biter.

M.Akif Ersoy

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 2000, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır